- yapi.com.tr
- 21.04.2008
- GÜNDEM
- 2 okunma
Kerpiç Üzerindeki Efsane
Artık hayatını tamamen Türkiye’de geçiren ve çalışmalarını Alman Arkeoloji Enstitüsü’nde sürdüren Seeher, Hattuşa’daki yenileme çalışmaları tamamlandıktan bir yıl sonra, gözlemlerini ve edindiği birikimleri “Hattuşa Kerpiç Kent Suru/Bir Rekonstriksyon Çalışması” isimli kitapta topladı.
Hitit döneminin muhteşem mimarisinin sembolü olan Hattuşa Kerpiç Kent Suru’nu o günkü inşaat teknikleriyle yeniden ayağa kaldıran isim uzun süredir bölgedeki kazı çalışmalarına başkanlık yapan Alman arkeolog Jürgen Seeher. Artık hayatını tamamen Türkiye’de geçiren ve çalışmalarını Alman Arkeoloji Enstitüsü’nde sürdüren Seeher, Hattuşa’daki yenileme çalışmaları tamamlandıktan bir yıl sonra, gözlemlerini ve edindiği birikimleri “Hattuşa Kerpiç Kent Suru/Bir Rekonstriksyon Çalışması” isimli kitapta topladı.
- Proje başladığında beklentileriniz neydi? İşinizin zor olacağını düşündünüz mü?
1994’ten beri Hattuşa kazı başkanlığını yürütüyordum. Orası benim yerim diyebilirim. Zaten hep büyük bir yenileme çalışmasının yapılıp yapılamayacağını düşünüyordum. Ancak çok masraflı bir şey olduğu için uzun süre buna yanaşamadım. 2002’de JTI’ın sponsorluğu üstlenmesiyle mali sorunlar ortadan kalktı ve proje başladı.
- İnşaatta kerpiç tuğlalar kullanmaya karar verdiniz, ama bu tip yapılar artık pek kullanılmıyor. Kerpiç tuğlayla inşaat yapmanın avantaj ve dezavantajları nedir?
Hitit döneminde Hattuşa’daki bütün binalar kerpiçti. Yine de önceki kazılarımızda çok fazla kerpiç kalıntıya rastlayamamıştık, çünkü bu tip malzeme zamanla eriyor. Ancak bazı yerlerde yangın çıkmış ve ısıyla pişen tuğlalar sağlamlaşarak, bugüne kadar gelmiş. Dolayısıyla o dönemdeki tüm yapıların kerpiç olduğunu biliyorduk. Yani yenileme çalışmalarında kerpiç kullanmaya mecburduk.
- Peki hiç ön tarafı kerpiçten inşa edip arkasını daha sağlam bir malzeme ile güçlendirmeyi düşündünüz mü?
Ben düşünmedim, ama projenin mimarı, “Bu kadar masraf yapacağız, sağlam malzeme kullanalım, daha sonra da fazla bakıma gerek kalmasın” dedi. Gerçekten de günümüzde kullanılan katkı maddeleriyle kerpiç yapıyı sağlamlaştırmak mümkün. Ancak bu deneysel arkeoloji kapsamında bir projeydi ve bunu kabul etmedim. Bunu Hititlerin kullandığı metotlarla inşa edip, ne kadar yıpranacağını ve bakım isteyeceğini inceleyecektik.
- Duvarı örmeye başladığınızda karşınıza hangi zorluklar çıktı?
Kerpiç tuğla, ilk örüldüğünde pek sağlam olmuyor. Malzemeyi tanımadığımız için eriyeceğinden endişe ettik. Döktüğümüz tuğlaları naylonlarla kapladık, ama sonradan gördük ki kurumuş kerpiç çok sağlam bir malzeme. Yağmur yağdığında birazcık nemleniyor, sonra su hemen buharlaşıyor. Bunun dışında yapının iç kısmında büyük tomruklar kullanmamız gerekiyordu. Ancak bu tahtaları Anadolu’dan temin etmek mümkün değildi. Sonunda Sibirya’dan getirilen çamları kullandık.
- İkinci çalışma mevsiminde, yapı yavaş yavaş yükselmeye başlayınca, çevre halkının ve basının ilgisi arttı mı?
İlk yıl duvarın bir kısmını yaptık, ama sadece kerpiç bir blok görülüyordu. Çevredekiler “siz hele bir yapın bakalım” deyip geçiştiriyordu. İkinci inşaat mevsiminde ise birden bire kuleler yükselmeye başladı. İşte o zaman insanlar orada ne yaptığımızı anladı. Bazı işçiler de ne yaptığımızı anlamadan çalışıyorlardı. Onlar da bir sur inşa ettiklerini anladılar ve şevkleri arttı.
- İnşaatın bitme sürecinde neler yaşandı?
Çok heyecanlıydı. Bir tarafta kapılar eksik, bir tarafta hâlâ kerpiç örülüyor, bir tarafta da dam bitiriliyor. İşin organizasyon kısmı, baya kafa yorucuydu.
- Uzun süre araştırma yapma şansı bulduktan sonra Hitit mimarisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hitit mimarisi gökten düşmedi. Aslında Anadolu’da on bir yıldır kerpiçten evler yapılıyordu. İlk dönemde evler küçüktü ama ilk tunç çağında görkemli yapılar ortaya çıkmaya başladı. Hitit dönemine zirve diyebiliriz, çünkü ardından yine yapılar küçülüyor. Ancak Helenistik dönemde de Anadolu’nun her tarafı kerpiç yapılarla dolu.
- Birikimlerinizi kitaba aktarma fikri nasıl ortaya çıktı?
Kitap, projeyle beraber gelişti. Böyle bir arkeolojik deney yaptığınız zaman bunu belgelemelisiniz, çünkü sizden sonra gelen insanlara edindiğiniz tecrübeleri aktarmanız gerekir. Birçok bilim adamı, kitabı çok başarılı buldu. Çünkü her bilginin yanında fotoğraf var. Normal bir kitapta yüz civarında fotoğraf vardır. Bu kitapta 570 fotoğraf kullandık.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap