Karadeniz’de kurulmak istenen
hidroelektrik santralların ‘uyduruk’ raporlara dayanan mahkeme
kararlarıyla engellendiğini savunan Çevre Bakanı Veysel
Eroğlu, Karadenizli çevrecileri kızdırdı. Asıl bakanlığın raporlarının
‘uyduruk’ olduğunu savunan dernekler, öfkeli.
Karadeniz’deki hidroelektrik santral (HES) kavgası, hükümetin Türkiye’de özel
sektör eliyle enerji atılımı yapmaya karar vermesiyle başladı. Ama
Artvin’de 98, Rize’de 63 HES’in kurulması
gündeme gelince, HES projeleri birer birer mahkemeye taşınmaya başladı.
Rize İdare Mahkemesi’nden art arda iptal ve yürütmeyi durdurma
kararları çıktı. Çevre Bakanı Veysel Eroğlu ise önceki gün
gelişmeleri özetle şöyle değerlendirdi:
“18-20 kurumdan ‘Mahsuru yok’ raporunu alıyoruz. ‘Şu tedbirler alınsın’
deniliyor, o tedbirleri ve şartları gözeterek santralları kuruyoruz. Birileri
kalkıp ‘Bu yasak’ diyor. Neye göre yasak? Bütün devletin ‘uygun’ raporu verdiği
bir yatırıma uyduruk bir raporla ‘Uygun değildir’ demek yanlıştır. Bunun altında
art niyet aramak gerekir. HES’ler (enerji) ihtiyacımızı karşılıyor. Aynı zamanda
bölgeye istihdam sağlıyor. Her HES’in başına birkaç kişi koyuyorsunuz, yüzlerce
kişi buralarda çalışıyor. Barajlar balıkçılık, sanayi suyu, sulama suyu için en
büyük ihtiyaç. Baraj yapılması bir zarurettir, bir mecburiyettir. Bir kere
iklimi güzelleştiriyor.”
Almanya’daki Weimar Üniversitesi’nde nehirlerin üzerine
kurulacak barajların etkileri konusunda doktora yapan Ercan
Ayboğa ise DSİ Genel Müdürlüğü koltuğundan Çevre Bakanlığı koltuğuna
geçen Eroğlu’nun sözlerine itiraz etti. Ayboğa’ya göre HES’ler kuruldukları
bölgeye güzellik ve istihdam sağlamıyor:
“HES kurulduğu bölgede sosyal yapıyı değiştiriyor. Göç yaratıyor. Baraj
yapımı ortalama beş yıl sürüyor. Yapımda 1000 kişi çalışıyor. Yapım bitince
çalışan sayısı düşüyor. (HES’lerin yenilenebilir, temiz enerji sağlaması)
Türkiye’deki barajların çoğu, jeolojik yapı nedeniyle 50-100 yıl sonra kumla
doluyor. Kullanılamaz hale geliyor. (Baraj göllerinin balıkçılığı geliştirmesi)
Baraj settir ve balıkların hareketini engeller. Fransa, İngiltere, ABD ve Kanada
etrafındaki denizlerde somanlar vardı. Barajlar kurulunca balıklar kayboldu.
Karadeniz’de de böyle bir şey söz konusu olabilir.”
Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Ümit Şahin de Eroğlu’nun verdiği
bilgilerin ‘yanıltıcı’ olduğunu savundu: “Evet, büyük baraj gölleri iklimi
değiştirir ama bu güzelleştirdiği anlamına gelmez. (Ayrıca) Doğu Karadeniz’deki
HES’ler barajsız HES’lerdir. Burada derenin kaynağına yakın bir yerden suyu
alıyorlar, sonra yüksekten düşürüyorlar, bu nedenle dere yatağı kuruyor.
Ekolojiye zarar veren, halkın istemediği bir şeye yenilenebilir demek
demogojidir, halkı yanıltmaktır.”
Yeşil Artvin Derneği’nden Avukat Bedrettin Kalın:
Açıklamasını etik bulmuyoruz. Mahkemeye sunulan raporun bilimselliğini mahkeme
takdir eder.
İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi: Bu vadileri korumak
kanuni zorunluluk olmasına rağmen havza planlaması yapılmadan 16 HES projesi
İkizdere Vadisi’ne dayatıldı. Bakanlar Kurulu kararıyla turizm vadisi ilan
edilen İkizdere’nin santrallarla yok edilmesini istemiyoruz.
Fındıklı Derelerini Koruma Platformu Başkanı Hüseyin Acar:
Bizim bir şey uydurduğumuz yok, uyduranlar onlar. Çağlayan ve Arılı vadilerinin
sit alanı ilan edilmesini istedik. Bakanlık sit alanında HES’e onay verirse yöre
halkı olarak bir kazma bile vurdurmayacağız.
Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan: Sayın
Eroğlu, herkesin aklını başına alması konusunda haklı! Bakan, bu açıklamalarıyla
ülkemizin bir hukuk devleti olduğunu unutmuş, bilim insanlarını hiçe saymış,
yurttaşlarını uydurma olarak nitelemiştir. Bu açıklamaları bilgisizliğine
veriyoruz.
0 Yorum
Yorum Yap