Orman kadastrosunun tamamlanması, kadastrosu yapılan
ormanların tescilinin sağlanması ve orman dışına çıkarılan alanların kullanım
kadastrosunun yapılması için hazırlanan yasa tasarısı
15.01.2009 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş ve
Resmi Gazete'de yayınlanmasının ardından da yürürlüğe girmişti.
Ancak tasarı, getirdiği değişikliklerle gerek yazılı, gerekse sözlü basında hala
tartışılmaya devam ediyor.
İstanbul Üniversitesi Orman
Fakültesi Akademik Kurulu,
10 Şubat Salı günü biraraya gelerek, yasanın olumlu / olumsuz
yanlarını ele aldı. Toplantıda öne çıkan tespitler, geçtiğimiz hafta Orman
Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tahsin Akalp imzasıyla bir rapor
olarak kamuoyuna sunuldu. Raporu, tartışmalara yeni bir boyut getirmesi
dileğiyle www.yapi.com.tr okurlarının dikkatine sunuyoruz.
Ormanların ve Orman Dışına Çıkarılan Alanların Kadastrosu Konusunda
5831 Sayılı Yasa ile Yapılan Düzenlemelerin Değerlendirilmesi
Hakkında
"Bilindiği gibi orman kadastrosunun tamamlanması, kadastrosu yapılan
ormanların tescilinin sağlanması ve orman dışına çıkarılan alanların kullanım
kadastrosunun yapılması için hazırlanan yasa tasarısı 15/01/2009 tarihinde
TBMM’de kabul edilmiş ve 27/01/2009 tarih, 27123 sayılı Resmi Gazetede
yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yasa ile 6831 sayılı Orman Kanunun 7, 9 ve
45. maddelerinde değişiklikler yapılarak bu Kanuna bir madde eklenmiş, ayrıca
3402 sayılı Kadastro Kanunun geçici 7. maddesi değiştirilmiş ve geçici 8.
madde eklenerek orman dışına çıkarılan alanların kullanım kadastrosu ve bu
alanların ifraz ve tevhidine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
TBMM Genel Kurulunda yoğun tartışmalara neden olan ve yazılı ve görsel
basında halâ tartışılan bu düzenlemelerin şüphesiz ormanlarımızın korunması ve
devamlılığının sağlanması bakımından olumlu ve olumsuz etkileri olacaktır. Bu
nedenle, 10 Şubat Salı günü konuyu tartışan Fakültemiz Akademik Kurulu adı geçen
Yasayı değerlendirerek olumlu ve olumsuz yanlarını tespit etmiş ve bu
tespitlerini kamuoyuna duyurmaya karar vermiştir.
5831 sayılı yasa ile Orman Yasası ve Kadastro yasasında yapılan
düzenlemelerle Yasa gerekçesinde de açıklandığı gibi; orman kadastrosu ve genel
kadastro arasında uyum sağlanması, kadastrosu yapılan ormanların tescili, orman
dışına çıkarılan alanların kullanım kadastrosunun yapılması, tapuya tescili ve
olağanüstü zamanaşımı ile elden çıkmalarının engellenmesi, kamuya veya özel
şahıslara ait taşınmazların tespit dışı bırakılmaması gibi Ülkemiz kadastrosunun
çok önemli sorunlarının çözümünün amaçlandığı anlaşılmaktadır. Şüphesiz söz
konusu düzenlemelerin yukarıdaki sorunların çözümüne katkısı olacaktır. Ancak,
bu düzenlemelerin yararlı yanlarının yanında önemli sakıncaları bulunmaktadır.
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Akademik Genel Kurulunun oybirliği ile
sakıncalı bulduğu ve kaygı duyduğu hususlar maddeler halinde aşağıda kısaca
özetlenmiştir.
Orman Genel Müdürlüğü emrinde 200 civarında orman kadastro komisyonu varken
bu komisyonların atıl bırakılarak sadece 2. madde uygulaması yapmakla
görevlendirilmesi ve bu komisyonların asli görevi olan orman kadastrosunun
tamamen genel kadastro ekiplerine bırakılması her şeyden önce Ülkemizin kıt olan
kaynaklarının israf edilmesidir.
Bu asli görevin kadastro ekiplerine devri Çevre ve Orman Bakanlığı ve Orman
Genel Müdürlüğü Teşkilât Kanunlarına aykırı olduğu gibi, ormanlara zarar
vereceğinden Anayasamızın 169. maddesine de açıkça aykırıdır. Ormancılık ve
orman kadastrosu bir kamu hizmetidir ve özel yasa ile kurulmuş kamu tüzel
kişiliğine sahip Orman Genel Müdürlüğüne aslî görev olarak verilmiştir. Bu
konuda gerekli birikim ve tecrübeye sahip uzman kuruluş bu Genel
Müdürlüktür. Ormanlarımızın korunması ve devamlılığı bakımından son derece
önemli bir görev olan orman kadastrosunun Orman Genel Müdürlüğünün elinden
alınarak ormancılık ve orman kadastrosu konusunda hiçbir birikimi olmayan Tapu
ve Kadastro Genel Müdürlüğüne verilmesi akla ve bilimsel gerçeklere de
aykırıdır.
Orman kadastrosu son derece karmaşık, ormancılık ve hukuk yönü ağır basan bir
faaliyettir. Arazi kanunnamesinden bu yana toprak ve orman yasalarının çok iyi
bilinmesini gerektirdiği gibi, orman niteliğinin tespit ve tayini için
Silvikültür, Orman Botaniği, Toprak ve Ekoloji, Orman Amenajmanı, Havza
Amenajmanı gibi disiplinlerin iyi bilinmesini gerektirir. Harita ve kadastro
mühendislerinin bu konularda hiçbir birikimi yoktur. Bu ekip ve komisyonlara bir
orman mühendisinin katılması ile bu işlerin sağlıklı biçimde yürütülmesi de
oldukça zordur. Mahalli orman idaresince bu konularda birikimi olmayan kişilerin
görevlendirilmesi durumunda hata yapma ihtimali son derece yüksektir. Ayrıca, bu
kişiler kadastro yapılan bölgede görevli olduklarından politik ve mahalli baskı
altında kalmaları da büyük bir olasılıktır. Açıklanan nedenlerle bu düzenlemeler
büyük orman kayıplarına neden olacaktır. Kadastro komisyonlarına bu işlerden
anlayan üç orman mühendisinin katılarak, orman niteliği ve mülkiyetinin tayin ve
tespiti işinin bu üç kişilik gruba bırakılması ve verecekleri kararların
bağlayıcı olması bir çözüm olabilir. Doğrusu, bu işin eskiden olduğu gibi
tamamen orman kadastro komisyonlarına bırakılması ve gerektiği takdirde bu
komisyonlara harita mühendislerinin katılmasıdır.
5831 sayılı Yasa ile yukarıda belirtilen amaçların dışında; orman dışına
çıkarılan alanların kullanım kadastrosunun yapılarak Hazine adına tescili,
alışılmış deyimle 2/B parsellerinin harita, tutanak ve zeminle uyumsuzluklarının
giderilmesi, Maliye Bakanlığının talebi üzerine bu alanların ifraz ve tevhidi
gibi amaçlar da güdülmektedir. Bu düzenlemelerin temelde orman dışına
çıkarılacak alanların ilerde çıkarılacak bir yasa ile değerlendirilmesine olanak
verecek kadastral altyapının hazırlanmasına yönelik olduğu açıktır. Daha önce
Fakültemizin de katıldığı çalışmalarda bu hususun ancak anayasa değişikliği ile
sağlanabileceği ileri sürülmüş, bu görüş kabul edilerek bir anayasa değişikliği
taslağı da hazırlanmıştır. Anayasa değişikliği yapılmadan orman dışına çıkarılan
alanların satılması mümkün değildir. Bu satışın sakıncaları ise her zaman
vurgulanmış ve halen de vurgulanmaktadır.
Kullanım kadastrosunun yapılmasının bazı yararları da olabilir. Kullanım
kadastrosu ile bu alanların kimlerin tasarrufunda bulunduğu ve varsa
üzerlerindeki muhdesatın ne olduğu tespit edilecektir. Kısaca; bu alanların
hangi kısımlarının kimin tasarrufunda olduğu, kim tarafından, ne zamandan beri
ve ne şekilde kullanıldığı, üzerlerinde hangi bina ve tesislerin bulunduğu
tespit edilmiş olacaktır.
Arazi envanteri sayılabilecek bu çalışmalar, bu alanların sağlıklı bir
şekilde ve toplum yararı doğrultusunda değerlendirilebilmesi için bir altlık
oluşturacaktır. Bu şekilde değişik biçimlerde kullanılan bu arazilerin tahsisi,
ecri misil alınması, orman köylülerinin nakli, ağaçlandırılarak yeniden ormana
dönüştürülmesi veya diğer kamu hizmetlerine tahsisi kolaylaşmış olacaktır.
İfraz ve tevhid işlemlerinin de bazı yararları olduğu söylenebilir. Bu
yararlardan ilk akla gelenler; Küçük bir bina veya tesis ile çok büyük
alanları işgal edenlere kendilerine yetecek ölçüde yer bırakılarak bu kişilere
büyük rantlar sağlanmaması, bu şekilde arazinin kalan kısmının başka bir şekilde
değerlendirilmesine olanak verilmesi, bu arazilerin diğer arazi parselleri ile
birleştirilerek büyük arazi gerektiren projelere (Orman köylülerinin nakli gibi)
arazi temin edilmesidir.
Ancak, kullanım kadastrosu, ifraz ve tescil işlemleri 3194 sayılı İmar
Yasası ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki
kısıtlamalara tabi tutulmayarak, 2/B alanlarındaki çarpık yapılaşma için bir
tedbir öngörülmediği gibi, tarım topraklarının korunması ilkesi de göz ardı
edilmiştir. Bu bakımdan yapılan düzenleme Anayasanın toprağın korunması, çevre
hakkı ve planlama ilkelerine aykırıdır.
Bugün yürürlükte bulunan anayasa hükümleri ve bunlara dayanan Anayasa
Mahkemesi kararları karşısında, orman dışına çıkarılan alanların devlet eliyle
imar ve ihya edilerek orman içinden nakledilecek orman köylülerine tahsis
edilmesinden başka biçimde kullanılması mümkün olmadığından yukarıda açıklanan
düzenlemelerin esasen Hazine adına kayıtlı bulunan 2/B parsellerinin fiili
kullanım durumunun tespitinden başka bir yararı olmayacaktır".
2b'nin bugüne kadar halledilmemesi açıklanamaz bir geri kalmışlıktır. Meclisteki Vekillerimiz neden bu konuyu çözmeye çalışmıyor? Bu yerleri bizler 50 yıldır kullanıyoruz. hem devlet zarar ediyor, hem de bizler. CHP hep bu 2b sorununu çözeceğim diye bizlerden oy aldı, şimdi ne oldu? Unutulmasın sözünde durmayan seçimde cezalandırılır. Lütfen anayasa taslağında gösterdiğiniz duyarlılığı burada da gösterin de mutlu edin biz 2b mağdurlarını. Bu orman dışına çıkan araziler devleti de milleti de zarara uğratıyor. Bu anayasa değişikliği içinde bu çağdışı sorun bitirilsin artık. Tüm siyasi partileri 2b yasası için desteğe çağırıyoruz.
Seçim döneminde CHP 2B yasasını çıkaracağını taahhüt ediyordu oysa anayasa mahkemesine iptal başvuran da odur. bu ne biçim taahhüttür bişey anlamadım bari hepimiz şehirleri terk edelim şehirleri de orman yapsınlar kimse şehirlerde yaşamasın zaten 2b ler ormanların ormanların dışında vasfını kaybeden yerlerdir lütfen iyi düşünelim bu ülkenin gerçekten İMF'LERE ihtiyaç duymaması için 2B lerin ülke kaynaklarına katkısı olsun diye bir an önce satılması gerekir geliri ile alt yapı yollarımız barajlarımız hertürlü hizmetleri bu parayla karşlayabilirler.