- yapi.com.tr
- 11.04.2006
- GÜNDEM
- 2 okunma
İstanbul Serbest Mimarlar Derneği'nden Başkan Topbaş'a Kınama
İstanbul Serbest Mimarlar Derneği'nden Başkan Topbaş'a Kınama
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın Türk mimarlara yönelik açıklamaları tepki toplamaya devam ediyor. "Türkiye'nin tarihte kendisini kanıtladığı başlıca sanat dalı mimarlıktır" diyen İstanbul Serbest Mimarlar Derneği, Başkan Topbaş'ın "Yerli mimarlarda bu birikim yok; bu düzeyde eğitim almıyorlar; cesur değiller... İpek bir kumaşı herkes dikemez" değerlendirmesine atfen projelerin değerlendirilmesinde Türk mimarların görevlendirilmesinin tutarlılığını sorguluyor.
İstanbul Serbest Mimarlar Derneği tarafından yapılan yazılı açıklamada, Topbaş'ın "Sinan'ı Anma Günü"nde de kırıcı savlar ileri sürdüğüne değiniliyor ve Türk mimarlığını yargılayacak konumda olmadığı savunuluyor.
Aşağıda, Dernek tarafından yapılan yazılı açıklamanın tam metnine yer veriyoruz.
"İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Küçükçekmece-Avcılar İç Dış Kumsal Alanı Kentsel Tasarım Projesi ile Kartal Alt Merkezi ve Kartal-Pendik Kıyı Kesimi Kentsel Dönüşüm Projesi için (hiçbir uluslararası yarışmalar yönetmeliğine uymayan) iki proje yarışması açmıştır. Her birine üçer yabancı mimarın davetli olarak katıldıkları yarışmalar bir jüri tarafından değerlendirilerek kazananlar belirlenmiştir. Bu sınırlı yarışmalara katılmak üzere hiçbir Türk Mimarı davet edilmemiştir.
Yarışma sonuçlarının açıklandığı basın toplantısında kendisine yöneltilen bir soru üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş, "Yerli mimarlarda bu birikim yok; bu düzeyde eğitim almıyorlar; cesur değiller... İpek bir kumaşı herkes dikemez" demiştir.
Aradan geçen yaklaşık bir haftalık sürede biz Sayın Başkandan, izlenen yola ve bu küçültücü söyleme ilişkin olarak bir açıklama, özür ya da düzeltme beklerken, Başkan, 9 Nisan Sinan'ı Anma Günü'nde mimarlar hakkında daha da kırıcı savlar ileri sürmüştür. Bu durum karşısında Derneğimiz, aşağıdaki düşüncelerimizin kamuoyuna açıklanmasını zorunlu görmektedir:
Sayın Başkan, yarışma sürecinde kabul edilemez bir tutum sergilemiştir. Yabancıları yarıştırırken Türk Mimarlarını bu yarıştan uzak tutmuş, sonra da Türk Mimarlarının yabancı meslektaşlarının düzeyinde olmadığını ileri sürmüştür. Sayın Başkanın bu iki davranışı Türk mimarlar topluluğunu derinden yaralamıştır.
Özelikle belirtelim ki;
-İyi yabancı mimarların Türkiye'de eserler verilmesine karşı değiliz.
-Yarışmaya da karşı değiliz.
-Yarışma hakkının Türk Mimarlarına tanınmamasına karşıyız.
Çok iyi bilindiği gibi Türkiye'nin tarihte kendisini kanıtladığı başlıca sanat dalı mimarlıktır. Bugün de Türkiye'nin, yetkinliklerini kanıtlamış, uluslararası yarışmalarda ödüller kazanmış mimarları vardır. Nitekim Başkan, jüride kendisinin yanında 3 Türk mimara da görev vermiştir. Türk Mimarlarını yarışmaya katılma konusunda yeterli görmezken, daha kritik bir iş olan, projeleri değerlendirme konusunda anılan arkadaşlarımıza görev vermesi ne denli tutarlıdır?
AB sürecinde 1995 yılından beri ülkemiz yöneticilerinin yaptıkları yanlışlar nedeniyle 2005 yılında Batılı mimarlar ülkemizde diledikleri gibi meslek faaliyetleri sürdürme hakkını elde etmişlerdir; buna karşılık ülkemiz mimarları bu ülkelerde mimarlık yapma şansına sahip değildir.
Başkanın tavrı, bu sömürge anlayışını izler niteliktedir. Yabancılara sağlanan olanaklar Türk Mimarlarından esirgenirse, Türk Mimarlığı küreselleşme arenasında dünyayla nasıl yarışabilir? Arkasında Kanuni Süleyman bulunmasaydı, acaba bir Mimar Sinan olur muydu?
Sayın Başkan yukarıdaki davranış ve sözlerle de yetinmeyerek 9 Nisan Sinan'ı Anma Günü'nde, çarpık yapılaşmanın yüzde 90'ından mimar ve mühendisleri sorumlu tutmuştur. Oysa daha bir gün önce TOKİ Konut Kurultayı'nda, İstanbul'da mevcut 1 milyon 600 bin yapının yüzde 75'inin kaçak olduğunu söylediği bilinmektedir. Çelişki, hiçbir yorum gerektirmeyecek kadar açıktır.
Sayın Başkan her fırsatta mimarlığıyla övünüyor; ancak Türk mimarlarına güvenmiyor. Mimar bir belediye başkanı Türk Mimarlarına güvenmediğini söylerse, kendisinin mimarlığına kim güvenir? Başkanın bu yargılarından sonra, kamuoyu kendisinin mimarlığına nasıl bakacaktır?
Biz kimsenin mimarlık düzeyini tartışmak istemiyoruz. Sayın Başkan'ın da ne başkanlık, ne de mimarlık sıfatıyla Türk Mimarlarının düzeyini yargılayacak konumda olduğunu kabul etmiyoruz. Ve Sayın Başkan'ın Türk Mimarlarına en azından bir özür borcu olduğunu düşünüyoruz".
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap