Dünyanın en büyük denetim, vergi ve danışmanlık
şirketlerinden KPMG’nin tüm dünyada ve
Türkiye’de yaptığı inşaat sektörü araştırması sektörün önemli sorunlarını ortaya
çıkardı. Avrupa, Ortadoğu,
Afrika, Amerika ve Asya
Pasifik ülkeleri genelinde yapılan ve bir yılda tamamlanan araştırma
gösteriyor ki sektörü etkileyen dört temel konu kaynak
eksikliği, risk yönetimi, maliyet
artışı ve sürdürülebilirlik. Müteahhit firmalar,
kalifiye proje müdürleri, nitelikli saha personeli eksikliği ve hızlı maliyet
enflasyonu ile baş etmek zorunda kalıyor. Çevresel sorunların da ön plana
çıkması ile birlikte, inşaat sektörünün, giderek zorlaşan çevresel standartlara
uyum sağlaması gerekiyor.
KPMG tarafından tüm dünyada ve Türkiye’de cirosu 30 milyar ABD Doları
ile 250 milyon ABD Doları arasında bulunan müteahhit firmaların
üst düzey yönetici ve CEO’ları ile yapılan birebir görüşmeler ile oluşturulan ve
yaklaşık 1 yılda tamamlanan KPMG Küresel İnşaat Raporu 2008,
Çırağan Sarayı'nda düzenlenen bir basın toplantısı ile
açıklandı. Katılımın yüzde 64’ünü Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesi, yüzde
21’ini Amerika kıtası ve yüzde 15’ini de Asya Pasifik ülkelerinde faaliyet
gösteren müteahhit firmalarının oluşturduğu araştırma katılımcılarının yüzde
84’ü inşaat sektörünün nitelikli işgücü sıkıntısının üstesinden gelmek için
yeterli çabayı göstermediğine inanırken, yüzde 49’u büyümenin engellenmesinin en
önemli sebebini nitelikli işgücü sıkıntısı olarak görüyor. Araştırmaya
katılanların yüzde 66’sı yürüttükleri istihdam süreçleri sayesinde şirketlerinin
sorun yaşamadığını düşünüyor.
EMA Bölgesi’nde yer alan (Avrupa, Orta Doğu, Asya) Türkiye’den
de sektörün önde gelen 16 inşaat firmasının katıldığı araştırmada
Türkiye verileri, şirketlerin Yönetim Kurulu Başkanları, Üyeleri, Genel
Müdürleri ya da Finanstan Sorumlu Genel Müdür Yardımcıları ile KPMG Ortaklarının
birebir görüşme yaparak araştırma sorularını değerlendirmesi yöntemi ile
oluşturuldu.
“Yetenek avı işe alımdan çok daha önce başlamalı”
KPMG Türkiye Yapı ve İnşaat Sektörü Başkanı ve Denetim Ortağı Nesrin
Tuncer, açılışta yaptığı konuşmada nitelikli personel eksikliğinin
üstesinden gelebilmek için daha iyi eğitim, üniversitelerle daha iyi bir
işbirliği, daha iyi ücretler ve iyileştirilmiş kariyer yapısı gibi çözümler de
dahil olmak üzere bir dizi pratik önlemler alınmasının önemine değinerek,
"İnşaat şirketlerinin toplu bir adım atarak, son derece zorlu küresel ortamda en
iyi mezunları kendilerine çekebilmek için yeni bir işe alım yaklaşımı
geliştirmesi gerekiyor” dedi.
Rapor hakkında açıklamalarda bulunan KPMG Türkiye Denetim Bölümü
Direktörlerinden İsmail Ünal da, inşaat sektörünün imaj
sorununun üstesinden gelebilmesi ve uzman kadrolar oluşturması için yeni adımlar
atması gerekliliğini vurgulayarak, “Yetenek avı, mezunları işe alım yarışından
çok önce başlamalıdır. İnşaat sektörü, diğer sektörlerden ders almalı ve
potansiyel çalışanlar henüz okuldayken, onların mezun olmasını beklemeden olumlu
ve çekici bir imaj yaratmaya çalışmalıdır” şeklinde konuştu.
Ünal konuşmasında risk yönetiminin tüm dünyada önemini her
geçen gün daha da arttırdığının altını çizerek, “Tüm dünyada pek çok büyük
projeye imza atan Türk şirketleri, bu alanda da hızlı bir gelişim gösteriyorlar.
İçinde bulunduğumuz kriz ortamı etkin risk yönetimi uygulamalarına sahip olmanın
değerini bir kere daha ortaya koymaktadır. Özellikle yüksek bedelli projeler
nedeniyle proje finansmanının önem taşıdığı sektörde, kurumsal yönetim
uygulamalarını benimsemiş şirketler riskler karşısında daha hazırlıklı
olmaktadır. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kanunlaşmak için onay
bekleyen yeni Türk Ticaret Kanunu tasarısının bu anlamda da olumlu sonuçlar
doğuracağını düşünüyoruz” dedi.
[Sayfa]
Rapora göre küresel pazarda kaçırılmayacak iş fırsatlarından sonuna kadar
yararlanabilmek için müteahhit firmaların göz önünde bulundurması gereken
süreçler:
Sektörün profilini yükseltme
İnşaat sektöründe bir kariyer için heyecan uyandıracak ve ilgi çekecek toplu
bir kampanyaya ihtiyaç vardır. İnşaat şirketleri, okullarla, üniversitelerle ve
meslek okulları ile işbirliği yaparak, bu sektörde çalışmanın cazip taraflarını
anlatmanın bir yolunu bulmalı ve piyasada mevcut olan heyecan verici fırsatların
altını çizmelidir. Şirketler için bu konuda eğitimlerini sürdüren gençleri
kendilerine çekmenin en mükemmel yolu ise yurt dışı projelerde ya da diğer
alanlarda yarı zamanlı (part – time) görevlerde onlara çalışma imkanı
sağlanmasıdır.
Risklerin bilincinde olan bir kültür yaratma
Müteahhit firmalar, iyi bir risk yönetimi için projeleri dengeli bir
portföyün bir parçası şeklinde ele alarak proje süresi boyunca kontrolleri
tutarlı bir şekilde uygulamak gerektiğini bilmelidir. Stratejik açıdan ise,
CEO’lar ile Yönetim Kurulu Üyeleri kaynak eksikliği, maliyet artışı ve
sürdürülebilirlik gibi rekabet için tehdit oluşturan önemli riskleri azaltmanın
yollarını aramalıdır.
Maliyet artışı gerçeğini yönetme
Sürekli artan maliyetlerle baş edebilmek için, müteahhit firmaların, proje
sahipleri, tedarikçiler ve taşeron firmalar ile hem riskleri hem ödülleri
paylaşmayı denemesi ve mümkünse bununla ilgili olarak sözleşmelerine uygun
maddeler eklemesi gerekir. İnşaat şirketleri maliyetler konusundaki
uzmanlıklarından faydalanarak, proje sahiplerini mevcut maliyet ortamı hakkında
eğitmenin yollarını aramalıdır. Böylece beklentiler yönetilebilir ve neticede
“bütçeyi aşmayan şirket” itibarı korunarak, daha fazla iş fırsatı elde
edilebilir.
Sürdürülebilirliği benimseme
Sürdürülebilir inşaat anlayışı devam edeceğinden, düzenleyici kurumların bir
adım ilerisinde olabilmek ve paydaşlarının –ve çalışanlarının- taleplerini
yerine getirebilmek için müteahhit firmalar verdikleri sözlerle yaptıkları
icraatların birbirlerini tutmasını sağlamalıdır. En son teknolojileri kullanarak
binaların ve yapıların enerji verimliliğini iyileştirmek mümkündür ve bu
süreçte, "yeşile duyarlı" şirket unvanını kazanmak, rekabette gerçek bir avantaj
elde etmeye yardımcı olacaktır.
0 Yorum
Yorum Yap