- yapi.com.tr
- 06.02.2010
- GÜNDEM
- 2 okunma
İstanbul'un 5 Asırlık Geçmişi Bu Haritalarda Saklı
Ağaoğlu Şirketler Grubu'nun sponsorluğunda Denizler Kitabevi tarafından yayımlanan devasa boyutlu 'İstanbul Haritaları 1422-1922' adlı kitap, çeşitli tarihlerde hazırlanmış yüz haritalık bir koleksiyonu araştırmacıların, İstanbul sevdalılarının hizmetine sunuyor. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın imzasını taşıyan kitapta haritalara özenle kaleme alınmış
İstanbul'un 1422'den 1922'ye kadar beş asırlık hikâyesini
gözler önüne seren 100 nadide harita 'İstanbul Haritaları' adlı
bir kitapta toplandı. Geniş bir koleksiyondan seçilen bu haritalarda
İstanbul'un, Bizans'tan Osman-lı'nın son günlerine kadar yaşadığı değişiklikleri
görmek mümkün.
Evliya Çelebi'nin naklince İstanbul'un ilk banii Süleyman Peygamber'dir.
Okyanus denizinin Ferenduz adasındaki Sidon adlı gururlu padişaha haddini
bildirdikten sonra kızı Aline'yi esir eder. Aline'nin isteği üzerine Atina'da
Temâşâlık adında bir köşk yaptırır ve kızı orada bırakır. Kendisi de İstanbul'a
gelir. Hünkâr bahçesinde (ki Sarayburnu denilen yerdir) çadırını kurdurur.
Burasını çok beğenen Süleyman Aleyhisselâm, Sarayburnu'nda bir de saray inşa
ettirir ve İslâmbol toprağı için 'Dünya var oldukça mamur ve şenlik ola' diye
dua eder. Bir müddet sonra da Arz-ı Mukaddes'e gider. Tarihçilere göre ise
milattan önce üçüncü binin başlarından itibaren bu bölgede yerleşimler
mevcuttur. Bu konudaki en sağlam bilgi, milattan altı yüz küsur yıl öncesine
dayanır. Bu tarihte Orta Yunanistan'daki Megara kentinden gelen Yunanlılar,
Sarayburnu'nda bir koloni kurmuşlardır. Yeni kurulan şehrin adı Byzantion'dur.
Yaklaşık bin yıl sonra İmparator I. Konstantin, Roma tahtını ele geçirir ve
ileride kendi adıyla anılacak olan Byzantion'u payitaht olarak seçer. Fatih'in
'İslâmbol'u almasıyla şehir el değiştirir, ama Osmanlı'nın tarih sahnesinden
çekilmesine kadar payitaht olma konumunda değişiklik meydana gelmez. Günümüzün
milyonlarca insanı sokaklarında barındıran 'metropol'ünün 'hayat hikâyesi'
kısaca böyle.
Peki eski İstanbullular, İstanbul'un nerelerini
mekan tutmuşlardı? Şehrin yerleşimi zaman içinde nasıl değişime/gelişime uğradı?
Tarihlerde/hatıralarda okuduğumuz binaların yerleri neresiydi, görüntüleri
nasıldı? Çok gerilere gidemesek de 1400'lerden itibaren bu şehri görünür kılan
önemli görsel kaynaklar var elimizde: Haritalar. Ağaoğlu Şirketler Grubu'nun
sponsorluğunda Denizler Kitabevi tarafından yayımlanan devasa boyutlu 'İstanbul
Haritaları 1422-1922' adlı kitap, çeşitli tarihlerde hazırlanmış yüz haritalık
bir koleksiyonu araştırmacıların, İstanbul sevdalılarının hizmetine sunuyor.
Ayşe Yetişkin Kubilay'ın imzasını taşıyan kitapta haritalara özenle kaleme
alınmış Türkçe ve İngilizce metinler eşlik ediyor. Her haritanın üzerinde bizzat
haritayı hazırlayan kişinin ya da o dönemin gezginlerinden birinin hatıratından
kısa alıntılar yer alıyor. 'İstanbul Haritaları' kitabı, gravür tekniğiyle
hazırlanmış İstanbul'un nadide haritalarını bir araya getirirken, tahta baskıdan
taş baskıya kadar basım tekniklerinin gelişimini de gözler önüne seriyor.
Haritaları hazırlayanların kimi İstanbul'u bizzat görerek çizmiş, kimisi
başka haritalardan ve hatıralardan yararlanmış. Bazı haritalar yalnızca harita
olarak hazırlanmış, bazıları bir sanat eseri olarak düşünülmüş. İçinde sadece
coğrafi konumu veren de var, binalarıyla, insanlarıyla bir şehri resmeden de.
Haritaların son birkaç örneği hariç hemen hepsi, yabancıların imzasını taşıyor.
Kitaptaki ilk harita 1422 tarihli. Bilinen en eski İstanbul planı.
Chiristoforo Buondelmonte tarafından hazırlanmış. Bizzat İstanbul'a gelerek
hazırlamış haritasını Buondelmonte. İstanbul'un fetihten kısa bir süre öncesini
gösteren harita, harap bir şehrin görüntüsünü aksettiriyor. Buondelmonte da
zaten Latin istilası görmüş İstanbul'u 'çok talihsiz bir kent' olarak tarif
ediyor. Ayasofya'nın sadece kendisinin ayakta kaldığını, kiliseye ait diğer
yapıların yıkıldığını, sarnıçların bir kısmının kuruyup kullanılamaz hale
geldiğini anlatıyor. Haritada dikkat çeken bir görüntü de o zamanlar Suriçi'ni
bir baştan bir başa bölen ama günümüze bir damlası ulaşmayan Lykos deresi.
Braun ve Hogenberg'in Constantinopolis haritasında ise ilk kez bir Osmanlı
şehrini izliyoruz. Topkapı Sarayı ilk binalarıyla Sarayburnu'na kurulmuş,
Ayasofya'ya minareler eklenmiş, Beyazıt'ta Eski Saray yapılmış, Fatih Külliyesi
inşa edilmiş. Hipodrom yarı yıkılmış olarak ayakta. Bizans İmparatorları'nın son
mekanı Edirnekapı'daki Tekfur Sarayı da o yıllarda tam anlamıyla mamur.
Haritanın farklı baskılarında etrafına padişahların portreleri sıralanmış.
Prokopius, haritasını İstanbul ve civarını adım adım ölçerek hazırlamış. İşin
ilginci, bu çizimler günümüzün modern teknikleriyle hazırlanan haritalara çok
yakın. Şehrin ilk bilimsel ölçekli haritası ise 1786 tarihini taşıyor.
1782'de Tomas Lopez, İstanbul'un yangınlarını çizmiş, Bertrand Bareilles
yangın sigorta planlarını. Necip Bey'in 1914-1918 arasında hazırladığı 15
paftalık haritalar şehri sokak sokak gösterirken Mühendishane-i Berri-i Hümayun
öğrencilerinin ortak imzasını taşıyan harita İstanbul'da o denimde mevcut 824
camiyi tek tek gösteriyor. 'İstanbul Haritaları kitabı, ulaşılması zor pek çok
kaynakta yer alan bu önemli belgeleri iki kapak arasında toplayarak İstanbul
sevdalılarına büyük hizmette bulunuyor.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap