- yapi.com.tr
- 05.10.2006
- GÜNDEM
- 2 okunma
Güneş Mimarisinin Olanakları, Ekonomik ve Toplumsal Boyutları YEM'de Tartışıldı
Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Mimarlık ve Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Anne Grete Hestnes, EUROSOLAR Türkiye'nin davetlisi olarak 18 Ekim 2006 tarihinde Yapı-Endüstri Merkezi'nde "Güneş Mimarisinin Olanakları: Ekonomik ve Toplumsal Boyutlar" (The Possibilities of Solar Architecture: Economic and Social Aspects) isimli bir
Yapı-Endüstri Merkezi’nde düzenlenen “Güneş Mimarisinin Olanakları: Ekonomik ve Toplumsal Boyutlar” konulu konferansa katılmak üzere Eurosolar Türkiye’nin davetlisi olarak ülkemize gelen Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Mimarlık ve Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Anne Grete Hestnes, güneş mimarisindeki son değişiklikleri katılımcılara aktardı.
EuroSolar Türkiye’den Baha Kuban’ın, “enerji gereksiniminin bugün hemen hemen tümünü sağlayan fosil kaynak esaslı yakıtlar ve nükleer enerjiyi; yenilenebilir ve çevre dostu temiz enerji kaynakları ile ikame etmek “ adına düzenlenen “Güneş Uygarlığı Deklarasyonu” sunumuyla açılan konferansta, fosil yakıtların günden güne tükenmesiyle enerji arzı dinamiklerinin ayakta kalamayacak hale gelmesinin tehlikeleri üzerinde duruldu. Prof. Anne Grete Hestnes’in özellikle Norveç üzerinden verdiği örneklerle zenginleşen toplantıda, tüm dünyada enerjinin ısı ve elektrik olarak en yoğun kullanıldığı başlıca sektör olarak “yapılarda enerji tüketimi” alanındaki teknolojik ve mimari yenilikler aktarıldı.
Türkiye, enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 60’ını yurtdışından karşılayan bir ülke olarak enerji tasarrufu konusunda önlem alması gereken bir konumda. Prof. Hestnes de, güneş enerjisinden yararlanma ve güneşten elektrik üretimi teknolojilerinin ülke geneline yayılmasıyla enerji tasarrufu sorununun aşılabileceği ve mimari tasarımların da bu organizasyonda yeni bir dönem açabileceğini iletti. Prof. Hestnes, güneş mimarisinin ekonomik anlamda varolan sistemlere oranla daha pahalı olduğunu kabul etmekle birlikte uzun vadede düşünüldüğünde güneş enerjisinin yenilenebilir ve çok işlevli olması açısından diğer sistemlere göre avantajlarını sıraladı.
Uluslararası Çevre Örgütü Greenpeace ve Avrupa Fotovoltaik Sanayisi Derneği’nin ortak hazırladıkları “SolarGeneration” piyasa raporuna göre 2025’e kadar her yıl 113 milyarlık küresel bir yatırım yapıldığı takdirde güneş, 2 milyardan fazla insana elektrik ve 2 milyondan fazla kişiye de iş imkanı yaratacak. Sözkonusu piyasa raporunda ayrıca bu yolla 350 milyon ton karbodiyoksit salımının önleneceğini ve 2040’da güneş elektriğinin küresel talebin %16’sını karşılayacağını belirtiyor. Prof. Hestnes de Avrupa Güneş Termal Teknolojisi Platformu’nın (ESTTP) 2030 yılı için öngördükleri arasında konutların tamamen güneş mimarisine uygun olarak inşa edileceği maddesini konferansta ileterek, özellikle kamu binalarının bu alanda önayak olması gerektiği fikrinde olduğunu belirtti. Başka bir deyişle, güneş elektriğinin küçük bir pazardan çıkıp ait olduğu temel enerji üretimine geçebilmesi için , enerji endüstrisi maliyetleri aşağı çekmek adına kitlesel üretime daha çok yatırım yapmalı.
Dünya çapında özellikle Avrupa ve Japonya’daki fotovoltaik endüstrisi yeni teknolojilere ve üretim tesislerine yoğun miktarda yatırım yapıyor. Aynı zamanda, özellikle Almanya, Japonya, ABD ve Çin gibi ülkelerde güneş elektriğine sağlanan siyasi destek uzun vadede satışlarını arttıracak yapıların kurulmasını sağladı. Ancak Türkiye’de fotovoltaik sistem endüstrisi gelişmiş olmaktan çok uzakta. Örneğin enerji gereksinimleri hızla artan ve birincil enerji kaynakları yoksunu Türkiye’de sıradan bir konut, Almanya’ya göre üç kere daha fazla enerji tüketiyor. Yapı sektöründe, tüm çabalara karşın, yalıtımda mevcut mevzuatın bile yaygın olarak uygulanmadığı da başka bir gerçek. Türk yapı sektörünün gelişkin profiline rağmen, Türkiye bugün iklimin, coğrafyanın, bilimsel ve teknik düzeyin elverdiği sürdürülebilir yapı üretimine uygun bir yapı sergilemiyor.
Güneşten elde edilen elektrik potansiyeli 2025’de 2 milyar insana ulaşacak düzeyde. Güneş enerjisinden yararlanan tasarımlar, çok az daha ilave enerji kullanmak suretiyle, konfor sıcaklığı ve ışık seviyesinin elde edilmesini hedefledikleri için mimaride yeni açılımlar yaratmak için çok uygun. Ayrıca Prof. Hestnes'in de belirttiği gibi, yeni ve yenilenebilir enerjilere giderek artan ilgiye bağlı olarak PV güç sistemleri için “fiyatlarının çok yüksek olması” yönündeki inanış yerini fiyat farkının çok büyük olmadığı şeklindeki bir söyleme bırakıyor. Ancak Türkiye”nin güneş enerjisi potansiyeli göz önüne alındığında PV güç sistemleri bir çok farlı uygulamalarda çekici bir seçenek olma potansiyeline sahip olmasına rağmen, bu sistemlerin devlet otoritelerine ve toplumumuza geniş ölçüde sağlıklı verilerle tanıtılmamış olması nedeni ile ülkemizde yeterince desteklenmediği görülüyor. Prof.Hestnes’in PV güç sistemlerinin mimari entegrasyonu konusunda Avrupa’dan verdiği örneklerden hareketle, Türkiye’de de yasal düzenlemelerin yapılarak öncelikle kamu ya ait yeni projelerde, üniversite yerleşke planlamalarında, oto-yol inşaatlarında ve diğer yapılarda kullanımı teşvik edilmesi için yapı sektörüne büyük pay düşüyor.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap