- yapi.com.tr
- 02.05.2010
- GÜNDEM
- 2 okunma
Haydi Gel, Eski Semtimize Geri Dönelim
Mahalle hayatını terk edip sitelere göç eden eğitimli ve varlıklı insanlar şimdi tersine göç yaşıyor. Tarihî yarımadanın semtleri bir bir tersine göçerlerin gözdesi haline geliyor. Hareketlilik önce Galata ve Cihangir'de başladı, sonra Balat, Zeyrek, Cankurtaran, Tarlabaşı gibi semtlere yansıdı. Semt sakinleri önce yeni gelen "şehirli" komşularına
Sokak arasında apartman girişinde oturmuş sohbet eden, elişi ören kadınlar,
aşağı-yukarı koşuşturan çocuklar, apartmandan apartmana asılmış çamaşırlarla
bezenmiş semtler Cankurtaran, Süleymaniye,
Balat, Zeyrek ve Tarlabaşı...
Bu semtlerde hayat renklidir, sokaklar insanla doludur. Ne apartman önünde
çekirdek çitlemek ayıptır ne de bağıra bağıra konuşmak... Bir zamanlar şehir
kültürünün hakim olduğu bu semtler, özellikle 60'lardan sonra gerçekleşen hızlı
göçle birlikte farklı kimliğe büründü. Eskiden göç edeni kendine benzeten,
İstanbul kültürü ile tanıştıran bu yerler, toplu göçlerle birlikte adeta birer
köye dönüştü. Önce azınlıklar çeşitli vesilelerle buraları terk etti, daha sonra
da eğitim ve gelir seviyesi yüksek kimseler...
Yerlilerin terk ettiği semtler göçle gelen, İstanbul'un yolunu tutan fakir
insanların mekanı oldu. İstanbul'un en renkli, en gözde semtleri de böylece uzun
süre kendi kaderine terk edildi. Zira halk fakir olunca semtler de daha metruk
ve bakımsız bir hale büründü. Ama gün geldi, devran döndü ve bir dönem eğitimli,
paralı kesim daha iyi şartlarda yaşamak için bırakıp gittiği yerlere geri
dönmeye başladı.
Mahalle hayatına dönüş
Önce Galata gözde oldu. Ardından Balat, Süleymaniye, Cankurtaran, Zeyrek bir
bir cazibe merkezi haline dönüştü. Siteden sıkılan, tekdüze bir hayatın içine
giren varlıklı ve eğitimli kesim, tekrar mahalleye dönünce kendileri gibi
yaşamayan insanlarla da komşuluk etmeye başladı. Gelir ve eğitim düzeyi yüksek
kesimin, bu semtlere yerleşmesi buralarda yaşayanların hayatlarında yeni bir
dönüm noktası olmaya başladı. Zira eğitimli insanlar buralara sanki bir kültürü,
anlayışı da getiriyor gibiydi.
Siirtli terzi Mahir Özveren, 1945 yılından beri Zeyrek'te yaşıyor. Son
dönemde semte özellikle doktorların, mimarların ilgi gösterdiğini söylüyor.
Semtindeki ilk değişime örnek olarak psikiyatr Arif Verimli'nin Zeyrek'in
girişindeki muayenehanesini gösteriyor. O, son yıllarda Zeyrek'te ev bakmaya
gelen eğitimli kesime çok daha sık rastlar olmuş. Hatta Haydar Dümen'i bizzat
gördüğünü ve onun da semtten ev aldığını söylüyor. Dışarıdan gelen insanların
semt için umut vaat ettiğini düşünüyor. Çocukluğu Zeyrek'de geçen bir mimar
hanımın 30 sene sonra tekrar buraya taşındığını ve özellikle semtteki küçük
çocuklara kitaplar dağıttığını, onlarla ilgilendiğini anlatıyor. Mahir Özveren
eğitimli kesimin halkla diyalog kurarak semtteki hayatı olumlu yönde
değiştireceğini düşünüyor.
Birol Topaloğlu, Dağhan Külegeç, Hazal Kaya, Onur Bayraktar, Savaş Ay, Hakan
Kıran ve daha birçok ressam, mimar ile sanatçı bugün Balat'ta yaşıyor. Gazeteci
Ersin Kalkan, çocukluğunu geçirdiği semte 19 sene sonra tekrar geri dönen
isimlerden biri. Ersin Kalkan eğitimli insanların suriçi semtlerine yönelmesinin
esas nedenini klasik şehre duyulan bir özlem olarak görüyor. Birçok şehirli
insanın bölgede Çarşamba sınırına kadar ev almaya başladığını belirten Kalkan,
bu kaynaşmanın semtlerin de şehirleşmesine katkı sağlayacağına inanıyor.
Semt sakinleri yeni gelen komşularına çabuk alışmış görünüyor. İlk başlarda
önyargılar, mesafeler olsa da bunları aşmak çok zor olmamış. Eğitimli insanların
gelmesiyle bölgelerde açılan sanat galerileri, yeni yemek mekânları semt
halkının da dikkatini çekiyor ve buralar uğrak mekanları haline geliyor. Fakat
bu demek değil ki zaman zaman problemler yaşanmıyor.
Dışarıdan gelenlerin bazen halkın gündelik hayatına 'üst perdeden' müdahale
etmesi hoş karşılanmıyor. Mahalle kültürünün hakim olduğu semtlerde bu tür
davranışları sergileyenler dışlanıyor. Ersin Kalkan, semtin artık olmazsa olmazı
haline gelen mahalle arasına asılan çamaşırların, dışarıdan gelenleri ilk başta
rahatsız ettiğini ama zamanla bunu aştıklarını söylüyor.
Arzu ve John Fitzgibbon, 2006 yılından beri Balat'ta oturuyor. Onlar şehrin
ortasında kasabadaki gibi bir hayatı yaşama konforunu sunduğu için burayı tercih
etmiş. Çift ilk taşındıklarında komşularının mesafeli davranışlarına maruz
kalmış. Fakat diyalog kuruldukça, tanıştıkça bu tür sorunlar aşılmış hatta
mesafeli duran komşu, kapıyı çalıp sürekli tabaklarla bir şeyler ikram eder hale
gelmiş.
[Sayfa]
Yusuf İslam, Süleymaniye'de ev aldı
Süleymaniye de popülaritesi artan semtlerden. Süleymaniye projesi başladıktan
sonra buraya çok sayıda insan yatırım yapmaya başlamış. 13 yıldır Süleymaniye
muhtarlığı görevini yürüten Cuma Karadağ, ismini bilmedikleri birçok kişinin ev
aldığı söylentilerinin çoktan semtte yayıldığını anlatıyor. İngiliz Müzisyen
Yusuf İslam'ın da Süleymaniyeden iki apartman satın aldığını yine Karadağ'dan
öğreniyoruz. Cuma Karadağ, "Yusuf İslam, her geldiğinde mutlaka burada kalıyor.
Kendisiyle kısa bir sohbet etme imkânı buldum ve niye buradan ev aldığını
sordum. İbadethaneye yakın bir ev istediğini ve ilk defa bir evinin camiye yakın
olduğunu söyledi." diyor.
Tarlabaşı'ndaki değişim şimdilik
insanların yatırım amaçlı ev satın almasıyla sınırlı kalmış. Buradan ev alanlar
semte gelip yaşamak yerine evlerini kiraya vermeyi ve semtin geçireceği büyük
değişimi beklemeyi tercih ediyor. Semtte oturanlar Tarlabaşı'nı neyin
beklediğini bilmediklerini ifade ediyor. Kimi tedirgin kimi de umutla iyi bir
şeylerin olmasını bekliyor.
Fotoğraf çeken insanlardan rahatsız oluyorum
Arzu Fitzgibbon(Balat sakini): Belki eşimin yabancı
olmasından dolayı, ilk geldiğimizde insanlar biraz mesafeli davrandı bize. Fakat
zamanla onlar bize, biz onlara alıştık. Burada komşuluk ilişkileri çok sıcak.
Kendi halinde insanlar olduğumuz için bir sorun yaşamıyoruz. Ben Cihangir'de
doğdum, büyüdüm tabii oradaki sosyal aktiviteleri burada bulmak mümkün değil.
Fakat buranın da kendine has çok fazla güzellikleri var. Benim burada en çok
rahatsız olduğum konu fotoğraf çekmek için gelen insanlar.
Balat'ın sosyetesi yok!
Ersin Kalkan (Balat sakini): Önce insanlar buraya gelen
yabancıları yadırgadı. 75 yaşında Hollandalı bir kadın var. İlk geldiğinde onu
garipsediler ve mesafeli yaklaştılar fakat o çocuklara hediyeler aldı,
Ramazan'da paketler dağıttı. Böylece halkla kaynaştılar. Balat'ta 30 civarında
yabancı yaşıyor. Bu tarihi dokuyu seviyorlar. Alışkanlıkları olan küçük burjuva
burada biraz zorluk çekiyor çünkü burada sosyete oluşturacak bir ortam yok. Yani
Balat'ın sosyetesi yok. Balat'ın aydınları var. Semtin yabancılara alışkın bir
yapısı var, komşuluk ilişkileri burada had safhada. Burada ayrışmış hayatlar
yok.
Gelenler semtin şehirleşmesine katkı sağlıyor
Mahir Özveren (Zeyrek sakini): Zeyrek'in kemikleşmiş bir
kesimi var. Bunlar göçle gelen Güneydoğulu ve Doğulu insanlar. Bunların buradan
gitmeye hiç niyeti yok. Ama bir yandan da eğitimli bir kesim buradan ev almaya
çalışıyor. Birtakım yerlerde yöneticilik yapan insanlar ev aldı mesela. Ben bu
insanların buralara gelmesine şaşırıyorum ama onların gelmesi beni
umutlandırıyor. Kimse onlara bakıp hayatlarını değiştirmiyor ama zamanla onların
buraya daha iyi bir şehir kültürü getireceğini umuyorum.
Biz değişimden yanayız
Cuma Karadağ (Süleymaniye muhtarı): Proje başladıktan sonra
buraya yatırım arttı. Fiyatlar birden çok fazla yükseldi. 15 milyara bir evi
satamazken insanlar birden 75 milyara ev satmaya başladı. Biz değişimi
istiyoruz, buranın köhnelikten kurtulmasından yanayız. Süleymaniye uzun zaman
şehrin ortasında atıl bir durumda kalmış.
Eskiden evlerimi satıyordum
Ahmet Rüzgar (Balat sakini): Daha önce burada bulunan
yerlerimi satmaya çalışıyordum. Fakat bu son değişimlerden sonra bırakın satmayı
buralardan yeni yerler almaya çalışıyorum. Bu değişimin, semti gittikçe daha da
güzelleştireceğini düşünüyorum.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap