Mülkiyet meselesi, Jean Jacques Rousseau’nun, 1754 yılında yazdığı ‘İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynakları’ isimli eserinde ifade ettiği haliyle, bir tarlanın etrafını çitleyip ‘burası bana aittir’ diyen ve bu söze inanacak kişiler bulan ilk insanın uygar toplumu kurmasıyla başlamış. Bu kişi aynı zamanda mülkiyet kurumunu yaratarak insanlık tarihini kana bulayan, hırsızlıklara, cinayetlere ve savaşlara yol açan gelişmelerin de başlatıcısı olmuştur.
Rousseau’yu aklımızın bir kenarında tutup günümüze gelelim. Bir grup sivil soruşturucu, kentsel dönüşümün sermaye-iktidar ilişkileri üzerine kolektif veri derleme, haritalama ve yayınlama çalışması Mülksüzleştirme Ağları’nı hazırladı. Ağ, sanatçı Burak Arıkan’ın yarattığı yazılım ile ilişkiler ağındaki merkezi aktörleri, bağlantıları ve kümeleşmeleri ortaya çıkarıyor. Online ortamda yaratılan çalışmada, birbiriyle sık ortaklık kuran şirketler yakın duruyor, aralarında sıkı ortaklık varsa bunlar ayırt edilebilir bir küme oluşturmaya başlıyor. Böylece günümüzün kentsel dönüşüm haritasının hangi bağlantılarla oluştuğunu da görüyoruz. Grup şimdilik ‘Mülksüzleştirme Projeleri, Mülksüzleştiren Ortaklıklar ve Mülksüzleştirilen Azınlıklar’ projelerini ortaya çıkarmış.
‘Mülksüzlüğün’ insana gerçek anlamda özgürlük sağladığını da akılda tutarak ‘Böyle mi olmalıydı?’ sorusuyla, Mülksüzleştirme Ağları’nın yaratıcılarıyla konuştuk.
»Mülksüzleştirme Ağları fikri nasıl çıktı? Çalışmaya ne zaman başladınız?
Mülksüzleştirme Ağları çalışması 6 Haziran 2013’te Gezi Parkı’nda konuyla ilgililenen kişilerin bir araya gelmesiyle başladı. Kentsel dönüşüm projelerini yapan şirketlerin, yaptığı diğer projeleri neler, bu projeleri yapan, kentsel dönüşümün yüklenicileri, taşeronları, inşaat, müteahhit, mimarlık, emlak, turizm firmalarının yöneticileri başka hangi kurumların yönetimindeler; Kentsel dönüşüm sürecinde kamu kurumları ve özel şirketler arasında halkı mülksüzleştiren ne tür ortaklıklar kuruluyor? Halkın cebinden çıkan vergiler, kamusal mülkün yeniden inşası/özelleştirilmesi/işletmesi üzerinden hangi sermaye gruplarına aktarılıyor? Bu ve benzeri iktidar-sermaye ilişkilerini açığa çıkaran sorularla ilgileniyoruz. Dolayısıyla bu ilişkileri tarayan, araştıran, bir araya getiren, yayımlayan bir işe kalkıştık.
»Ağı ortaya çıkarırken bir kentsel dönüşüm alanının projesini yapan şirketlerin medya, sanat, iktidar, toplumsal hafıza ile olan bağlarını ve inşaatlar sırasında hayatını kaybeden işçileri de o ağa dahil ediyorsunuz. Bütün bunları siz nasıl takip ettiniz?
Gezi Parkı’nda bir araya gelen ve zamanla katılım ile büyüyen bir grup hukukçu, finansçı, akademisyen, sanatçı ve gazeteciyiz. Gönüllüyüz, kimimiz ismini paylaşıyor, kimimiz anonim kalıyor. Haritalar üç aylık bir çalışmanın sonucu halka açık bilgilerin derlenmesiyle oluşturuldu. İstanbul Ticaret Odası, Türkiye Sicil Gazetesi, şirketlerin kendi sitelerindeki bilgiler ve medya taraması sonucu derlediğimiz bilgiler doğrultusunda ilerledik. Yapılan iş, hâlihazırda var olan bilgiler arasında ilişkiler kurup bunları görünür, işaret edilebilir ve dolayısıyla tartışılabilir kılmak. Ulaşabildiğimiz verileri bir araya getirerek, haritalarımızı birleştirdik, mülksüzleştirmenin resmini beyan ettik.
Çalışmayı yaparken şöyle bir yol izledik: Türkiye’deki kentsel dönüşüm ve mega projelerden yola çıktık, bu projeleri yapan ve yaptıran şirketler ve kurumları topladık, bu şirketlerin dahil olduğu ve orman, sahil, su gibi kamu kaynaklarını özelleştiren diğer projeler ve bu projelerin ortaklarını da ekledik. Araştırmanın ilk aşamasında en büyüklerden başlayarak yaklaşık 200 proje ve paydaşları toplanmış oldu. Daha birçok proje mevcut, çalışma devam etmekte ve herkesin katkısına açık. Yeni veriler girildikçe diğer projeler ve şirketler de haritalara ekleniyor olacak.
