Ian Ritchie Ocak 2005’de Royal Academy of Arts’da sunduğu konuşmasında, mimarlıkta yeni bir paradigmanın eşiğinde olduğumuzu belirtirken, bu paradigmanın bilim ve etiğin sentezinden ve insanın kendini bencil olmadan ifade etmekteki yaratıcı isteklerinden kaynaklandığını söylüyor. Bunun için zeki, sosyal ve çıkarsız mimari ifadelerin gerekliliğini vurguluyor.
Ritchie, entelektüel mirasımızın hareketlerimizi şekillendirmesini sorgularken, tarihi bir analiz yapıyor. Sanat ürününün, dini (ve laik) gücün bir parçası iken, günümüzde bağımsız estetik objeler üretimine dönüştüğünü belirtiyor. Değişimi şehirleşmede de takip ediyor; mimarlığın, şehirleşmiş bir dünyayı tanıması gerektiğini düşünüyor. Bu şehirleşme sürecinin yarattığı göçün ise hem şehri, hem de kırsal bölgeleri dengesizleştirdiğini belirtiyor. Ritchie’nin diğer bir gözlemi, yerleşik toplumlardan dinamik toplumlara geçişte, toplum hayatının boşluğunu medyanın doldurması sonucu birbirimize karşı hassasiyetimizin azalması. Bu değişimin nedenlerini ise “medenileşmek” kavramında ve bunun sonucu olarak doğal kaynakların tacizi ile para kazanmakta görüyor; “büyüme”yi “gayri safi milli hasıla” ile ölçmekteki sorunsala dikkat çekiyor. Ekonomik büyümeyi ise, politikanın ve endüstrinin, bilimsel araştırmalara ve bireylere yaptığı yatırıma bağlıyor. Ian Ritchie’ye göre, bireysel ekonomik çaba şu anda hayattan öylesine kopuk ki, bir çok insan çalışma ortamının dışında bir grupta tanınmak için çaba sarf ediyor. Kültürümüzün yarışma ile devindiğini ve bunun hırslı, sert, hızlı bir dünya ürettiğini düşünüyor. Ritchie’ye göre bu dünyada gitgide daha az kişi çıkar sağlıyor.
Ian Ritchie, bu noktada mimaride “Modernizm”i de “gelişim” kavramı çerçevesinde yorumluyor; teknolojinin topluma hizmet etmesi gerekliliğini savunan modernizmdeki hümanist tutuma dikkat çekiyor. Ritchie, bu yorumlarının ışığında mimarlığın yeni paradigmasını “paylaşım” nosyonu üzerine kuruyor. Ritchie’nin paylaşımdan kastı, ironik bir dilde belirttiği gibi, fosil yakıt ekonomisinin paylaşımı değil, tüm eylemlerimizin çevreye etkisinin bilinci içinde yaşadığımız gezegenin “paylaşım”ı. Ritchie, enerjiyi kullanımını dünya güç oyunun bir parçası olarak görüyor. Fakat, Ritchie, gelecekte elektrik enerjisi toplumu olacağımızı düşünürken, tasarım anlayışı da böylesi bir öngörü etrafında oluşuyor.
Ian Ritchie, bu konuşmasında “güzellik” kavramını da irdeliyor. Ritchie, “güzelliği” özgürlükle, sınırların ve zamanın yokluğu ile bağdaştırırken, çizgisel olmadığını vurguluyor. Ritchie, mimarlıkta “güzelliği” ise sanatta güzellikten farklı olarak, bütünselliğe ve harmoniye dayandırıyor. Bir devrin tarzının ise artist ve toplum arasında paylaşılan bir ideoloji olursa olgunlaştığını belirtiyor. Örneğin, Ritchie’ye göre, her ne kadar sosyalist temelli olsa da, modernizm, kişisel olamadığı için, topluma hitap eden olgunluğa erişemiyor. Ritchie’ye göre, günümüz mimarlığında “güzellik” kavramı değişen bir ajanda içinde yaşıyor; estetik mimarlık ve güç imgeleri ile karşı karşıya gelmek zorunda kalıyor.
“Hepimizin yaşadığı ‘ekran dünya’ bizi hissi dünyadan uzaklaştırıyor. İmgeler daha önce hiç bu kadar bilgi içerme kapasitesinde olmamıştı, ama aynı zamanda bu kadar bilgisizlik potansiyelleri de olmamıştı.”
Ritchie’nin bir diğer sorgusu ise günümüzde nasıl tasarlamamız gerektiği ile ilgili. Ritchie’ye göre, tasarımlar sadece yatırımcı için pozitif bir özellik taşımamalı, çevre ve insanlık için de olumlu katkıları olmalı. Buradan hareketle, Ritchie, “mekan sonrası” kavramıyla geleceğe yönelik yaratımı vurguluyor.
Sonuç olarak, Ritchie, fizik kurallarına dayalı tasarım yaptığımız gibi, ekoloji kurallarına dayalı da tasarım yapmamız gerektiğini belirtiyor. Mimari güzelliğin çizgisel olmayan tanımını, mimarlığın değişkenliğinde, ruhsallığın tekrar keşfedilmesinde arıyor. Çevresel çöküşün ve sosyal haksızlığın artarak birbirini beslediğine dikkat çekiyor. Mimarlık üretiminin ise, artarak, ekonomi, yönetmelikler ve medya tarafından sınırlandırıldığını vurguluyor.
Ian Ritchie’nin önerdiği tasarımda dikkat edilmesi gereken dört nokta var:
• Toplumu etkileyen aile biriminde meydana gelen derin değişimlerin anlaşılması gerekiyor.
• Endüstriyel tavır geliştirilmeli; çevreye pozitif katkıda bulunulmalı; keşifler sağlıklı ürünlere yönelmeli.
• Bilişim teknolojilerindeki keşiflerin, kamusal ve özel mekanlar üzerindeki geleneksel düşünüşümüz üzerindeki etkileri anlaşılmalı.
• Ve son olarak, mimarlar ve tasarımcılar işlerine ahlaki bir boyutla yaklaşmalı.
Bu konuşma metninin tümüne ulaşmak için tıklayınız.
Konu Başlıkları Burada Görünecek

0 Yorum
Yorum Yap