6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yılı aşkın süre geçmesine karşın afetten etkilenen kentlerin başında gelen Hatay, ayağa kaldırılamadı. Şehri yeniden inşa etmeye yönelik imar süreci, plansızlıklar ve belirsizliklerle devam ederken, altyapı eksikliği, kalitesiz malzeme kullanımı ve mühendislik hataları başta olmak üzere atılan her eksik adım, bölgede yeni felaketlere zemin hazırladı.
BirGün’den İlayda Kaya’nın haberine göre; kentte önceki gün başlayan yağışların ardından yaşanan sel felaketiyle sokaklar göle döndü; tarım arazileri sular altında kaldı; araçlar sulara kapılıp sürüklendi; birçok ev ve işyerinde de su baskınları yaşandı. Felakette 3 kişi yaşamını yitirdi, biri ağır 12 yurttaş ise yaralandı.
Altyapısız bir kentle mücadele ediyoruz
Selin ardından mühendisler ve yaşam savunucuları, yaşananların altyapı eksikliğinden kaynaklandığını ifade etti. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Hatay Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Nebil İstanbullu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Kentin altyapısı sorunlu. Yeni yapılan yerlerin altyapıları zaten bitmedi. Eski yapıların olduğu bölgelerde altyapı zaten sıkıntılıydı. Şu an tamamen altyapısız bir kentle mücadele ediyoruz. Planlamalar maalesef lokal lokal yapıldığı için yerel dinamikler de hiçbir şekilde dahil edilmiyor. İlk önce üstyapıyı yapıp bitiriyoruz, ondan sonra altyapıya geçiyoruz. İşte bu tür durumlar da maalesef afete dönüşüyor. Çünkü büyük yağmur suyunun gidecek bir yeri yok. Her taraf kazılmış, yollar, binalar yapılıyor ama altyapı eksik. Altyapı planlaması çalışması var ama kağıt üstünde. Altyapı olmayınca doğa olayları afete dönüşüyor. Kent ayağa kalktı diyorlar ama bir türlü kalkmıyor. Her açılış yapıldığında bir makyaj yapılıp, bir görüntü verilip gidiliyor.”
Reklam Goruntulenme Bolumu
Önceki Dönem İMO Hatay Şube Başkanı İnal Büyükaşık da kentte depremden önce de defalarca sel yaşandığını, ancak depremin ardından altyapı sorunlarının giderilmemesi nedeniyle çok daha büyük afetlerin yaşandığını belirtti. Büyükaşık “Depremden sonra altyapıda çok ciddi problemler ortaya çıktı. Afete dirençli kentler kurabilmek için bir şehri kurarken veya tasarlarken bütüncül bir plana sadık kalmak şart. Deprem sonrasında yurttaşın binası yıkılınca, mecbur kalarak tarlasına ya da başka bir araziye prefabrik veya konteyner yerleştirmek zorunda kaldı. Bu düzensiz yapılaşma da felaketi büyüttü. Bu tablo gösteriyor ki bütüncül bir plan uygulanmıyor. Kentte sadece bina yapmak yetmez; oranın kültürünü korumak, yeşil alanlarını gözetmek de gerekir. Sel sularına karşı şehrin direncini artırmak, drenaj sistemini kurmak ancak mühendislik hizmetiyle mümkündür. Biz bu noktada bunun eksik kaldığını görüyoruz.” dedi.
Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Nilgün Karasu ise yaşanan afetin iki temel nedeni olduğunu söyledi. Karasu, “Biri altyapı, ikincisi ise kalitesiz işçilik. Koca bir çevre yolu çöktü. Konteyner kentler daha kötü bir halde. Asi Nehri’nin kenarında olan köyler çok ciddi sıkıntı. Tamamen plansız, alelacele yapılan projelerden kaynaklanıyor bu felaketler.” dedi.
Haberin tamamına linkten ulaşılabilir.
0 Yorum
Yorum Yap