Yazın Ege ve Akdeniz
sahilleri tıklım tıklım doluyor ama hem ılıman iklimi hem eşsiz doğasıyla
Karadeniz sahillerini tercih edenler de hiç az değil. Şu anda
Karadeniz’in tam sezonu. Yemyeşil yaylalar da, denize girilen plajlar da en
güzel zamanını yaşıyor. Yolu Karadeniz kıyılarına düşenler için Karadenizli
sanatçılar, işadamları, turizmciler, siyasetçiler, akademisyenler, yayıncılar ve
gezginlerden oluşturduğumuz jüri, Karadeniz’in görülmesi gereken en güzel 10
kasabasını seçti.
AĞVA / Derelerde gezin
İstanbul’un Karadeniz kıyısındaki ikinci durağı olan Ağva her mevsimde
popüler. İzmit’in Çat Tepesi’nden gelen Göksu ve Yeşilçay derelerinin
Karadeniz’e döküldüğü deltada yer alıyor. Çam ormanlarıyla kaplı. Deniz
bisikletiyle derelerde dolaşabilir, tekne gezisine çıkabilir, kanoya
binebilirsiniz. Sadece yürümek de bir zevk. Balık tutmayı sevenler için ideal.
Beldedeki lokantalarda taze balık eksik olmuyor ama kendi avladığınızı
pişirtebilirsiniz. Buna uygun kendin pişir-kendin ye türü lokantalar var.
İstanbul’a 1,5 saat uzaklıkta Ağva’da nehir kıyısında konaklayabileceğiniz
onlarca seçeneğiniz bulunuyor.
ŞİLE / Mağara ve şelaleleri keşfedin
Şile, İstanbul’a bağlı bir ilçe. Öteden beri İstanbullular için bir hafta
sonu adresi. Deli denizi, şelaleleri, mağaraları ve dünyanın ikinci büyük deniz
feneriyle ünlü. Fener, Kırım Savaşı sırasında, Karadeniz’den İstanbul’a girecek
gemilerin yollarını bulabilmeleri için yapılmış. Şile’ye İstanbul’dan günübirlik
gidilebileceği gibi, konaklama için de sayısız alternatif var. İlçenin görülmeye
değer doğal güzelliklerinin başında Onbir Göller Vadisi geliyor. Sofular
Mağarası, Meşrutiyet Mağarası, Karabeyli İnleri, Değirmençayırı Şelalesi, Şile
Kalesi, Heciz Kalesi, Sarıkavak Kalesi ve Ağlayan Kaya mutlaka görülmesi gereken
yerler.
ÇAMLIHEMŞİN / Yaylaların en ünlüsü
Rize’ye bağlı Çamlıhemşin deyince akla gelen ilk şey, Ayder Yaylası. Yaylaya
Çamlıhemşin içinden geçerek ulaşıyorsunuz. Ayder Yaylası’na çıkarken dünyanın
korumada öncelikli 200 ekolojik bölgesinden biri olan Fırtına Vadisi’nden
geçiliyor. Çamlıhemşin’e 19 kilometre uzaklıkta ve 1358 metre rakımlı Ayder’de 2
bin yatak kapasitesine sahip 25 otel ve pansiyon var. Suları 260 metre
derinlikten çıkan, sıcaklığı 50 dereceye ulaşan Ayder kaplıcalarını da
unutmayalım. Burada trekking yapmak için çok uygun alanlar bulunuyor. Ayder’de
her temmuzda boğa güreşleri yapılıyor.
BORÇKA / Bir doğa harikası
Artvin’in Borçka ilçesi, doğa açısından çok zengin. 27 km. uzaktaki Karagöl,
19. yüzyıl başında bugünkü Aralık Yaylası’nın yakınlarındaki bir tepenin,
heyelan sonucu derenin önünü kapatmasıyla oluştu. Yaşlı ağaçlarla çevrili
bölgede vaşak, boz ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi, dağ tavuğu ve yırtıcı kuşlar
yaşıyor. Gölde sandalla gezmek her zaman bir zevk. Karagöl’de Orman
Misafirhanesi var ayrıca çadır da kurulabilir. Camili Havzası (Macahel),
Borçka’ya 50 kilometre mesafede, Dünya Bankası ve Küresel Çevre Fonu tarafından
tehdit altındaki 25 bölgeden biri. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından da
izleniyor. Burada projeler yürüten (örneğin Macahel balı) TEMA Vakfı’nın bir
misafirhanesi var.
AMASRA / Tekne turu çok güzel
Bartın’ın 17 km. kuzeyindeki Amasra, kuzeye doğru uzanan bir yarımada.
Doğusundaki koya Büyük Liman, batısındakine Küçük Liman deniyor. Burası yazın
haftasonları popüler bir nefes alma yeri. Kumsallar, balıkçı lokantaları,
Çekiciler Çarşısı daima tıklım tıklım. Bir çok pansiyon ve otel var ama ev
pansiyonculuğu da çok yaygın. Romalılar döneminden kalan Amasra Kalesi, Cenova
Şatosu, Roma dönemine ait Kuşkayası Yol Anıtı görmeye değer. Sahilden denize
girebileceğiniz gibi günlük tekne turlarıyla yarımadanın keyfini çıkarmanız da
mümkün.
AKÇAKOCA / Ev pansiyonculuğunda
Düzce’ye bağlı Akçakoca, Karadeniz’in batı ucunda. Yeşil bitki örtüsü, 35 km.
uzunluğundaki kumsal, hem ilçe merkezindeki hem köylerdeki temiz plajlar,
akarsular, tarihi evler, kale ve mağaralar sayesinde tanınmış bir turizm adresi.
Turizm mevsimi kısa sürdüğü ve turistik altyapıya izin vermediği için gelenler
çadır ve karavanlarda konaklıyor. Ayrıca belki Türkiye’deki en iyi ev
pansiyonculuğu burada yapılıyor. Kapasitesi 1500 civarında. Ceneviz Kalesi,
Sarıyayla Şelalesi, Melenağzı Köyü ve plajı, Çayağzı ve Akkaya plajları
gidilmesi gereken yerlerden.
ÇAYKARA / Botanik turların adresi
Trabzon’a 99, Çaykara’ya 19 kilometre uzakta, deniz seviyesinden 1090 metre
yüksekte bulunan Uzungöl, Türkiye’nin en güzel yerlerinden biri. Vadinin iki
yanındaki yamaçlardan düşen kayaların Haldızen Deresi’nin önünü kapatmasıyla
oluşmuş. Burada trekking, kuş gözlemi, botanik amaçlı turlar düzenleniyor.
Dağlarda ayı, kurt, yaban keçisi, tilki, kafkas dağ horozu yaşıyor. Çam ve ladin
ormanları muhteşem. Ahşap otel ve bungalovlar 1900 yatak kapasiteli. Uzungöl’den
güneye doğru Haldızen Yaylası ve Soğanlı dağlarına devam edince 3 bin metre
yüksekte karşınıza buzul gölleri çıkıyor: Balık, Aygır, Kara, Sarı, Pirömer,
Buzlu, Koyun, Dipsiz, Hatalan, Sırri ve Kazıklı gölleri buzul sularıyla
besleniyor.
MAÇKA / Sumela Manastırı yeter
Trabzon’un Maçka ilçesi, Altındere köyündeki Sumela Manastırı’yla meşhur.
Altındere vadisine hakim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulu
bu manastıra Meryem Ana Manastırı da deniyor. Denizden bin 239, Altındere
Vadisi’nden 300 metre yükseklikte. Rivayete göre, Bizans İmparatoru I.
Theodosius zamanında (375-395) Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronios isimli iki
rahip tarafından kurulmuş. Manastırın 18. yüzyılda bir çok bölümü yenilenmiş,
bazı duvarlar fresklerle süslenmiş. 19. yüzyılda büyük binalar ilave edilmiş. 6
katlı manastır 72 odadan oluşuyor. Ne yazık ki freskler yer yer sökülerek
alınmış. Sumela Manastırı’na 2 kilometrelik dik bir patikadan sonra 600 metrelik
inişli çıkışlı bir dağ yolundan ulaşılıyor.
TİREBOLU / Üç burunlu şehir
Giresun’un 45 kilometre doğusundaki Tirebolu, M. Ö. 7. yüzyılda Miletoslular
tarafından kurulmuş. İsmi "üç şehir" anlamındaki Tripolis’ten geliyor. Bu adı,
yanyana bulunan üç buruna veya Sen-Jan, Bedreme ve Andoz isimli üç kaleye
bağlayanlar da var. Sen-Jan kalesi Tirebolu’nun merkezinde denize doğru uzanan
yarımadada. Denizdeki bir kaya üzerine kurulan kale, 13. yüzyıldan kalma. Tarihi
çeşmeler ve 120-130 yıllık konakların tarihi dokuyu hissettirdiği Tirebolu’da
Yeniköy Camii, Çarşı Cami ve belediye hamamı, kıyıya yakın küçük bir adacığın
üzerindeki taş ekmek fırını da görülmeye değer. Tirebolu’da koy ve plajlar da
çok güzel. İlçenin batı girişindeki plaj kumuyla ünlü. Tirebolu’nun yaylalarında
trekking ve Harşit Çayı’nda kano rafting yapılıyor.
SAFRANBOLU / Konaklarıyla ayakta
Eski evleriyle ünlü Safranbolu, Kastamonu’ya bağlı. 18. ve 19. yüzyıldan
kalma Türk evleri mimarisi, işçiliği, aksesuarlarıyla turistlerin ilgi odağı.
Restore edilen konakların bir kısmı otel, bir kısmı da restoran ya da kafe.
Konakların kapıları, kapı tokmakları bir müzeye ait parçalarmış hissini
uyandırıyor. Arasta Çarşısı belki biraz fazla turistik ama meydandaki kafede
oturmak çok keyifli. Safranbolu lokumunu tatmayı ve Cinci Hanı dolaşmayı ihmal
etmeyin. Hıdırlık Tepesi’ne çıktığınızda muhteşem bir manzarayla
karşılaşacaksınız. Mutfak kültürü de önemli: Safranlı pilavı, cevizli yaprak
helvasını tadın. Safranbolu’ya gitmişken Eflani, Yörük Köyü, Ovacık’ı ve
bastonlarıyla meşhur Devrek’i de ziyaret edebilirsiniz.
fesbukta arkadaşlarımla paylaşmak için çok güzel yer
rezalete bak haa tanıtım yapcaz derken... Safranbolu tarihte hiçbir zaman Kastamonuya bağlı olmamıştır Karabük İLİNE bağlıdır karabük il olmadan önce de Zonguldak ilçesidir..!