Yapı Sektörünün Haber Portalı

Konferansta Üçüncü Gün

Konferansta Üçüncü Gün
Sunuşların devam ettiği son günkü sunuşlar Türkçe yapıldı. Üçüncü gün ana konuşmacılardan Mustafa Ziya Ülkenciler’in “Türk Sinemasında Tasarım ve Yanlış Uygulamalar” başlıklı sunuşu ile başladı. Mustafa Ziya Ülkenciler- Kısa Özgeçmiş: 1947 yılında Antalya’da doğdu.1976 da profesyonel tanıtım fotoğrafçılığına başlayan Ülkenciler, 1983 yılında BİLSAK-FOTOĞRAF ATÖLYESİ’ni kurdu. 1984 yılında TAKSİM SANAT GALERİSİ’nde ilk resim sergisini açtı. 1986’da DİLAN (Yönetmen Erden KRAL) filmi ile sinemaya başladı. ASİYE NASIL KURTULUR?, HAYALLERİM, AŞKIM VE SEN (Atıf YILMAZ) filmlerinde seti görüntüledi. ODAK FİLM’de çalışmalarını sürdürürken, bazı gazete ve dergilerin sanat sayfaları için resim, sinema, fotoğraf dallarında foto röportajlar gerçekleştirdi. Sanat yönetmenliğine Sinan ÇETİN’in DUBLÖR filmi ile başladı. Bunu TUNÇ OKAN’nın FİKRİMİN İNCE GÜLÜ filmi izledi. Sanat yönetmenliğinin yanı sıra Güneş KARABUDA ile BOĞAZİÇİNE SIĞINANLAR (Belgesel) ve Barbro KARABUDA ile MENEKŞE KOYU filmlerinde fotoğraf çalışmalarını sürdürdü. Filmlerini sürdüren Ülkenciler, muhtelif reklam filmleri yönetmenliği, çeşitli televizyonların sanat, haber,magazin, sohbet ve eğlence programlarının dekorlarını tasarlayıp uyguladı. TV reklam filmlerinin sanat yönetmenliğini yaptı. Halen ALTERNATİF SİNEMA LTD. ŞTİ’nde sanat yönetmenliği, dekor tasarım ve uygulamalarının yanı sıra resim ve fotoğraf çalışmalarına da devam etmektedir. M. ZİYA ÜLKENCİLER’in sanat yönetmenliği yaptığı önemli diğer filmler; Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (yavuz turgul), Hamam (ferzan özpetek-1996), Eşkiya (yavuz turgul-1996), Ağır Roman (mustafa altıoklar-1997) 35. Antalya Altın Portakal Film Festivali, en iyi sanat yönetmeni ödülü, Harem Suare (ferzan özpetek-1998), Salkım Hanımın Taneleri ((tomris giritlioğlu-1999) bu iki filmle 36. Antalya altın portakal film festivali en iyi sanat yönetmeni ödülü, Filler Ve Çimen (derviş zaim-1999) bu filmle 37. Antalya altın portakal film festivali en iyi sanat yönetmeni ödülü, 12. Ankara Film Festivali, en iyi sanat yönetmeni ödülü, Komser Şekspir (sinan çetin-2000), Büyük Adam Küçük Aşk (handan ipekçi-2000), O da Beni Seviyor (barış pirhasan-2001), Abdülhamid Düşerken (trt ziya öztan-2002) bu filmle 40. Antalya altın portakal film festivali en iyi sanat yönetmeni ödülü, 15. Ankara film festivali en iyi sanat yönetmeni ödülü, Kalbin Zamani (ali özgentürk-2004), Yamada Torojiro (trt japon belgeseli- 2004) 6. Seans Programı Konferans programında aşağıdaki konu başlıkları ve konuşmacılar olan 6. seans ile devam etti: “Sinema Olgusu İçerisinde Dış ve İç Mekan Biçimi ve Kimliği Üzerine İmaj Yaratan Holistik Bir Yaklaşım” Gülin Beyhan, Süleyman Demirel Üniversitesi “Neden Kendimize Özgü Sinemasal Anlatı Biçimleri Üret(e)miyoruz?” Mustafa Sözen, Akdeniz Üniversitesi “Bilinçaltı Labirentlerinden Beyazperdeye Bir Rüya Hali: Tekinsiz Mekanlar” Gözde Çelik, Yeditepe Üniversitesi Halit Refiğ’in Sunuşu Öğleden sonra ana konuşmacılardan Halit Refiğ “Film Biçimi İzlemez mi?” başlıklı sunuşunu gerçekleştirdi. Halit Refiğ öncelikle idea ve form kavramlarının ortaya çıkışından ve birbirlerinden ayrılışlarından bahsederek konusuna bir giriş yaptı. Kendisi için bir ‘muallim-i evvel’ olarak tanımladığı Eisenstein’dan alıntılar yaparak sinemada formun yerini belirledi. Bu ilk sinema düşünürünün düşüncesine göre sinemada yaratıcılık kendisini hiçbir ön forma bağlı tutmaz. Kendi formunu kendi oluşturur. Sinemada kesin kalıplardan bahsedilemeyeceğini öne süren Refiğ, bu dalda ifadenin büyük ölçüde bir dil meselesi olduğunu belirtti. Eisenstein tema kavramını kullanıyor. Sinemada bu idea kavramının karşılığı. ‘İşin özü/manası’ anlamında... Halit Refiğ özellikle 60’lı yıllarda çeşitli türde yaptığı birçok filmle ilgili çalışmalarının büyük çoğunluğunun konferans teması ile uyumlu olduğunu ifade etti. Refiğ sayıca az bazı filmlerinde formun yapıyı biçimlendirmesinin söz konusu olduğunu söyledi. Bu ters oluşuma verdiği örneklerden biri ‘Gurbet Kuşları’ydı. Filmin çıkış noktasının Turgut Özakman’ın ‘Ocak’ adlı tiyatro oyunu olduğunu hatırlattı. Proje Refiğ’e 1963’te teklif edildi. ‘Ocak’ bir sahne eseri formu içinde oldukça başarılıydı. Refiğ ‘Ocak’ ile ilgili tek mekan içinde tüm olayın çözüldüğünü ve tiyatro anlamında başarısının zaten ispatlanmış olduğunu söyledi. Bu noktada tiyatro formları ve sinema formları arasındaki önemli doğal farklılıklardan bahseden Refiğ statik gördüğü konuyu dinamik hale getirmek için aileyi göç ettirmeye karar verdiğini belirtti. Bununla ailenin her ferdinin mekan değiştirmekten ortaya çıkan problemlerini irdeleyen, göçün nedenleri üzerine düşünülüp bunların filme yansıtılmasından kaynaklanan bir dinamizmin ortaya çıktığını söyledi. ‘Gurbet Kuşları’ndan sonra bu filmdeki yapının tam tersine örnek olarak ‘Haremde Dört Kadın’ filmini gösterdi. Bu filmle 19. yüzyılın sonunda Osmanlı toplumunun paranoyak görüntüsünü vermenin amaçlandığını belirtti. Ancak bu filmin yapım şartlarıyla ekonomik olarak mümkün olmadığından konuyu tek mekanda çözmeye yöneldiğini anlattı. Bu gibi formun anlama hakim olduğu çalışma tarzının çalışmalarında istisnai durumlar olduğuna değindi. Konuşmasında yine Eisenstein’a dönerek onun sinemayı bir sanat ve endüstri sentezi olarak belirlediğini söyledi. Sinema ve mimarlık arasındaki ortak meselenin yapı/yapmak meselesi olduğunu söyledi. Kendi meslek alanının temel bir sorunu olarak dramatik yapıdan ve bu sorunun dramatik yapının ne olup ne olmadığının belirlenemediği Türk sinemasındaki durumundan bahsetti. Her konu için ayrı senaryo yapısı gerektiğini belirten Refiğ, filmlerindeki zaman ve mekan boyutlarını müzik yapılarına benzettiğinden bahsetti. Kendi filmlerinde müzik ve mimarlığı resim gibi güzel sanatlardan daha önde tuttuğunu belirten Refiğ, bu yapılar konusundaki görüşleriyle konuşmasını sonlandırdı. Halit Refiğ- Kısa Özgeçmiş: 1934’te İzmir’de doğdu. İlk amatör filmlerini 1954-1955’te yedek subaylık yaptığı Kore ve Japonya’da gerçekleştirdi. 1957’den itibaren sinema alanında çalışmaya başladı. 1960’da Yasak Aşk filmiyle yönetmen oldu. Şehirdeki Yabancı (1963) ve Gurbet Kuşları(1964) gibi toplumsal gerçekçi özellikte ilk dönem filmlerinden sonra bir ‘ulusal sinema’ kavramı geliştirmeye çalıştı. Bu görüşlerini topladığı ‘Ulusal Sinema Kavgası'’ adlı kitabını yayınladı (1971). TRT Televizyonu için 1974-75 yılında hazırladığı Aşk-ı Memnu, yerli TV dizilerinin öncüsü oldu. Kemal Tahir’in eserleri ve kendisiyle dostluğu düşünsel gelişmesini büyük ölçüde etkiledi. Yorgun Savaşçı dizisinin ses ve görüntü malzemeleri 1983 yılında başbakanlık emriyle yakıldı fakat bir video kaydı 1993 yılında TRT’de kesintisiz olarak yayınlandı.1974-75 yıllarında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin bünyesinde Türkiye’de ilk olarak sinema-televizyon yüksek öğretimini başlatanlar arasında yer aldı. 1977’de ABD’de Visconsin Üniversitesi’nde The Intercessors, 1984’te Ohio Dension Üniversitesi’nde ‘In the Wilderness’ adlı filmleri gerçekleştirdi. Yaptığı 60’a aşkın filmden, çeşitli ödüller kazanmış olan, Amerika, Asya, Avrupa ve Afrika ülkelerinde çeşitli şenlik ve gösterilerde Türkiye’yi temsil edenlerin başlıcları arasında şunlar sayılabilir: Bir Türke Gönül Verdim(1969), Teyzem(1986), Kurtar Beni!(1988), Hanım(1989), İki Yabancı(1991), Köpekler Adası(1996). 7. ve 8. Seans Programları ve Konferansın Kapanışı Halit Refiğ, konuşmasından sonra programında aşağıdaki konu başlıkları ve konuşmacılar olan 7. seansın yürütücülüğünü yaptı: “Sinemada Biçimi Adlandırma: Roland Barthes ile Alman Sessizlerini Okumak” Erol Nezih Orhon, Anadolu Üniversitesi “La Jetée ve Oniki Maymun, ya da Travmanın Modernliği ve Postmodernliği” Aydın Polatkan, İstanbul Teknik Üniversitesi “Dönüştürücü Bir Araç Olan Sinemanın Mekan ve Mimarlık Üzerindeki Etkileri: “Gattaca” Örneği” Seçkin Kutucu, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 8. seans aşağıdaki program ile gerçekleşti: “Sinemada Tasarım Yoktur” Ayşe E. Coşkun, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Ayşe N. Erek, İstanbul Teknik Üniversitesi “Işıklar... Motor...” Ertuğrul Algan, Anadolu Üniversitesi 8. ve son seanstan sonra ‘Pretend’ isimli gösterim yönetmeni Julie Talen’in de katılımıyla gerçekleşti. Gösterim çalışmanın Türkiye galasıydı. Konferansın sunuşlarla ilgili kısmı akşam Konferans Kapanış Partisiyle sona erdi.
Konu Başlıkları Burada Görünecek

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.