İstanbul Serbest Mimarlar Derneği (İstanbulSMD) Yönetim
Kurulu, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi'ne ilişkin
görüşlerini, dün (1 Mart 2012) yaptığı yazılı açıklama ile kamuoyunun
bilgisine sundu.
Yaptığı çağrıda, öncelikle projeye
ilişkin tüm işlemlerin durdurulması gerektiğini belirten İstanbulSMD, çözüm
olarak; Taksim’le ilgili “Değişim Programı”nın katılımcı bir yöntemle
hazırlanmasını, bu doğrultuda usulüne uygun bir proje yarışma açılarak, üzerinde en
çok mutabakat sağlanan projenin kabul edilmesini öneriyor.
Derneğin
projeye ilişkin görüşlerini içeren açıklama metni şöyle:
Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi; son yıllarda
kamuoyunun önüne oldu-bitti olarak getirilen en önemli kentsel dönüşüm
projelerinden birisidir ve çok haklı olarak gündemde yer tutmaktadır.
Taksim alanı, Cumhuriyet anıtı ve Cumhuriyet döneminde
yapılmış ve uygulanmış olan Gezi Parkı ile, İstanbul’un
Cumhuriyetle özdeşleşmiş tek alanı olduğu için, burada yapılmak istenen
değişiklikler, elbette vatandaş olarak hepimizi ilgilendirmektedir. İstanbul’un
büyük mesleki birikimi olan mimarların kurduğu Serbest Mimarlar
Derneği ise; Taksim yayalaştırma projesi hakkında görüş
bildirmeyi özellikle görev saymaktadır.

Proje; ortaya çıkış süreci ve taşıdığı iki önemli ana
fikirle dikkati çekmektedir. Taksim meydanı gibi İstanbul’un en
dikkat çekici alanı ile ilgili çok radikal kararları, oldukça kaba
çizgileri ile ortaya koyan bu proje, üstelik müellifi de
belirtilmeden, Büyükşehir Belediyesi tarafından birdenbire
açıklanmış ve inşaatının ihale edildiği söylenmiştir. Böylece, proje
taşıdığı ana fikirler üzerinde tartışılamadan, getirip götürdükleri belli
olmadan uygulamaya konulmuş olmaktadır.
Katılımcı demokrasi nerede kalmıştır? Projenin
toplam gerçek maliyeti nedir? Bu yatırım hangi
kaynaklardan karşılanacaktır? Belli değildir...
Bu önemde bir proje, arkasında belirli ve güven veren tasarımcılar
olmadan uygulanacaksa, başarısından doğal olarak kuşku duyulacaktır.
Projenin iki ana fikri; trafiğin meydanın altına alınması ve
eski Taksim Topçu Kışlası’nın bir şekilde yeniden inşa
edilmesidir. Her iki düşüncenin iyice tartışılmadan uygulamaya
geçilmesi doğru ve kamu yararına olmadığı gibi; sonuçları açısından da yararlı
olmayacağı ortaya çıkmaktadır. Büyük bir zaman ve kaynak israfı
ile uygulanacak olan trafiğin yer altına alınması düşüncesi, bugün
50’li yılların ütopyası halinde kalmıştır. Meydanı
yalnızlaştıracağı hemen hemen kesindir.

Dünyanın Paris, Londra, New York gibi tüm önemli kent
meydanlarında iyi düzenlenmiş transit trafik, canlı bir şekilde
yayalarla birlikte, sorunsuz yaşamaya devam etmektedir.
90 yıl önce yıkılmış Taksim Topçu Kışlası’nın, hatta taban
alanı da hafifçe büyütülerek yeniden inşası düşüncesi; ideolojik değilse
maalesef sığ bir kültürün ürünüdür. Yıkılmış Taksim Kışlası’nın mimarı
belli olmadığı gibi, mimari bakımdan bir değeri
olmadığı da tüm sanat tarihçileri tarafından kabul edilmektedir.
Planı, rölöveleri olmadan, eldeki birkaç fotoğrafa dayanılarak
yapılacak ve işlevi değişecek eski Topçu Kışlası, İstanbul’un merkezine nasıl
bir değer katacaktır?
Bugün “kimliği” olmadığı iddia edilen ve İstanbul’un Cumhuriyetle özdeşleşmiş
tek meydanı olan Taksim meydanına, mimarisi eklektik, hatta “kitsch”
olan eski Osmanlı Topçu Kışlası'nın kimlik getireceği düşüncesi,
bırakınız şehirciliği ve mimarlığı, sağduyu açısından da tümüyle olumsuz bir
düşüncedir.
İstanbul Serbest Mimarlar Derneği’nin gelinen bu noktada
nelerin yapılması gerektiği ile ilgili düşünceleri
şunlardır:
1. Öncelikle proje ile ilgili tüm işlemlerin
durdurulması.
2. Katılımcı bir yöntemle Taksim’le ilgili bir “Değişim
Programı”
hazırlanması.
3. Bu programa ve kurallara göre ulusal veya uluslararası
proje yarışması
açılması.
4. Finale kalmış projelerin son kez şeffaf bir şekilde
değerlendirilerek üzerinde en çok mutabakat sağlanan projenin kabulü.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İstanbul Serbest Mimarlar Derneği
0 Yorum
Yorum Yap