Yapı Sektörünün Haber Portalı

Karabük Demir Çelik'e zam için İran'da iş bağladım

Karabük Demir Çelik'e zam için İran'da iş bağladım
Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 15. Resmi olarak 3 milyon kişi işsiz. Kayıtdışının yaygın olduğu, sendikalaşmanın ise yasal engellerle karşı karşıya bulunduğu Türkiye'de sendikalı işçi sayısı ise hızla eriyor. Resmi kayıtlara göre 3 milyona yakın sendikalı işçi olduğu iddia edilse de gerçek bu değil, 800 bini zor buluyor. Bir yandan küreselleşme darbesi yiyen, bir yandan da global krizin tam ortasında kalan sendikalar yeni anlayışlar geliştiriyor. Tekstil İşçileri Sendikası Rıdvan Budak'ın gazetelere verdiği ilanla sanayiye, çalıştığı fabrikaya sahip çıkarak önerilerde bulunması bu anlayışı gündeme getirmişti.

Hak-İş Konfederasyonu Başkanı Salim Uslu ise "çatışma kültürüne" değil uzlaşma ve diyalog kültürüne uygun sendikacılığı kendilerinin 17 yıl önce yaptıklarını söylüyor. Son örneği ise özelleştirme sırasında işçiler adına aldıkları Karabük Demir Çelik'te yaşadıklarını anlatan Uslu, "Bu kuruluşu aldığımızda çok eleştirilmiştik. Bugün Karabük'te krize rağmen yüzde 9 zam aldık. Bunun için geçen hafta İran'a gittim. 20 bin tonluk ray bağlantısı yapmak için görüşmelere katıldım. İran'daki sendika başkanından destek istedim ve başardık. Çünkü benim üyelerimin çalıştığı işletme beni ilgilendiriyor. Duvara dayanmışsa, sorumluluğunu ben de üstleniyorum" diyor. Yandaş sendika suçlamalarına da tepki gösteren Uslu, suçlamanın sahibi Türkiye İşçi Konfederasyonu'nun asıl yandaş olduğunu söylüyor...
 
Türkiye'de sendikalı işçi sayısı ne? Hak İş olarak sizin üye sayınız ve örgütlü olduğunuz alanlar ne?

Resmi rakam 3 milyon. Ancak gerçeği söylemek gerekirse 750-800 bin sendikalı işçi var. Bizim sayımız da 450 bin gözüküyor ama 200-250 bin civarında.
 
Herkesin bildiği ama birbirini kandırdığı bu durumun nedeni ne sizce? Bu kandırma ne zaman bitecek?

Gerçek rakamlar ortaya çıkarsa sistemin ayıbı da ortaya çıkacak. Sistem yüzde 10 barajı dayatıyor. Biz dışarda sendikalı üyemiz bu kadar diyoruz. Sendikacılık sistemi normalde çalışma yaşamını düzenlemek, insanlara sendika ve toplu sözleşme hakkını kullandırmak üzere kuruldu. Bizde ise tam tersine kullandırmamak üzerine oluşturulmuş. Gerçek sistemi uyguladığınız zaman yüzde 10 barajını aşmış sendika bulamıyorsunuz. Ayıp olmasın diye deşifre etmiyoruz. Yani birbirimizi kandırarak gidiyoruz. Kandırma Sendikalar Yasası çıkana kadar sürecek. Türkiye'de iş dünyası hem Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik istiyor hem de AB standartlarını kabul etmiyor. AB konusunda iki yüzlü davranılıyor. Sendikacılık yasası'nda bizim istediğimiz Uluslararası Çalışma Örgütü referansı ve Avrupa ülkeleri uygulamalarıdır. Bunların dışında uzlaşma olamaz. Türkiye'nin şartları gerekçesi olmaz.
 
Sendikalar da birbiriyle anlaşamıyor. Hiçbir konuda ortak bir tavır çıkmıyor artık. Emek platformu dağıldı. AK Parti iktidarıyla birlikte size de yandaş sendikacı suçlamaları var. Ne diyorsunuz?

Yandaş olmak bir partiye yakınlıksa benim hiçbir partiye yakınlığım yok. Adaylığım bile yok. Adaylık tekliflerini reddetmiş bir insanım. Adaylık teklifi Tayyip Erdoğan'dan da, Baykal'dan da, Rahmetli Ecevit'ten de, Çiller'den de geldi. Ben siyasi partilere aynı mesafede durma duyarlılığındayım. Bizim sendikamız heterojen yapıdadır. Eski TKP'li de vardır, DYP'li, MHP'li ve AK Partili de vardır. Bizi bir arada tutan demokrasi konusunda ödünsüz olmamız. Her şartta düşünce özgürlüğünü savunmamız. Bu nedenle Şemdinli'ye de gittik, başörtüsünde de öne çıktık, F Tipi protestolarında açlık grevlerine yatanların da yanında olduk. 78'lilerin memur haklarının iadesi gibi insana dair her konuda duyarlılık gösteriyoruz. AB'de, bu medeniyet projesinde yer almamız konusunda en ufak bir mazeretimiz yok.
 
Türkiye'de sendikacılık anlayışı değişiyor. Tekstil İşçileri Sendikası Başkanı Rıdvan Budak'ın gazetelere verdiği ilanı gördünüz. Sizin bakışınız nedir?

Biz yıllardır klasik toplu sözleşme yapan, üye yapan, grev yapan klasik sendikacılık dışında ilgi alanımızı genişletiyoruz.
Diyalog kavramını ise ağzımızı doldurarak kullanıyoruz. Sizin evrim diye nitelediğiniz ilanı 17 yıl önce verdik. Demirel döneminde 1992'de Antalya Yağ Sanayi ile ilgili olarak. Sendikal anlayıştaki rönesansın miladı bu.
 
Krizde sendikalı üye kaybınız çok mu? Siz de örgütlü olduğunuz işyerlerinde işverenle ortak çalışmalar yapıyor musunuz?

Tekstilde ciddi kayıplarımız oldu. 6 bine yakın işçimiz işsiz kaldı. Karabük Demir Çelik'te ise önemli bir olay gerçekleştirdik. Karabük Demir Çelik'i özelleştirmeden işçiler adına aldığımız da çok eleştirilmiştik. Bugün Erdemir'de ücretleri düşüren arkadaşlar tarafından. Karabük'te krize rağmen yüzde 9 zam aldık. Krizde zam alan tek işletme. Geçen hafta İran'a gittim. Neden? 20 bin tonluk ray bağlantısı yapmak için görüşmelere katıldım. Sendika başkanından destek istedim ve başardık. Çünkü benim üyelerimin çalıştığı işletme beni ilgilendiriyor. Duvara dayanmışsa, sorumluluğunu ben de üstleniyorum. O gün karşı çıkan sendikalar ise bugün otel işletiyor. Biz çatışma kültürünü terkedeli çok oldu.
 
Sendikacılık nereye gidiyor?

Dünyada sanayi dönemi sendikacılığı çok geride kaldı. Şu anda hem iş yeri tanımları, üretim koşulları itibariyle hem de işçilik tanımları nicel ve nitel olarak değişti. Boyutları da değişti. Özellikle kapitalizm hizmet sektörünün de geliştiği bir süreç yarattı. Burada kapitalizm kitlelerin desteğini de almak amacıyla bir politik ve sosyal model geliştirdi. Bu nedenle sosyal koruma sistemlerini güçlendiren, karar süreçlerine sendikaları katan yani bir taraftan siyasal demokrasi bir taraftan endüstriyel demokrasiyi kurumsallaştıran yeni bir yaklaşım gelişti. O nedenledir ki bir çok ülkede işçiler de kapitalizmi kabullenir oldular. Kapitalizmin sağladığı hizmetlerden yararlanır oldular.
 
Türkiye'de sendikacılık sizce bu anlayışı özümsedi mi?

Bizde sendikacılık sistemin aksesuarı gibi düşünülmüş. Kendi geleneklerini oluşturamadı. Türk sendikacılığı kapalı toplum sendikacılığı. Hakları yukardan alıp sistemle barışık olmanın, yönetimlerle barışık geçinmenin ve kamuda örgütlenmenin rehaveti içinde olmuş bir sendikacılık var. Bu sendikacılar özel sektör dinamizmini anlayamadı. kamu sendikacılığı özgün politikaların geliştirilmesine engel oldu. Uzmanlık geri planda kaldı. Sarı sendikacılık gelişti, ucuz ve kolaycı yöntemler ya da ideolojik aidiyetlerin dayattığı bakış açısı ile sendikacılık yapıldı.
 
 
Asıl yandaş sendika Türk-İş AK Parti Türk-İş'te kuruldu
 
Yandaş sendika tartışmaları Hava-İş'le birlikte başladı. Türk-İş'ten de bu tür eleştriler geliyor. Hükümetle yakın mı çalışıyorsunuz?

THY Teknik AŞ'de biz sadece işkolu tesbiti istedik. Ne örgütlenmemiz var, ne toplu sözleşme sürecini tıkadık. Onlar modern sendikacılık anlayışına uygun davranmadılar. Hükümet asla Teknik AŞ'ye siz girin demedi. Girişimimiz bile olmadı. Oysa Türk-İş bize imaj yaralaması kampanyası sürdürüyor. Bakarsanız AK Partili belediyelerde Türk-İş daha fazla örgütlü. AK Parti Türk-İş'te kuruldu. Misafirhanelerde. Sadece kendi içlerinde hesaplaşmayı bizim üzerimizden yürütüyorlar. Bu süreçte Milli Savunma'da 3500 işçi benden gitti. Biz saygıyla karşılıyoruz. Hükümetin gücü olsa durdururdum. Sendikalı işçi sayısı azaldıkça kavga büyüyor. Kamuda sendikalı 215 bin işçi kaldı. Türk-İş başkanı Mustafa Kumlu 300 bin kişiyle grev yaparım diyor. Nereden bulacak o işçiyi. Devletin arkasına sığınarak sendikacılık yapmak dönemi bitti.
 
İşçinin zincirlerinden başka kaybedeceği çok şey var
 
Marx'ı okudunuz mu? Haklı çıktı tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biraz okudum. Marx'ın bir sözü var. Emek sabit, sermaye değişkendir, diyor. Artık emek de değişken. 130 yıl geçtikten sonra emek de değişken oldu. Nitelikli emek nerede kendisine fırsat buluyorsa oraya akıyor. Bilinen teoriler artık yenilenme ihtiyacı duyuyor. Marx haklı çıktı, kitapları yok satıyor diyenler biraz da bu süreçlere yeni yorumlar getirmeli. Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok anlayışı bitti. Kaybedecek çok şeyleri var. Bunun için de nitelikli olmak istiyor. Biz ise maalesef kafamızın gerisindeki takıntılar yüzünden meslek liselerini heder ettik.
 
Sendika ağalığı imajı çok feci bir durum
 
Bazı sendikaların, sendikacıların mal varlıkları dudak uçuklatıyor. Miami'de villası olan sendikacılardan söz ediliyor yıllardır. Bu konuda bir adım atılamaz mı?

Bu gerçekten çok feci bir şey, durum bildiğiniz gibi değil. Sendikalar yasası hazırlanırken ne yapalım diye konuştuk. Hatta Bayram Meral bu konuda aradı beni. Yeminli mali müşavir şartı getirsek dedik. Ancak ortaya çıktı ki o da çözüm olmuyor. TES-İş Sendikası'ndaki iddialar bunu ortaya çıkardı. Bu sendika sıkıntıdayım diye sosyal tesisleri satmış 4.5 trilyona satılmış. Ama para sendikanın kasasına girmemiş. Kayıtlarda gözükmüyor. Müşavire sormuşlar o da gözümden kaçmış demiş.
 
1 Mayıs'ta ölenlerin failleri bulunmalı
 
1 Mayıs'ta her sendika Taksime'e ayrı çıktı. Doğru mu?

Taksim bizim için 1 Mayıs'ın olmazsa olmaz koşuyu değil. Bizim için tek bir önemi var. O da bugün Türkiye geçmişi ile yüzleşiyor. Türkiye'de onlarca birikimli aydın katledildi, Taksim'de de 37 insan hayatını kaybetti. Failleri bulunamadı. Bunun artık ortaya çıkması gerek. Taksim'de biz bu sivil iradeyi göstermek istedik. Tek gerekçemiz budur. Tabii ki mücadele yapılmalıdır. Ama yol haritamız bellidir. AB. Hükümetin de bellidir. Bu yoldan sapmasını engellememiz gerekir. Bu da 365 günde bir gün Taksim'e çıkarak olmaz.
Diyalogla olur. 1 Mayıs'ın tatil olması da bu diyaloğun eseridir.
 
SALİM USLU KİMDİR

1955'de Çorum'un Alaca ilçesinde doğdu. Lise'yi bitirdikten sonra özel sektör ve kamuya ait çeşitli işyerlerinde çalıştı. 1976'da Hak-İş'in kuruluşu ile birlikte sendikal faaliyete başladı. Değişik işkollarında çalıştı. 1980-1995 arasında Hak-İş Konfederasyonu Genel Eğitim Sekreterliği ve Öz Gıda İş Sendikası Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. 3 Aralık 1995'den itibaren Hak İş Konfederasyonu Genel Başkanlığı ve Öz Gıda İş Sendikası Genel Başkanlığı'nı birlikte yürüttü. "Bütün Yönleriyle 1 Mayıs" ve "Çağdaş Sendikal Anlayış" başlıklı yayımlanmış iki kitabı var.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.