- yapi.com.tr
- 15.04.2010
- GÜNDEM
- 3 okunma
Gerçekten de Emek'i Yıkmak İstiyorlar
Dün İKSV'nin organize ettiği toplantıda Emek'in 'kaderi' tartışıldı. İlk kez projenin müellifi mimar çıkıp duruma anlattı ve ortam gerildi... Gelinen nokta Emek'in koruma adı altında yıkılacağı ve bugüne kadar bize devletin resmi organlarının yalan söylediğinin anlaşılmasıydı.
Dün (14 Nisan) İKSV'nin organize ettiği toplantıda
Emek'in 'kaderi' tartışıldı. İlk kez projenin müellifi
mimar çıkıp duruma anlattı ve ortam gerildi... Gelinen nokta Emek'in
koruma adı altında yıkılacağı ve bugüne kadar bize devletin
resmi organlarının yalan söylediğinin anlaşılmasıydı
Bu aralar şehrini,
yakın ve uzak geçmişini, sinemayı, hatıralarını ve her şeyden önce Beyoğlu’nun
kokusunu ve dokusunu sevenlerin öncelikli sorunu Emek Sineması’nın, ne olacağını
bilemedikleri ‘kaderi’. Bu yolda fikirler muhtelif ama tepki tek: Oraya
göz diktiler, ama biz Emek’i yıktırmayacağız.
Dün bu yolda son
derece önemli bir buluşma vardı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın organize ettiği
ve vakfın Şişhane’deki yeni binasında gerçekleştirilen toplantıda, hem Emek’in
kaderi tartışıldı, hem de ilk kez projenin müellifi ve de mimarı toplum önüne
çıktı. Nuri Çolakoğlu’nun moderatörlüğünü üstlendiği
toplantıya, müellif olarak Mimyapı Mimarlık’tan restoratör
mimar Fatih Kesgün, Mimarlar Odası’ndan Mücella
Yapıcı, İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan ve
mimar Korhan Gümüş katıldı.
Dinleyiciler arasında ise
Film-Yön, Sine-Sen, SİYAD, Belgesel Sinemacılar Birliği üyesi
birçok ismin yanı sıra festivalin açılışında tepkilerini borazan çalarak
gösteren İstanbul Kültür Sanat Varyetesi üyeleri, çok sayıda
basın mensubu ve de ‘Emeksever’ sinemasever katıldı. Lakin ilk
sözü alan kişinin restoratör Kesgün olması nedeniyle, ‘Dakka
bir, sorun başladı’. Dinleyici koltuğunda oturan birçok kişi, Kesgün’den Emek’in
yıkılıp yerine yapılacak alışveriş merkezi projesinin ne menem bir şey olduğunu
bir an önce açıklaması gerektiğinin altını çizerken, böylesi bir projeye nasıl
imza atıldığının hesabını sormaya koyuldu. Bu arada ortam gerildi
tabii.
Moderatör Çolakoğlu, herkese söz hakkı verilmesi gerektiğini
belirtip Kesgün’den devam etmesini istedi. Bu sırada salonda “Bırakın da adam
konuşsun” görüşünde olanlarla, “Konuşacak neyi var ki” diyenler kendi aralarında
atışma başladı. Kişisel atışmalar bir süre ortama hâkim olurken (ve de sonradan
anlaşıldığı gibi ‘iyi olurken’), Kesgün kendince projesini anlatmaya koyuldu. Bu
esnada zaman zaman Mücella Yapıcı araya girerek Kesgün’ün
tezlerine rakamlar ve verilerle karşılık verirken, bir meslektaşının bu duruma
düşmesine üzüldüğünü belirtmekten geri kalmadı. Nihayetinde Kesgün konuşmasını
bitirdi, ardından Yapıcı karşı bir sunuma soyundu ve Tan’la
Gümüş’ün, kısa konuşmalarıyla oturumun ilk bölümü tamamlandı.
Sonrasında dinleyiciler sahne aldı. Eline mikrofonu alan herkes, ortaya konulan
oyunun komedi boyutuna dikkat çekti ve göz göre göre kandırıldıklarını
belirtti.
‘Bizden size destek yok’
Söz alanlardan
biri de yönetmen Özcan Alper’di. Alper, proje savunucularının
sürekli şekilde orada burada sinemacılardan destek aldıklarını deklare ettiğini,
ama toplantı sırasında Kesgün’ün kendilerine sunduğu projenin Emek’i yok
etmekten başka bir amacı olmadığını söyledi. Genç yönetmen sözlerini şöyle
tamamladı: “Bundan böyle ‘Sinemacılara danıştık, desteklerini aldık’ sözünü
duymak istemiyoruz. Belediye Başkanınıza da, Kültür Bakanınıza da söyleyin,
bizim bu konuda desteğimiz olamaz. Bundan böyle her platformda, bu proje
hakkında yalan söylendiğini, her yerde ifade edeceğiz.” Salonun 12.05’te
boşaltılması gerektiği için, toplantı dinleyici görüşlerinin ardından sona
ererken, herkes Emek için karşı duruşa geçmenin yollarını başka yerlerde ve
platformlarda tartışıp eyleme geçmek üzere sözleşti.
Kıssadan
hisse: Restoratör mimar Fatih Kesgün, toplantı boyunca
orta sahada top çevirmeyi yeğledi ve kendince, Emek’i yok etme projesini
bilimsel temellere oturmaya çalıştı. Tezi şuydu: Yapı adası
dahilinde asıl korunması gereken yer Cercle d’Orient’dı,
Emek Sineması tarihsel gelişimi boyunca zaten birçok değişime
ve tadilata uğramıştı (bunu da locaların bulunduğu bölümün 1970 ve şimdiki
zamandaki hallerini gösteren fotoğraflarla kanıtlamaya çalıştı), dolayısıyla
zaten ‘tarihi bir eser’ değildi, ‘dokunulmaz’
asla değildi. Bunun için de, kendileri Emek Sineması’nı, şimdiki yerinden söküp,
yeni projede en üst kata yerleştirmeye karar vermişlerdi. Bu tabii ki mimari
açıdan ‘fantastik’ bir hamle. Hiç denenmemiş bir ‘fikir’. Ama
akla ziyan bir fikir, ya da dinleyicilerden birini de ifade ettiği gibi aslında
Emek’i ‘kaçak kat’a döndürme hamlesi.
Sonuç? Bu haliyle
durumu tek bir şekilde açıklamak mümkün, Özcan Alper’in dediği gibi bugüne kadar
devletin resmi ağızları bize “Yok canım, korkmayın Emek Sineması’na bir
şey olmayacak” diyerek, büyük bir yalana soyunmuşlar.
Dünkü toplantıya gelince; bu tür filmlerin ‘kötü adamı’ genellikle gözünü para
bürümüş işadamları olur, bir mimarın bu işe hamle etmesi ve bunu
‘koruma’ adına yapıyor olması, yani filmin ‘kötü
adamlığına’ soyunması, beni şaşırtmadı ama bir hayli
üzdü.
Toplantıya katılan sinemacılar
Yeşim
Ustaoğlu, Pelin Esmer, Özcan Alper, İlksen Başarır, Murat Düzgünoğlu, Durul
Taylan, İnan Temelkuran, Hilmi Etikan, Mert Fırat, Zeynep Özbatur.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap