Çevre ve Şehircilik Bakanı
Erdoğan
Bayraktar, "Depreme dayanıklı olmayan, kaçak ve imarsız binaları
vatandaş ile uzlaşarak yıkacağız" dedi. Sadece İstanbul’da oturulamayacak
durumda 14 bin bina olduğunu söyleyen Bayraktar, kentsel dönüşümün toplam
maliyetinin 400 milyar doları bulabileceğini ifade etti.
Radikal
Gazetesi'nden
Tarık
Işık'ın haberine göre, dönüşümü vatandaşlarla anlaşarak
gerçekleştireceklerinin altını çizen Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan
Bayraktar, “Ali amcayı incitmeyeceğiz. Bu işi yasalara, bilime dayalı olarak
belediyelerle birlikte yürüteceğiz. Belediyelerimize sonuna kadar yardımcı
olacağız. Esas gayemiz, depremde ya da bir heyelanda binaları bu afetlerden
kurtarmaktır. Ama bunu yaparken de vatandaşlarımızı incitmemek bizim
görevimizdir” dedi.
Bakan Bayraktar, kentsel dönüşümün ayaklarını şöyle özetledi: “Mesela,
diyeceğiz ki vatandaşa dairenizin değeri 70 bin lira. Biz, 120 bin liralık daire
vereceğiz. Aradaki farkı 20 sene vadeli tahsil edeceğiz. Faiz almayacağız,
sadece enflasyon farkını alacağız. Eğer yerinde yapma imkânımız varsa yerinde
yapacağız. Bu arada da kira yardımı yapacağız. Eğer yerinden veremiyorsak ‘Biz
sana başka yerden konut vereceğiz’ diyeceğiz. Hangisini beğeniyorsan... Eğer onu
da beğenmezse ve anlaşma yoluna gitmezse kamulaştırma yoluna gideceğiz. Mahkeme,
bilirkişi ne takdir ediyorsa o bedeli alacak. Ondan sonra biz de yolumuza devam
edeceğiz. Diyelim ki, hiç iskânı, imarı yok ama üstünde binası var. O zaman
vatandaşa enkaz bedeli verilecek. Eğer arsa kendisininse arsa bedeli artı enkaz
bedeli verilecek. Öyle devletin kendi insanını iterek kakarak bir iş yapması
doğru değil. Böyle bir şey yapmayız. Ama haksızlık da yapmayız. Vatandaşımız çok
kârlı çıkacak. Yani Allah göstermesin bir deprem durumunda yıkılma riski olan
bir binadan kurtulacak. Daha modern bir ortamda yaşama imkânı bulacak. Devlet de
bundan kazanacak.”
Kentsel dönüşüm projeleri sayesinde işsizliğin azalacağını anlatan Bayraktar,
“Müteahhitlik sistemi gelişecek. Ara teknik elemanlar gelişecek. Yurtdışı
müteahhitlik hizmetlerinde çok ciddi müşavirlik katkısı olacak. İnşaat
malzemesindeki üretim artacak. Kalite gelecek” diye konuştu.
İstanbul’da yıkılacak 14 bin bina bulunuyor
Mahkeme yolunun açık olduğunu hatırlatan Bayraktar, İstanbul’la ilgili de şu
çarpıcı bilgileri verdi: “Sadece İstanbul’da ilk etapta yıkılması gereken
oturulamayacak durumda 14 bina var. Bunların zaten mevcut yasalara göre de
yıkılması gerekiyor. Onun dışında kaçak binalar var zabıt tutulmuş. Ruhsata
aykırı yapılar var. Bunların yıkılması lazım, yıkılamıyor. Ama bunlarla ilgili
biz yine de vatandaşı incitmeyeceğiz. Vatandaş yaparken haksız bir iş yapmıştır.
Ama devlet de bunların bunu yapmasına mani olamamıştır. Yani burada bu dengeyi
gözeterek devletin devlet olma şefkatli olma mecburiyeti doğrultusunda hareket
edeceğiz.”
Vatandaş nasıl ikna edilecek?
* Örneğin; vatandaşın dairesi 70 bin lira. 120 bin liralık daire vereceğiz.
Aradaki farkı 20 sene
vadeli faiz ödeyecek. Sadece enflasyon farkı alınacak.
* Yerinde yapma imkânımız varsa yerinde bina yapacağız. Bitene kadar kira
yardımı vereceğiz. Yerinden yapamıyorsak, “Biz sana başka yerden konut
vereceğiz” diyeceğiz.
* Eğer hiçbir alternatifi kabul etmezse kamulaştırmaya gideceğiz. Mahkeme,
bilirkişi ne takdir ediyorsa o bedeli alacak, ondan sonra biz de yolumuza devam
edeceğiz.
* Vatandaşın hiç iskânı, imarı yok ama üstünde binası varsa vatandaşa enkaz
bedeli verilecek. Eğer arsa kendisininse arsa bedeli artı enkaz bedeli
verilecek.
Maliyeti 400 milyar dolar
Kentsel dönüşümün Türkiye’ye maliyetini kaba hesapla 400 milyar dolar olarak
veren Bayraktar şöyle konuştu: “Kentsel dönüşümle ilgili bir yasa tasarısı
hazırlıyoruz. Yapı Denetim Kanunu değişecek. Basitleştirme, pratikleştirme,
kolaylaştırma ve işlerin önünü açma yolunda çalışmalarımız olacak. Bir sözümüz
daha var; Sivil toplum kuruluşları, tüm siyasi partiler, bu işle ilgili meslek
disiplinleri, jeoloji mühendislerinden tutun inşaat mühendislerine kadar,
mimarlardan şehir plancılarına varıncaya kadar, bu işle ilgili olan sorumlu olan
tüm kuruluşların bu işe yardım etmesi lazım. Bu iş dünyanın en zor işidir.
Almanya başarmıştır bu işi. Berlin de ki kentsel dönüşüm bir şehrin
yenilenmesidir. Bunu yaparken çok ciddi paralar harcamıştır ve zorlanmıştır.
Amerika da Philadelphia’nın köhnemiş eski çöküntü alanlarını yenilemek için
zorlanmaktadır. Brezilya kentsel dönüşüme 400 milyar dolar para
ayırdı.”
Yıkmak kolay ve bu konuda her alanda beceri kabiliyetimiz yüksek... Yıkılması ve yenilerinin yapılması da gerekli. Bu durumda yapılması gereken yıkarken adil olmak, paylaşımcı ve sosyal yaşam ilkelerine göre hareket etmek. Genellikle yıkma konusunda akla gelen şey, buradan ne kadar rant çıkarılacağı korkusudur. Yapılan son yasal düzenlemelerde deprem-çevre ve kentsel dönüşüm kavramlarından rant çıkarma zihniyetinin görülmesi ve bazı kesimlerce bu şekilde algılanması zihinleri karıştırmaktadır. Bunu ortadan kaldırmak için, deprem gerçeği göz önüne alındığında, yaşanan deprem korkuları ancak kentsel dönüşüm projeleri ile atlatılabilecektir. Bence yapılması gereken rant korku ve düşüncesinin şeffaf, paylaşımcı yaklaşımlarla ve bilim ve fen kurallarını ortaya koyarak yapım ve yapı denetimi sistemi içinde yer alan ve almayan tüm taraflara anlatılmasıdır. Bunu yaparken parsele imar durumu vermek yerine adaya imar durumu vermek, kat mülkiyeti kanununu değiştirmek, 2007 deprem yönetmeliğini yenilemek, imar ve yapı denetim yasalarındaki şekilci uygulamaları değiştirmek, yapı müteahhitliği hizmetini teknik elemanlara bırakmak, sigorta boyutunu işe dahil etmek ve en önemlisi Bakanlık görev ve yetkilerini kullanırken sorumluluk almayı da bilmeli ve bunu yasa metinleri içine koymalıdır. Son olarak, yeni yapı yapım ve denetim sistemi kurulurken mutlaka sistemin kontrol sistemi de kurulmalıdır.
BU DÜŞÜNCELERDEN SAMİMİ MİLLETVEKİLLERİNE ve HİZMET Noktalarına UYARIMIZDIR; "Kentsel Dönüşüm" tek başına güçlü bir dayanak değildir. Rehavet süreçlerinde rahatlıkla keyfiyete maruz kalabilir. Onun da üstüne güçlü bir omurga yapı kurulmalıdır. MAP-MİP; 50 Yıllık Milli Ana Planlar ve ona bağlı Milli İmar Planlarının kurgu-istişare-planlama- uygulama boyutları için EHİL-LİYAKATLİ-CEVVAL Kişi ve Kurumlarca kurgulanmalıdır. Üniversite- sektör-mahalli idare üçgeni öncelikle hayata geçirilmelidir. Çok bilen-her dönemin adamı- ideolojik kişi ve kurumlara karşı tedbir alınmalıdır. YENİ SİSTEMİN Sosyo-(ekolojik-ekonomik-teknolojik) triosu güçlü bir SET halinde kurgulanmalıdır. Köklü-güçlü-hızlı bir yıkım-atık dönüşüm endüstrisi sıfırdan kurgulanmalıdır. Yıkım süreci; Tarihi tam konservasyon- Ekolojik Tam Resitüsyon-Sosyolojik Tam Renovasyon- Teknolojik TAM Revizyon bütünlüğünde kurgulanmalıdır. Tüm bu sistem mahalli-milli boyutta sektör-tüketici (kullanıcı) -üniversite bütünlüğünde entegre şekilde organize olmalıdır. Sistem ileri derece bir bilişim-iletişim alt yapısı üzerine kurgulanmalıdır. Diğer taraftan SEKTÖR ve ilgli TGT (Toplum Gönüllü Teşekkülleri) de organize edilmelidir.