Yaklaşık 20 yıldır “Barış ve Dostluk Köyü” olarak yaşama
dönmeyi bekleyen Fethiye’nin ünlü Kayaköyü’nü,
tarihsel yoldaşı olan “Kaya Çukuru”ndan ayırdılar.
Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı
(ÖÇKK) tarafından özel bir şehircilik bürosuna yaptırılan imar
planlarında, eski adı “Levissi” olan tarihsel köy ile aynı
köyün yaşam kaynağını oluşturan “ova” kesimi “ayrı ayrı” değerlendiriliyor!
Böylece, antik köye de adını veren “Kaya Çukuru” ovası ile Kayaköyü arasındaki
çağlar boyu süregelen “birliktelik” yok edilirken, ovaya önerilen yapılaşma
olanaklarıyla tarihsel merkez adeta “imar kuşatması” altına alınıyor...
‘Bilge geçmiş’in anıları
Nadir Nadi’leri yetiştiren, Sami Karaören’lerin anılarını barındıran, Anadolu
Rumlarıyla Türk halkının yüzlerce yıl bir arada dostluk içinde yaşadıkları
Kayaköyü, aynı “bilge geçmiş”ini geleceğe de taşımak için Mimarlar
Odası tarafından 1980’lerde “Barış ve Dostluk Köyü”
ilan edilmişti.
İlerleyen yıllarda kimi firmalarca “tatil köyü” yapılmak istenmesine rağmen,
1920’lerdeki mübadelede terk edilmiş özgün taş evleriyle oluşan “gizemli
peyzaj”ının da korunması temel ilke kabul edildi. Böylece, “SİT”
niteliğindeki metruk köyün, çevresinde oluşturulacak doğal-kültürel dokuyla
uyumlu ve kültür-sanat etkinliklerine yönelik hizmet tesisleriyle “barışa
adanması” hedeflendi.
Aynı amaçla bütünleşecek bir kültür ve doğa turizminin öncelikli konaklama
olanaklarının ise Kaya Çukuru çevresindeki Kınalı,
Belen, Gökçeburun, Keçiler,
Değirmentepe, Ebuhora köylerindeki köy
evlerinde “pansiyonculuğun teşviki”yle karşılanması, ovada da tarımsal üretimle
bütünleşecek bir “ekolojik turizm” modelinin geliştirilmesi benimsendi...
Bütün bu ilkeler, Muğla Koruma Kurulu’nun 2002 ve 2004
yıllarında aldığı “Kayaköyü ve Kayaçukuru ortak SİT alanları”
kararlarında da uygun görüldüğü gibi, her ölçekteki planlamada “Barış ve Dostluk
Köyü” hedeflerinin gözetilmesi koşulu getirildi...
Ovada ‘karayolu’!
ÖÇKK’nin yaptırdığı 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında ise yakın
geçmişin yukarda özetlenen ilke kararları hemen hiç gözetilmediği gibi, Kaya
Çukuru Kayaköyü’nden tamamen ayrı olarak planlanmış. Bölge SİT alanı olduğundan,
yasa gereğince Muğla Koruma Kurulu’ndan alınması gereken uygun görüş bile
olmadan yürürlüğe sokulan planlarda en çok “kuşku” yaratan düzenleme ise
bölgenin ihtiyacı olmayan geniş bir karayolunun ovayı parçalayarak geçmesi.
Plandaki bu yol güzergâhıyla birlikte devamındaki tüm alanlar doğal ve
arkeolojik SİT’ler olduğundan, böylesine geniş bir karayolunun “hangi geleceği”
hedeflediği de merak konusu. Özellikle aynı yöndeki mavi yolculuk duraklarından
“Gemiler Koyu”na hiç gereği yokken “karadan” da yol gitmesi
demek, buranın da yapılaşmaya açılacağı kaygısını yaratıyor...
Kurul onaylamadı
Kayaköyü’nde son durum işte böyleyken, Muğla Koruma Kurulu 30 Temmuz 2008
tarihindeki toplantısında aldığı 4190 sayılı kararla, kendi onayı alınmayan imar
planlarının “geçersiz” olduğunu belirtti. Planları kurula “görüş almak” için
değil, 30 Haziran 2008 tarih ve 3372 sayılı yazısıyla sadece “bilgi” için
gönderen ÖÇKK ise kendi yasasını bahane ederek, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Yasası’nı “yok” sayıyor; Orman Bakanlığı’nı Kültür ve Turizm
Bakanlığı’nın “üstünde” görüyor!
Bakalım, hukuk devletindeki bu “derebeylik” tavrını ilgili bakanlar ne zaman
engelleyecek... Bu sorunun yanıtı, Kayaköyü’nün geleceği için de belirleyici
olacak...
kurumlar birbirleri ile çekişirken halk madur oluyor. çıkar çekişmeleri yerine dokunun güzelliği bozulmadan uzlaşmaya varılmalı.