Yapı Sektörünün Haber Portalı

İnsan Hakları mı?

BASIN AÇIKLAMASI ______________________________________________________________________ İfade özgürlüğüne saldırıya nedeniyle demokrasimiz yine sı

İnsan Hakları mı?
BASIN AÇIKLAMASI
______________________________________________________________________
İfade özgürlüğüne saldırıya nedeniyle demokrasimiz yine sınıfta kaldı.
"Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu"nu hazırlayan ve destekleyen Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu üyeleri tehdit altında!

Söz konusu rapor hakkında düşünceleri ne olursa olsun , rapora katılsın ya da katılmasın, düşünce ve ifade özgürlüğünden yana olan, toplumsal sorunların ve çözüm yollarının demokratik bir ortamda kamuoyu önünde açıkça tartışılmasının tek doğru yol olduğuna inanan, şiddeti reddeden tüm kesimleri, farklı düşüncelere tahammül edemeyen bu zihniyete ve bu zihniyetin yarattığı tehlikeli sürece karşı çıkmaya çağırıyoruz! ______________________________________________________________________

12 Nisan 2001 tarihinde 4643 sayılı yasa ile kurulmuş bulunan Başbakanlığa bağlı İnsan Hakları Danışma Kurulu, 9 mayıs 2003 tarihli toplantısında, yönetmeliği gereği, aralarında "Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Çalışma Grubu"nun da bulunduğu çeşitli komisyonlar oluşturmuştur. Çalışma grubunun, Prof. Dr. Baskın Oran başkanlığında hazırladığı ön rapor, 1 Eylül 2004'te Danışma Kurulu'nda görüşülmüş, küçük değişikler yapılması kaydıyla, katılanların çoğunluğu tarafından uygun bulunmuş; yapılan düzeltmelerle, metin Ekim ayı içinde son şeklini almıştır.

Ancak, bu tarihten sonra yaşananlar, metnin, gerek Danışma Kurulu üyeleri, gerek politikacılar, gerekse de sivil toplum örgütleri ve kamuoyunda demokratik bir biçimde tartışılması ve değerlendirilmesi beklentisinde olanları ciddi biçimde şoke edici bir gelişmedir. Medyaya geniş biçimde yansıyan bu süreç, özellikle rapora muhalif bazı Danışma Kurulu üyelerinden başlayarak, Büyük Millet Meclisi kürsüsüne dek uzanan bir yelpazede, başta raporu hazırlayan komisyonun başkanı Prof. Baskın Oran ve Danışma Kurulu başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu olmak üzere, raporu kabul eden kurul üyelerine karşı tam bir tehdit, taciz, saldırı kampanyasına dönüşmüştür. Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri'nin " Bu raporun başınızda parçalanmasını istemiyorsanız adını bile anmayın. Raporun adını bile ananların başına bela oluruz. Toprağın bedeli kandır. Gerekirse o kan dökülür." şeklindeki demeci, savcılıkça derhal işlem yapılması gereken ciddi bir gözdağı ve tehdittir. Aynı kişi, raporun kamuoyuna açıklanması için düzenlenen ve TV lerde yayınlanan basın toplantısında da, milyonlarca kişinin gözleri önünde, Sayın Kaboğlu'nun elindeki raporu alarak yırtmaktan çekinmemiş ve şiddet yoluyla sözlerini keserek, raporun içeriğinin kamuoyu önünde açık biçimde tartışılmasının önünü tıkamaya çalışmıştır. AKP bir milletvekilinin ise, konuyu gündem dışı olarak Meclis kürsüsüne taşımış ve "dokunulmazlık" zırhını kullanarak, rapordan yana olan kurul üyelerine, açıkça suç teşkil edecek biçimde, sözlü tacizde ve hakarette bulunmuştur.

Düşünce ve ifade özgürlüğüne tahammülleri sıfır olan bazı unsurların insan hakları konusunda çalışan kurul'un içinde bile yer aldığı, düşüncelerin serbestçe ifade edilmesi ve tartışılmasının hala şiddet kullanılarak önlenmeye çalışıldığı bu ortam , demokrasi ve insan haklarının önünde aşılması gereken bir engel olarak durmaktadır.

Söz konusu rapor hakkında düşünceleri ne olursa olsun , rapora katılsın ya da katılmasın, düşünce ve ifade özgürlüğünden yana olan, toplumsal sorunların ve çözüm yollarının demokratik bir ortamda kamuoyu önünde açıkça tartışılmasının tek doğru yol olduğuna inanan, şiddeti reddeden tüm kesimlere, farklı düşüncelere tahammül edemeyen bu zihniyete ve bu zihniyetin yarattığı tehlikeli sürece karşı çıkmaları çağrısında bulunuyoruz! Sorunlarımızın tek çözüm yolu, düşünce ve ifade özgürlüğüne saygılı bir ortamda, her şeyin, kamuoyu önünde tam bir açıklık ve şeffaflık içinde, medenice tartışılmasından geçmektedir. Bu sürecin önünü şiddet , tehdit ve zorbalıkla kesmek isteyenlere karşı, başta hükümet ve savcılıklar olmak üzere, tüm yetkili kişi ve kurumların da, görevlerini yapmak üzere harekete geçmelerini bekliyoruz.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.