- yapi.com.tr
- 14.06.2010
- GÜNDEM
- 195 okunma
Kentsel Darbe
Kamuoyunun “İsrail’in kınanması”yla ilgilendiği geçen hafta; ormanları, sitleri ve tarım arazilerini “maden ocakları”na açan yasa Meclis’ten geçti. Bu hafta da “kentsel rant”ların pazarlanmasını hedefleyen “kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanları”nı düzenleyen tasarı genel kurulda görüşülecek.
Türkiye’nin gündemi “dış politika”ya kilitlenirken TBMM’nin
gündeminde yine “yağma yasaları” var.
Kamuoyunun “İsrail’in kınanması”yla ilgilendiği geçen hafta, ormanlarımızı,
sitlerimizi ve tarım arazilerimizi “maden ocakları”na açan yasa TBMM’den geçti.
Bu hafta da “kentsel rant”ların pazarlanmasını hedefleyen “kentsel dönüşüm ve
gelişim proje alanları”nı düzenleyen tasarı genel kurul gündemine alındı.
AKP İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar ve 14 milletvekilinin imzasını
taşıyan tasarı, imar rantı yükselen tüm semtlerde “eskiyen yapılaşmayı
yenilemek” ve “deprem riskini azaltmak” bahanesiyle “yeni emlak pazarı”
oluşturmayı amaçlıyor.
2005’te yürürlüğe giren 5393 sayılı yeni Belediye Yasası’nın kentsel
dönüşümle ilgili 73. maddesini ayrıntılı düzenlemelerle değiştirmeyi öngören
tasarı yasalaşırsa “seçim öncesi yeni rant yaratma projeleri” hemen devreye
girecek.
Çünkü tasarıya göre, gayrimenkul getirisi yükselen bölgelerde belirlenecek
“kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanları”nda yeni emlak pazarı yaratabilmek
için “acele kamulaştırma”larla yeni inşaatlara uygun “kent içi alanlar” elde
edilecek.
Buralardaki yapılar da “yıkılarak” oluşturulacak lüks yerleşimler için
taşınmazları ellerinden alınan sakinlerin başka semtlere “kentsel sürgün”ler
olarak taşınmalarında “TOKİ ile işbirliği”ni de öngören tasarı, projelerde en az
5 hektarlık alanı da zorunlu kılıyor.
Yargıya müdahale
Uygulamaların “belediyelerle anlaşacak firmalara” yaptırılmasına “serbestlik”
sağlayan tasarı, projelere “dava açılması” halinde mahkemelerin karar almalarına
da “koşul” getiriyor.
İlk kez bir yasada “yargı denetimi”ne ve “yargı bağımsızlığı”na müdahale
edilen düzenlemeye göre, mahkemeler ancak “açıkça hukuka aykırılık” saptarlarsa
ve bunun da hangi yasanın ihlaliyle oluştuğunu belirtirlerse iptal ya da
yürürlüğü durdurma kararı verebilecekler...
Kamuoyuna açıklanmalı
Büyükşehirlerdeki kentsel dönüşüm alanlarını belirleme yetkisini sadece
Büyükşehir belediyelerine tanıyan, böylece ilçe belediyelerinin onayı olmasa
bile kentsel dönüşüm alanı ilan edilmiş yerlerdeki tüm imar ve yapı izni
yetkilerini de Büyükşehir yönetimlerine bağlayan tasarı, bu hükümleriyle de
yerel yönetimlerdeki “demokratikleşme” hedeflerinde “geri adım” olarak
yorumlanıyor.
AKP’nin “rant ekonomisi” politikalarını yakından izleyenlerin özelikle
“seçime bir yıl kala” daha da çoğalmasını bekledikleri bu türden “yağma
düzenlemeleri”nin TBMM dışında genel “kamuoyu gündemi”ne de taşınarak
tartışılması giderek önem kazanıyor.
Tasarı yasalaşırsa bunun “İstanbul’daki CHP’li ilçe belediyesi yönetimlerinin
imar haklarını ele geçirme” operasyonuna da dönüşebileceğini belirten
gözlemciler, özellikle muhalefet liderlerinin TBMM gündemini de “ulusal tartışma
ortamına taşımaları” gerektiğini vurguluyorlar...
Haberi sosyal medyada paylaşın.