VERGİLERİMİZ AYNI ŞİRKETLERE
»Bütün bu ağlara baktığımızda ortak ilk nokta para. Ağlar içinde size en şaşırtıcı gelen hangi bağlantılardı?
Bu haritaları yaparken kentsel dönüşüm ihalelerinin nasıl hep aynı belli şirketlere verildiğini görmeye başladık. Diğer yandan, hemen görünür olmayan dolaylı bağlantıları takip edebilmek önemliydi: Kentsel dönüşüm projelerini yapanlar aynı zamanda hangi HES projelerini yapmaktalar? 3. Havalimanı, 3. Köprü ve Ilısu Barajı (Hasankeyf) gibi mega projelerin yarattığı ekolojik, ekonomik ve sosyal yıkım hangi medya organları üzerinden sansürlenerek toplumsal hafızadan silinmeye çalışılıyor? Türkiye’nin en büyük medya patronları ve reklam verenleri nasıl bir baraj işinde ortak olmuşlar? Medya patronları devletten ne tür inşaat, enerji, turizm ihaleleri almaktalar? Vergilerimizden toplanan paraların bu projeler üzerinden nasıl hep aynı şirketlere aktarıldığını görmeye başladık. Tabii ağ haritasında irili ufaklı birçok kümeleşme açığa çıktı:
»Metro-yol inşaatının mülksüzleştirme haritasında işi ne? Bunun mülksüzleştirmeyle ne alakası var?
Bu haritadaki her projenin “fiilen” mülksüzleştiren proje olduğunu iddia etmiyoruz. Ancak, metro projelerinin, yol inşaatlarının ve bunun gibi özellikle yüksek ihale bedelli projelerin nasıl finanse edildiğini -kredilerle- ve bu finansman planlarının/paketlerinin bizlere ne gibi ekonomik yükler getirdiğini düşündüğümüzde, bu tip altyapı projelerini de göz ardı edemedik. Ayrıca bir otoyol yapılırken çevresinde yok edilen kamusal değerleri göz önüne alıyoruz.
»Bienale neden katıldınız? Sponsorları arasında eleştirdiğiniz işleri yapanlar yok mu?
Burada önemli tartışma konusu bienale katılırsak işin ehlileşip ehlileşmeyeceğiydi. Ancak çalışma son derece literal bir araştırma ve bulgularını toplumsullaştırma işi, ilişkileri bir araya getirip yeni enformasyon üretiyoruz. Bu tür bir çalışmanın henüz bienal ya da başka bir etkinlik/kurum tarafından ehlileştirilebileceğini düşünmediğimiz için katıldık. Araştırmanın bu ilk aşamasında en büyüklerden başlayarak yaklaşık 200 proje ve paydaşları toplanmış oldu. Daha birçok proje mevcut, çalışma devam etmekte ve herkesin katkısına açık. Yeni veriler girildikçe diğer projeler ve şirketler de haritalara ekleniyor olacak. Bienal sponsorlarından Eczacıbaşı Grubu ise haritada mevcut ve “13. İstanbul Bienali” sponsoru olarak işaretli.
AĞ ÖREREK MÜCADELE
»Ağdaki her şeyin birbiriyle bağlantılı olması aslında sistemin işleyişinin para üzerine kurulu olduğunu gösteriyor. Nihayetinde her bir bağlantı bir insana dayanıyor. Siz bu sistemin düzeltilmesi için bir ağ yapmaya kalksanız nereden başlardınız?
Ağlarla mücadele ancak ağ örülerek yapılabilir. Mülksüzleştirme Ağları çalışması aynı zamanda kent konusunda çalışan tüm aktörlere bilgi ve veri ilişkiselliği kurma, veri tabanı oluşturma ve kolektif bir sivil soruşturma yapma çağrısı niteliğinde.
»Mülksüzleştirme ağları devam eden bir proje aynı zamanda. Ne kadar sürecek?
“Bu daha başlangıç...” dersek mesaj yerine ulaşır herhalde.
»İnternet sitenizde bu projeye isteyenlerin dahil olabileceği yazılı. Katılmak isteyenler neler yapsın?
Mülksüzleştirme Ağları çalışması katılıma açık ve aşama aşama devam ediyor. Beraber çalışmak isterseniz ya da kaynak verebileceğiniz veriler varsa bize bir email atmanız yeterli. mulksuzlestirme@gmail.com.
»Bundan sonrası için ne gibi planlar var?
Mülksüzleştirme Ağları’nın gazeteciler, araştırmacılar ve isteyen herkes için bir referans kaynağı olarak kullanılması, verilerin zamanla güncellenerek tutulması, sistemin sürdürülebilmesi ve katılımın kolaylaşmasını sağlamak için uğraşıyoruz. Katılımcılarımızdan sanatçı Burak Arıkan’ın geliştirmekte olduğu Graph Commons (http://graphcommons.com) kolektif ağ haritalama platformunu kullanarak özellikle haritalara katılımı daha da kolaylaştırmış olacağız.
0 Yorum
Yorum Yap