- yapi.com.tr
- 07.02.2010
- GÜNDEM
- 2 okunma
Göksu Deresi Yeniden Canlandırılıyor
Turistik Otelciler İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) üyesi Gül Küçükserim, Göksu Deresi’nin kıyısında açtığı Göksu Marine Restaurant & Cafe’nin ardından şimdi de bölgeyi canlandırmak adına çalışmalara başlıyor. Beraber çalıştığı Anadolu Hisarı Güzelleştirme Derneği’yle “Baruthane Çayırı’nın Yeniden Hayata Geçirilmesi Projesi” uygulamaya
Üsküdar’dan Beykoz’a doğru Boğaziçi sahil yolunu takip ederken varıyorsunuz
Göksu’ya. İşte tam burası, Bizans döneminde “kutsal kuyular” denilen, Osmanlı
döneminde padişahların saltanat kayıklarıyla gezdiği tarihi Göksu ve Küçüksu
semtleridir. Tarih boyunca, büyük ağaçların gölgelediği düz yeşil alanlar mesire
yeri olarak kullanılmış. Özellikle Osmanlı döneminde İstanbullular, bir yandan
Göksu Deresi’nde sandal sefasına çıkarken, diğer yandan mesire alanında
düzenlenen orta oyunları ve çeşitli eğlenceleri seyretmiş. Şimdi konumuz neden
mi Göksu? Turistik Otelciler İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) üyesi
Gül Küçükserim, Göksu Deresi’nin kıyısında açtığı Göksu Marine Restaurant &
Cafe’nin ardından şimdi de bölgeyi canlandırmak adına çalışmalara başlıyor.
Beraber çalıştığı Anadolu Hisarı Güzelleştirme Derneği’yle “Baruthane Çayırı’nın
Yeniden Hayata Geçirilmesi Projesi” uygulamaya alındıktan sonra, Göksu’nun
yeniden tarihteki görkemli günlerine kavuşması yakın gibi görünüyor.
Bu bölgeye, Bizanslılar tarafından “Kutsal Kuyular” anlamına gelen
“Potamonion” adı veriliyor. Burada yer alan dere ise, güzellikler anlamına gelen
“Aretea” diye isimlendiriliyor. Çayıra canlılık katan bu suların; günahlardan
arındırıcı, hastalıklara şifa verici özelliklere sahip olduğuna inanılıyor. Bu
nedenle, her bir su kaynağının başına, bir ayazma yaptırılmış. 16. ve 17.
yüzyıllarda nergis ve gül gibi çiçek bahçeleriyle anılan Göksu’yu padişahlar da
sıkça ziyaret etmiş.
Göksu, 18. yüzyıldan itibaren, devlet erkânının ve Osmanlı ahalisinin sıkça
uğradığı bir mekân haline geliyor. En haşmetli devrini ise, 1730’da çıkan
Patrona Halil Ayaklanması’nda, Kâğıthane mesiresinin harap olmasının ardından
yaşıyor. Göksu Deresi, saltanat kayıklarıyla yapılan sandal sefaları ve
Baruthane çayırında yapılan eğlenceleriyle ün kazanıyor. 19. yüzyıl sonlarında
yaygınlaşmaya başlayan orta oyunu temsilleri, genellikle Göksu’nun en gözde
eğlence mekânı olan Baruthane çayırında sergileniyor. Baruthane çayırından
sonra, derenin sonu sayılan “Dört Kardeşler” denen yere geçiliyor. Dört gövdeli
ve heybetli bir çınardan adını alan bu mevkide, meşhur bir kır kahvesi
bulunuyor. O yıllarda tepeleri; çam, çınar ve çitlembik ağaçları süslüyor.
Mesire alanında panayırlar kuruluyor. Her yerde laternalar çalınıp, sirtaki
oynanıyor, eğlence ağaçlara asılan fenerlerin eşliğinde gece de devam ediyor.
Şimdilerde ise pek çoğu harap durumda. Göksu’nun tüm bu tarihini zamanla öğrenen
Gül Küçükserim de açtığı mekânla beraber Göksu’nun eski günlerine kavuşması için
çabalıyor.
Göksu Marine Restaurant&Cafe, geniş bir rıhtıma sahip. Bahçesinde salkım
söğüt ve doğu ladini, Karadeniz’in kara üzüm salkımlarıyla süslü asmaları
bulunuyor. 200 yıllık ağaçtan yapılan kamelyası ve mevsim çiçekleri de tam
Göksu’nun yeşilliğini destekler nitelikte. Türk, Osmanlı ve dünya mutfağı, tekne
içinde hissi veren dekorasyonu, Piri Reis ve eski deniz haritaları ile tarihi
gemilerden çıkan antikalarla farklı bir yapıya sahip. Ulaşımı teknelerle yapmak
isterseniz tıpkı eski günlerdeki gibi tekne hizmeti de sağlanıyor. Ayrıca tarihi
Göksu Deresi’nde “Fasıllı Sandal Sefaları” başlatarak, İstanbullulara seneler
öncesinin eski İstanbul’unu yaşatmayı hedefliyor Küçükserim. Mekân ilk
açıldığında saten kıyafetler, eski uzun tuvaletler, kanunlar ve udlarla
nostaljik geziler yapılmış. Yazın da devamı düşünülüyor.
Küçükserim, “Açtığınız mekân ne kadar güzel olursa olsun, bölgeye bir
katkınız olmadığı sürece bir anlam ifade etmez” düşüncesiyle yürütüyor
çalışmalarını. Yakın zamanda basacakları tanıtıcı broşür ile seyahat
acenteleriyle irtibatlanarak bölgeye turist çekmeyi hedefliyorlar. Keşfedilmeyi
bekleyen Göksu’yu bu yolla canlandıracaklar. Ayrıca Baruthane çayırında bir
etkinlik alanı yaratmayı da planlıyorlar. Aralarında yürüyüş yollarının da
bulunacağı gül ve nergis bahçeleri de yine yapılmak istenenler arasında.
Projelerin hayata geçmesiyle beraber geçmişten günümüze Göksu’da küçük bir
tarihi yolculuk mümkün olabilir.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap