İzmir’de tarihte şiddetli depremlere neden olan ancak
bugüne dek yeri bir türlü belirlenemeyen “İzmir Fayı”,
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi
Enstitüsü uzmanları tarafından İzmir iç körfezinde bulundu. En son 1688
yılındaki büyük İzmir depremine de neden olduğu sanılan ve “Agamemnon
2” adı verilen fayın aktifliğini koruduğunu belirten uzmanlar,
çalışmanın körfezin kuzeyindeki kara kesiminde de sürdürülmesi gerektiğini
vurguladılar.
Deprem fırtınaları
Olası bir İstanbul depreminin yaratacağı olumsuz sonuçlar ve ülkeye
getireceği ekonomik yük tartışılırken, İzmir’in de tarihi boyunca büyük şiddetli
depremlerle karşı karşıya kaldığına dikkat çekiliyor. Özellikle geçen yıllarda
yaşanan “deprem fırtınalarıyla” gündeme gelen kentte, çeşitli bilimsel
araştırmalar yürütülüyor. DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nce İzmir
Körfezi’yle ilgili yapılan iki farklı araştırmada da, en son 1688 yılındaki
büyük depremde kente büyük hasar verdiği, önemli can yitimlerine neden olduğu
bilinen “İzmir Fayı”nın yeri bulundu. 7 ve üzeri büyüklükte sarsıntı
üretebilecek potansiyeli bulunan fayın, Narlıdere/Balçova-Çiğli/Karşıyaka
ekseninde uzandığı ortaya çıkarıldı.
Enstitünün, Harita Genel Komutanlığı koordinatörlüğünde, Afet İşleri Genel
Müdürlüğü desteğiyle yaklaşık iki yıldır yürüttüğ “İzmir Körfezi Sismik
ve Derinlik Ölçümleri Projesi” kapsamında, körfezin jeolojik, jeofizik
incelemesi yapılırken, üç boyutlu haritaları da çıkarıldı. Proje Yürütücüsü, DEÜ
Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdeniz
Özel çalışmalar sırasında uzmanların yerini tahmin ettikleri ancak bir
türlü bulamadıkları kayıp fayın da net bir şekilde gözlemlendiğini söyledi.
İzmir’de 1688 yılında, merkezi Narlıdere Yenikale olarak tahmin edilen büyük
şiddetli bir depremin meydana geldiğinin bilindiğini anımsatan Özel, bu nedenle
araştırmalarını bölgenin deniz kesiminde sürdürdüklerini söyledi.
Bugün Balçova’daki zengin jeotermal kaynakları sağlayan ve bilimsel
literatürde “Agamemnon 1” olarak adlandırılan doğu-batı eksenli fayı dik kesen
“Agamemnon 2” fayını (İzmir Fayı) iç körfezde gözlemleyebildiklerini belirten
Özel, “Fay iç körfezin kuzey kesimine doğru gidiyor. Ancak körfezin kuzeyinin
çok sığ olması nedeniyle araştırma gemilerimizle buralara sokulmak çok olanaklı
değil. Uzun yıllara dayalı yapılaşma nedeniyle de kara çalışmaları çok zor.
Çünkü araştırmalar sırasında birer kilometrelik çok sayıda kuşak atılması
gerekiyor ki, bölgede bu denli açık alan yok. Bundan sonraki süreçte fayın kara
bağlantılarının kurulması ve gerçek uzantının belirlenmesi gerekiyor” diye
konuştu.
Özel, İstanbul’daki durumdan farklı olarak İzmir Fayı’nın deprem üretme
periyodunun 500 yıl olarak hesaplandığına dikkat çekerken, olası sarsıntı
tarihiyle ilgili yorum yapılamayacağını vurguladı.
Gaz çıkışı
Marmara Denizi’ndeki çalışmalarıyla bilinen Enstitü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Günay Çiftçi ve DEÜ Mühendislik Fakültesi Jeofizik
Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Drahor başkanlığında
yürütülen “İzmir Fayı’nın Jeofizik, Jeolojik, Jeomorfolojik, Sismolojik,
Arkeolojik ve Tarihsel Veriler Yardımıyla Belirlenmesi ve Yorumlanması” başlıklı
araştırmada da önemli bulgulara ulaşıldı. TÜBİTAK desteğiyle yürütülen çalışma
kapsamında enstitü sismik laboratuvarına alınan gelişmiş aletleri test etme
olanağı bulduklarını belirten Çiftçi, “İzmir Fayı'nın varlığı bilinmesine karşın
nerede olduğu tartışılıyordu. Deniz, özelliği nedeniyle fay yapısını
koruyabiliyor ve bize daha sağlıklı veriler sunabiliyor. Çalışmalarımız
sırasında aktif durumdaki fayı ve gaz çıkışlarını görüntüledik. Şimdi bu
sonuçlar bilimsel ortamlarda tartışılacak ve yayına dönüştürülecek”
dedi.
balçova'da deprem mi oldu yoksa doğalgaz mı