Sn. Oktay Ekinci'nin değerli yazısında sözü edilen ve rantsal 'yeni emlak pazarı' yaratmayı amaçlayan 'kentsel darbe'; henüz 2005 yılında (ve şimdiki merkezi iktidar döneminde) yürürlüğe girmiş bulunan 5393 sayılı 'Belediye Yasası'nın kentsel dönüşümle ilgili 73. maddesini (tasarıya muhalefet şerhinde değinildiği üzere), '22.06.2006 tarihli Başbakanlık yazısı ekinde TBMM'ye gönderilen "Dönüşüm Alanları Hakkında Kanun Tasarısı" ile Yürürlük ve Yürütme maddeleri dahil toplam 13 maddede düzenlenmesi amaçlanan hemen tüm hususların 5393 sayılı Belediye Yasası'nın 73. maddesi içerisinde düzenlenmesini amaçlamakta' olup, maddeyi 'A-4 boyutunda 2,5 sayfalık' tasarı metnine dönüştürmek suretiyle, Ankara (ve yanısıra diğer) Büyükşehir Belediye Başkan(lar)ını, Ankara'da (ve öteki Türk kentlerinde) başlatılmış bulunan kentsel dönüşüm süreç(ler)inin neredeyse tek hakim(ler)i haline getirmek arayışı ve çabasının hukuksal temelini yaratmak gayesi ile beraber düşünülmelidir... Türk hukuk sisteminin ruhuna da aykırı olarak 'makabline şamil olamazlık' ilkesini de çiğnemekte beis görmeyen tasarı, kısa vadede, Sn. Gökçek ve onun gibi karar alma süreçlerinde rahatlık ve sorumsuzluk arayışı içerisinde olan Başkanlarımızı rahat ettirebilir görünse de, orta ve uzun vadede yaratacağı imar(sızlık) kargaşası, hukuki keyfilik ve vatandaşın yerel ve merkezi hükümete olan (anayasal) güvenini sarsma temeli üzerinden bakıldığında, korkunç bir kentsel çekişme ve çalkantının habercisi olma izlenimi vermektedir... Yol yakınken, yanlıştan dönülmelidir...
Dr. Özer Bostanoğlu
(Yük. Şehir ve Bölge Plancısı)
Her zaman Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde ve Başkent TV'sindeki 'imar'la ilgili haftalık programında yapmakta olduğu değerli ve yerinde uyarılarıyla geniş Türk kentsel kamuoyunu, iktidar partisi kökenli rant ve spekülasyon amaçlı girişimlere karşı aydınlatmaya ve oluşturmaya çalışan Sayın Oktay Ekinci'ye, bu tip hamlelere karşı eldeki neredeyse tek müdahale gücünü temsil eden yargı denetimini de (olumsuz anlamda) etkilemeyi içeren bu son kentsel ve dönüşümsel rant girişimini (yani AKP İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar ve 14 milletvekili arkadaşının imzasıyla verilen 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Kentsel Dönüşüm" konulu 73'ncü maddesinde değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifini) ifşa etme çabasından dolayı şükran duymamak mümkün değil... Ancak, bu yazıda, geçenlerde yine burada ('Yapı - Endüstri Merkezi' sitesinde) yayınlanmış bulunan TMMOB - ŞPO Başkanı Sn. Necati Uyar'ın (04.06.2010 tarihli) yazısında değinmiş olduğu bir önemli husus olarak; anılan '73'ncü maddenin değiştirilmesi girişiminin üç parti tarafından, "aynı gerekçelerle" başlatılmış olmasıyla ortaya çıkan hukuk dışı girişim uzlaşması kaygı vericidir (..) Muhalefet partilerinin milletvekilleri zaman içinde tekliflerini geri çekmek zorunda kalmış ve aynı partilerin komisyon üyesi vekilleri toplantılarda karşı oy kullanmış olsalar da, buram buram rant kokan ve basına "villa kardeşliği" olarak yansıyan böylesi bir girişimin perde arkasında yaşanan ve gizemini koruyan gelişmeler açıklamaya muhtaçtır' şeklindeki ifadesinin, kentsel rant girişiminin, nerdeyse ortak bir TBMM girişimi oluşuna yönelik vahim ve önemli bilgiyle beraber verilmesi halinde, yapılan uyarı, alarm uyarısına dönüşecek ve tam yerini bulacaktır, kanısını taşıyorum...