Yapı Sektörünün Haber Portalı

Haydi Gel, Eski Semtimize Geri Dönelim

Mahalle hayatını terk edip sitelere göç eden eğitimli ve varlıklı insanlar şimdi tersine göç yaşıyor. Tarihî yarımadanın semtleri bir bir tersine göçerlerin gözdesi haline geliyor. Hareketlilik önce Galata ve Cihangir'de başladı, sonra Balat, Zeyrek, Cankurtaran, Tarlabaşı gibi semtlere yansıdı. Semt sakinleri önce yeni gelen "şehirli" komşularına

Haydi Gel, Eski Semtimize Geri Dönelim
Sokak arasında apartman girişinde oturmuş sohbet eden, elişi ören kadınlar, aşağı-yukarı koşuşturan çocuklar, apartmandan apartmana asılmış çamaşırlarla bezenmiş semtler Cankurtaran, Süleymaniye, Balat, Zeyrek ve Tarlabaşı... Bu semtlerde hayat renklidir, sokaklar insanla doludur. Ne apartman önünde çekirdek çitlemek ayıptır ne de bağıra bağıra konuşmak... Bir zamanlar şehir kültürünün hakim olduğu bu semtler, özellikle 60'lardan sonra gerçekleşen hızlı göçle birlikte farklı kimliğe büründü. Eskiden göç edeni kendine benzeten, İstanbul kültürü ile tanıştıran bu yerler, toplu göçlerle birlikte adeta birer köye dönüştü. Önce azınlıklar çeşitli vesilelerle buraları terk etti, daha sonra da eğitim ve gelir seviyesi yüksek kimseler...

Yerlilerin terk ettiği semtler göçle gelen, İstanbul'un yolunu tutan fakir insanların mekanı oldu. İstanbul'un en renkli, en gözde semtleri de böylece uzun süre kendi kaderine terk edildi. Zira halk fakir olunca semtler de daha metruk ve bakımsız bir hale büründü. Ama gün geldi, devran döndü ve bir dönem eğitimli, paralı kesim daha iyi şartlarda yaşamak için bırakıp gittiği yerlere geri dönmeye başladı.

Mahalle hayatına dönüş

Önce Galata gözde oldu. Ardından Balat, Süleymaniye, Cankurtaran, Zeyrek bir bir cazibe merkezi haline dönüştü. Siteden sıkılan, tekdüze bir hayatın içine giren varlıklı ve eğitimli kesim, tekrar mahalleye dönünce kendileri gibi yaşamayan insanlarla da komşuluk etmeye başladı. Gelir ve eğitim düzeyi yüksek kesimin, bu semtlere yerleşmesi buralarda yaşayanların hayatlarında yeni bir dönüm noktası olmaya başladı. Zira eğitimli insanlar buralara sanki bir kültürü, anlayışı da getiriyor gibiydi.

Siirtli terzi Mahir Özveren, 1945 yılından beri Zeyrek'te yaşıyor. Son dönemde semte özellikle doktorların, mimarların ilgi gösterdiğini söylüyor. Semtindeki ilk değişime örnek olarak psikiyatr Arif Verimli'nin Zeyrek'in girişindeki muayenehanesini gösteriyor. O, son yıllarda Zeyrek'te ev bakmaya gelen eğitimli kesime çok daha sık rastlar olmuş. Hatta Haydar Dümen'i bizzat gördüğünü ve onun da semtten ev aldığını söylüyor. Dışarıdan gelen insanların semt için umut vaat ettiğini düşünüyor. Çocukluğu Zeyrek'de geçen bir mimar hanımın 30 sene sonra tekrar buraya taşındığını ve özellikle semtteki küçük çocuklara kitaplar dağıttığını, onlarla ilgilendiğini anlatıyor. Mahir Özveren eğitimli kesimin halkla diyalog kurarak semtteki hayatı olumlu yönde değiştireceğini düşünüyor.

Birol Topaloğlu, Dağhan Külegeç, Hazal Kaya, Onur Bayraktar, Savaş Ay, Hakan Kıran ve daha birçok ressam, mimar ile sanatçı bugün Balat'ta yaşıyor. Gazeteci Ersin Kalkan, çocukluğunu geçirdiği semte 19 sene sonra tekrar geri dönen isimlerden biri. Ersin Kalkan eğitimli insanların suriçi semtlerine yönelmesinin esas nedenini klasik şehre duyulan bir özlem olarak görüyor. Birçok şehirli insanın bölgede Çarşamba sınırına kadar ev almaya başladığını belirten Kalkan, bu kaynaşmanın semtlerin de şehirleşmesine katkı sağlayacağına inanıyor.

Semt sakinleri yeni gelen komşularına çabuk alışmış görünüyor. İlk başlarda önyargılar, mesafeler olsa da bunları aşmak çok zor olmamış. Eğitimli insanların gelmesiyle bölgelerde açılan sanat galerileri, yeni yemek mekânları semt halkının da dikkatini çekiyor ve buralar uğrak mekanları haline geliyor. Fakat bu demek değil ki zaman zaman problemler yaşanmıyor.

Dışarıdan gelenlerin bazen halkın gündelik hayatına 'üst perdeden' müdahale etmesi hoş karşılanmıyor. Mahalle kültürünün hakim olduğu semtlerde bu tür davranışları sergileyenler dışlanıyor. Ersin Kalkan, semtin artık olmazsa olmazı haline gelen mahalle arasına asılan çamaşırların, dışarıdan gelenleri ilk başta rahatsız ettiğini ama zamanla bunu aştıklarını söylüyor.

Arzu ve John Fitzgibbon, 2006 yılından beri Balat'ta oturuyor. Onlar şehrin ortasında kasabadaki gibi bir hayatı yaşama konforunu sunduğu için burayı tercih etmiş. Çift ilk taşındıklarında komşularının mesafeli davranışlarına maruz kalmış. Fakat diyalog kuruldukça, tanıştıkça bu tür sorunlar aşılmış hatta mesafeli duran komşu, kapıyı çalıp sürekli tabaklarla bir şeyler ikram eder hale gelmiş.

[Sayfa]

Yusuf İslam, Süleymaniye'de ev aldı

Süleymaniye de popülaritesi artan semtlerden. Süleymaniye projesi başladıktan sonra buraya çok sayıda insan yatırım yapmaya başlamış. 13 yıldır Süleymaniye muhtarlığı görevini yürüten Cuma Karadağ, ismini bilmedikleri birçok kişinin ev aldığı söylentilerinin çoktan semtte yayıldığını anlatıyor. İngiliz Müzisyen Yusuf İslam'ın da Süleymaniyeden iki apartman satın aldığını yine Karadağ'dan öğreniyoruz. Cuma Karadağ, "Yusuf İslam, her geldiğinde mutlaka burada kalıyor. Kendisiyle kısa bir sohbet etme imkânı buldum ve niye buradan ev aldığını sordum. İbadethaneye yakın bir ev istediğini ve ilk defa bir evinin camiye yakın olduğunu söyledi." diyor.
 
Tarlabaşı'ndaki değişim şimdilik insanların yatırım amaçlı ev satın almasıyla sınırlı kalmış. Buradan ev alanlar semte gelip yaşamak yerine evlerini kiraya vermeyi ve semtin geçireceği büyük değişimi beklemeyi tercih ediyor. Semtte oturanlar Tarlabaşı'nı neyin beklediğini bilmediklerini ifade ediyor. Kimi tedirgin kimi de umutla iyi bir şeylerin olmasını bekliyor.

Fotoğraf çeken insanlardan rahatsız oluyorum

Arzu Fitzgibbon(Balat sakini): Belki eşimin yabancı olmasından dolayı, ilk geldiğimizde insanlar biraz mesafeli davrandı bize. Fakat zamanla onlar bize, biz onlara alıştık. Burada komşuluk ilişkileri çok sıcak. Kendi halinde insanlar olduğumuz için bir sorun yaşamıyoruz. Ben Cihangir'de doğdum, büyüdüm tabii oradaki sosyal aktiviteleri burada bulmak mümkün değil. Fakat buranın da kendine has çok fazla güzellikleri var. Benim burada en çok rahatsız olduğum konu fotoğraf çekmek için gelen insanlar.

Balat'ın sosyetesi yok!

Ersin Kalkan (Balat sakini): Önce insanlar buraya gelen yabancıları yadırgadı. 75 yaşında Hollandalı bir kadın var. İlk geldiğinde onu garipsediler ve mesafeli yaklaştılar fakat o çocuklara hediyeler aldı, Ramazan'da paketler dağıttı. Böylece halkla kaynaştılar. Balat'ta 30 civarında yabancı yaşıyor. Bu tarihi dokuyu seviyorlar. Alışkanlıkları olan küçük burjuva burada biraz zorluk çekiyor çünkü burada sosyete oluşturacak bir ortam yok. Yani Balat'ın sosyetesi yok. Balat'ın aydınları var. Semtin yabancılara alışkın bir yapısı var, komşuluk ilişkileri burada had safhada. Burada ayrışmış hayatlar yok.

Gelenler semtin şehirleşmesine katkı sağlıyor

Mahir Özveren (Zeyrek sakini): Zeyrek'in kemikleşmiş bir kesimi var. Bunlar göçle gelen Güneydoğulu ve Doğulu insanlar. Bunların buradan gitmeye hiç niyeti yok. Ama bir yandan da eğitimli bir kesim buradan ev almaya çalışıyor. Birtakım yerlerde yöneticilik yapan insanlar ev aldı mesela. Ben bu insanların buralara gelmesine şaşırıyorum ama onların gelmesi beni umutlandırıyor. Kimse onlara bakıp hayatlarını değiştirmiyor ama zamanla onların buraya daha iyi bir şehir kültürü getireceğini umuyorum.

Biz değişimden yanayız

Cuma Karadağ (Süleymaniye muhtarı): Proje başladıktan sonra buraya yatırım arttı. Fiyatlar birden çok fazla yükseldi. 15 milyara bir evi satamazken insanlar birden 75 milyara ev satmaya başladı. Biz değişimi istiyoruz, buranın köhnelikten kurtulmasından yanayız. Süleymaniye uzun zaman şehrin ortasında atıl bir durumda kalmış.

Eskiden evlerimi satıyordum

Ahmet Rüzgar (Balat sakini): Daha önce burada bulunan yerlerimi satmaya çalışıyordum. Fakat bu son değişimlerden sonra bırakın satmayı buralardan yeni yerler almaya çalışıyorum. Bu değişimin, semti gittikçe daha da güzelleştireceğini düşünüyorum.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.