- yapi.com.tr
- 12.12.2010
- GÜNDEM
- 2 okunma
İstanbul'da Ev Almak Güçleşiyor
İNDER'in yayımladığı "Türkiye'de Bölgesel Gelişmişlik Ekseninde Konut Seçimi" raporuna göre, Türkiye'nin batı kesimlerinde kiracılık oranı artıyor. En yüksek kiracılık oranı yüzde 35 ile İstanbul'da bulunuyor. İstanbul'da her 10 aileden dördü kiracı konumunda.
İNDER'in yayımladığı "Türkiye'de Bölgesel
Gelişmişlik Ekseninde Konut Seçimi" raporuna göre, Türkiye'nin batı
kesimlerinde kiracılık oranı artıyor. En yüksek kiracılık oranı yüzde 35 ile
İstanbul'da bulunuyor. İstanbul'da her 10 aileden dördü kiracı konumunda.
Türkiye'nin diğer batı kentleri gibi İstanbul'a da göçle gelen nüfusun
İstanbul'da konut sahibi olamaması, kiracı nüfusu artıran en büyük etken olarak
gösteriliyor. Ev sahipliği oranının yüzde 58'de kaldığı İstanbul'daki yüksek
arsa fiyatları ve yüksek rantlar, İstanbullu ailelerin ev sahibi olma ihtimalini
düşürüyor.
Raporda, doğudan batıya doğru göç sorununun dikkat çekici oranlarda devam
ettiğine ve bu gelişmenin göç alan bölgelerde çarpık kentleşmeye neden olduğuna
dikkat çekiliyor.
Yüksek kiracılık oranı ve ev sahibi olma güçlüğünün sadece İstanbulluların
sorunu olmadığı, kısıtlı fiziksel olanaklara sahip batı şehirlerinde ve genel
olarak kentleşmiş bölgelerde ev sahibi olma ihtimalindeki düşüşün, toplumun
beklentilerine de yansıdığı ifade edilen raporda, göç ile gelen nüfusun mevcut
mal varlıklarının batıda herhangi bir mal sahipliğine olanak tanımaması
nedeniyle kiracılık oranının yüksek olduğu vurgulanıyor.
Raporda, kısıtlı fiziksel olanaklara sahip batı şehirlerinde (ve genel olarak
kentleşmiş bölgelerde) birim arsa değerlerinin kırsal kesime oranla yüksek
rakamlara çıktığı ve bu konumdaki toplumun ev sahibi olma ihtimalinin ciddi
oranda düştüğü belirtiliyor.
TÜİK'in anketinde insanların 12 aylık süreçte yeni bir ev alma ihtimalinin
yüzde 1'in üzerine çıkmadığı vurgulanan raporda, ayrıca kişilerin ev satın alma
ihtimalinin genel ekonomiden ciddi oranda etkilendiği belirtilerek bu sebeple
talebin kararsız bir trend çizdiği belirtiliyor.
Talep 3+1'den 2+1'e kayıyor
Rapora göre Türkiye'de en çok 3 oda ve bir salondan oluşan evlerin inşa
ediliyor. Bölgesel veya gelir bazlı farklılaşmaların bile bu geleneksel talep
biçiminde henüz ciddi farklılaşma yaratmadığı vurgulanan raporda, arzın da bu
yönde olduğu belirtiliyor. Ancak talebin, özellikle İstanbul başta olmak üzere
yeni projeler ve nüfus yoğun bölgelerdeki fiziki şartlar nedeniyle 2 1 dairelere
kaymaya başladığı kaydediliyor.
Türkiye genelinde her dört evden birinde halen tuvalet konut dışında
bulunurken, hiç tuvalet bulunmayan evlerin oranı yüzde 2,3'e ulaşıyor. Yine
Türkiye'de evlerin Yüzde 17,5'inde konut içinde su bulunmuyor. Ortalama gelirin
altındaki grupların hanelerinde sıcak su bulunma oranı ise son derece düşük.
Rapora göre, Türkiye'de alt gelir gurubuna dahil olan yüzde 60'lık kesim,
ciddi iyileştirmelere ihtiyaç duyulan evlerde yaşıyor.
Raporda, akılcı ve alt gelir gruplarının yaşam koşullarını iyileştirecek
mahiyette projelerin kamusal destekle de artırılarak bu kesime arz edilmesinin
bir ihtiyaç olarak belirdiğine dikkat çekiliyor.
Orta ve üst gelir gruplarının hassasiyetlerinin ise çevre dostu ve enerji
verimliliği ekseninde geliştiği, bu grubun akılcı projelerle değişime kanalize
edilmesinin mümkün olduğu kaydediliyor.
Türkiye'de 2004 yılında inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların yüzde
24,8'i teknolojik yenilik yaparken bu oranın 2006 yılında yüzde 22,1'e ve 2008
yılında ise yüzde 20,2'ye gerilediğine dikkat çekilen raporda, bu yavaşlamanın
belirli ölçülerde sektörün büyük aktörlerinin doygunluğundan kaynaklandığı,
beklentinin yükseliş trendinde olması gerektiği vurgulanıyor.
Sektöre yeni giren ve geleneksel metotları benimseyen aktörlerin de kısa
vadede ve tüm bölgelerde teknolojik yeniliklere ayak uydurmasının daha verimli
bir sektör profilinin oluşmasına olanak sağlayacağı
belirtiliyor.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap