- yapi.com.tr
- 19.10.2010
- GÜNDEM
- 236 okunma
İstanbul Yenilenmeye daha Fazla İmar Hakkıyla İkna Edilecek
İBB Başkanı Kadir Topbaş, depreme dayanıklı binalar konusunda yeni çalışmalar başlattıklarını ifade ederek bu projenin İstanbul için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Başkan Topbaş, Belçika'nın İstanbul Başkonsolosu François Del Marmol ve beraberindeki heyeti uğurladıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İBB Başkanı Kadir Topbaş, depreme dayanıklı binalar
konusunda yeni çalışmalar başlattıklarını ifade ederek bu projenin İstanbul için
büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Başkan Topbaş, Belçika'nın İstanbul
Başkonsolosu François Del Marmol ve beraberindeki heyeti
uğurladıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. İBB'nin web sitesinde yer
alan habere göre, deprem konusunda vatandaşların büyük bölümünün tedirginlik
yaşadığını belirten Başkan Kadir Topbaş, “Risk taşıyan bir şehirde, bu sorunun
bir şekilde çözülmesi gerekiyor. 10 ilçemizde başlattığımız yapı denetim ve
inceleme çalışmalarında 6 ilçeyi bitirdik. 150 bine yakın yapı tarandı. Ortaya
çıkan sonuçlarda ciddi sıkıntılar hissedildi. Bununla ilgili olarak
arkadaşlarımız ve teknik ekibimizle görüştük. Vatandaş arzu ettiği takdirde bu
yenileme sürecine girsin. Başka çaremiz yok çünkü her deprem sıkıntısı
yaşandığında bu gündeme geliyor. Bu yenileme sürecine İstanbul girsin.
İstanbul’un her gün depremi konuşması gerekiyor. İstanbul’un yenilenmesi
gerekiyor, çünkü risk taşıyor. Yeni yoğunluklar sebebiyle bazı sıkıntılar
yaşayacağız ama onlar bir şekilde çözülür. Fakat depremin getireceği sıkıntıyı
çözmemiz mümkün değil” dedi.
Bir gazetecinin; “Hasarlı bina sahibi
vatandaş bu aşamada ne yapacak?” şeklindeki sorusuna ise Başkan Topbaş'ın
yanıtı şu yönde oldu:
“Örneğin Bağcılar ve Fikirtepe’de yoğun bir yapılaşma var. Buradaki
düzenlemelerde biz parsel alanlarını daha büyüterek imar adaları şekline
getirecek. 3 bin, 4 bin, 5 bin metrekareye çıktığında daha fazla imar imkanı
vereceğiz. Böylece bunlar birleşerek daha güzel, büyük yapılar daha güvenli
yapılara dönüşebilecek.”
Cezbedici teklif
Başkan Topbaş başlattıkları
çalışmanın müteahhitler ve yatırımcılar tarafından incelendiğinde
tekliflerin cezbedeci veya yönlendirici olacağının altını çizdi. Topbaş şöyle
devam etti: “Yolları genişleterek, altına otoparklar yaparak daha güvenli
yapılara dönüşebilecek. Böyle bir düzenleme. Bu kaynak da kendi işini kendi
çözebilecek seviye de olmalıdır diye de çalışıyoruz.”
Arzu eden
vatandaşların binalarını kat karşılığı yeniden yapacağını söyleyen Başkan
Topbaş, “Projeye katılmak isteyen vatandaşların ilçe belediyelerine başvurmaları
yeterli. Kendi kaynağı varsa kendisi yapacak, bölge olarak ortaya çıkacak ve ya
Kiptaş’la ya da TOKİ ile anlaşacak. Vatandaşı tamamen serbest bırakıyoruz.
Zorlama yapmayacağız bunun altını çiziyorum. Ama parsellerin büyümesi lazım.
Artık 150, 200, 300 metrekarede bu olmaz. Daha büyük adalar,
parseller, daha büyük doğru binalar, daha bahçeli, belki ayrı nizamlı
yapılar haline getirecek bir sistemi oluşturmak istiyoruz.” şeklinde
konuştu.
“Eskiden arsaların 4 bin metrekareymiş. Şimdi değişiklik
olacak mı?” sorusuna ise Başkan Topbaş şöyle cevap verdi:
“Şimdi onu biraz daha toleranslı hale getireceğiz. Hatta belki 4 bin metre
değil de 2 bin metrede bile biraz daha farklı. Çünkü beklediğimiz hareketi
göremedik. Bu hareketi yakalamak zorundayız. Bir risk taşıyan şehirde
yaşıyorsak, yoğunluğu arttırmak risk olarak da ele alıyoruz çünkü deprem riski
çok daha ağır bir sonuç getirebilir. Yoğunluk problemlerini bir şekilde
çözebiliriz. Altyapı belki bir çok yerde yeniden yapılma zorunda kalacak ama bu
depremden daha zor bir şey değil.”
Proje, İstanbul'un tamamını
kapsayacak
Proje kapsamına İstanbul’un tamamını almayı
planladıklarını söyleyen Başkan Topbaş, Başta Fikirtepe olmak üzere risk taşıyan
bütün bölgelerde bu çalışmayı yapacaklarını ifade etti. Yasal düzenlemeye gerek
kalmadan mevcut düzenlemeyle çözüm üreteceklerini belirten Topbaş, “Biz daha
önceki Kentsel Dönüşüm çalışmalarında TOKİ ve Kiptaş’la bunu yaparız diye
düşünüyorduk. Özellikle kendi belediyemizin şirketi Kiptaş’la çalışmamız vardı.
Kentsel dönüşümde bunlar çalışmalar yapacak ve vatandaş da destek verecekti.
Fakat maalesef ana muhalefet başta olmak üzere diğer siyasiler bunu manipüle
ettiler, vatandaşı tedirgin ettiler. Birilerine peşkeş çekilecek. Sizi başka
yerlere gönderecekler dediler. Vatandaş maalesef bu konu da ciddi anlamda
etkilendi. Biz şunu söylüyoruz. Kiptaş da bir tüzel kişiliktir. Bir müteahhit
firmadır. Veya bir başka firmadır. Vatandaş burada tamamen serbest kalacak.
Kimseyi zorlayarak böyle bir değişime tabii tutmayacağız. Kendi rantını,
hesabını kendisi yapacak. Bizim orda arzu ettiğimiz. Vermek istediğimiz
vatandaşı cezbedecek bu yenileme sürecine katabilmek. Deprem İstanbul’u
etkilediği takdirde, Türkiye sarsılır. Bu sarsıntıyı geçirmeden bu olayı çözmek
zorundayız diye böyle bir düzenlemeye gidiyoruz.”
dedi.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
2000 yılından önce yapılan yapıların tamamı riskli çünkü deprem bilinci diye bir kavram yoktu. Hele 1960 lı ve 1975 yılına kadar ki yapılarda betoniyer dahi kullanılmadı. İki kuru bir ıslak aktarmayla ve kabuklu deniz çakılı ile inşaatlar yapıldı. Agrega nedir bilen yoktu. En önemli malzeme mıcır vs. zaten yoktu. Irmak dere kumlarının yıkanmışı çok nadir insaatlar da kullanılmaktaydı. Sonra istanbul 2.derece deprem bölgesi olarak gösteriliyordu. 1978-1988 yılları arası önemli sayıda konut üretmiş eski bir inşaatçı olarak, 2000 li yıllardan öncekilerin zaman sırasına göre kesinlikle yıkılması gerekir. Her şeyden önemli sebep 2. derece deprem hesaplarıdır. Sadece müteahhitlerin Müteahhitlerin suçlanması suçlanması hangi mantığa sığar. Maltepe,Kartal,Zeytinburnu,Ambarlı, B.çekmeçedeki kum depoları na malzeme nerden geliyordu. Bir inşaat bitirilene kadar 250 den fazla imza atılıyordu. Nerede kontroller denetim yapanlar. Rüşvetin ayyuka çıktığı ülkemizde, sadece müteahhitler ve bilhassa Veli Göçer mi suçlu nerde vazifesini yapmayanlar ve imzasını yiyenler.
Biraz yapacaklarından değil yaptıklarından bahsedelim;
Ayazma mahallesinde arsa sahiplerinden %40-50 yeşil alan aldıktan sonra bir de %10-15 kamu alanı kesildi. Bu arsaların kamulaştırma bedelini vermeyip buraya okul veya hastane yapılırsa kamulaştırılacak denildi. Kamu alanları neden TOKİ'ye ait parsellerden ayırılmadı? Peki TOKİ parsellerine 1.8 emsal verip hemen yanındaki arsa sahiplerine neden 1.25 emsal verdildi? Olimpiyatın karşısındaki topraklar 18 uygulamasıyla neden çukurun içerisine kaydırıldı?