Alman fotoğraf sanatçısı
Christoph Gielen, 1960'lardan
günümüze
Amerika'nın yapısal peyzajındaki yayılımı farklı bir
perspektifle ortaya koyuyor.
Metropolis Magazine'in Ocak 2010 sayısında yer alan
habere göre, zamanının büyük bölümünü helikopterden Amerikan banliyölerinin
"korkutucu derecede mükemmel geometrisi"ni resmetmekle geçiren
Gielen, bu yerleşimlerin ne denli
yapay ve
sürülebilirlikten uzak olduğunu
gösterme çabasında.
Sanatçının
'Arcadia' fotoğraf
serisiyle amaçladığı da, izleyiciyi gördüğünün (ve belki de içinde
yaşadığı yerin) sonuçları üzerine düşünmeye kışkırtmak.
Gielen, Arcadia serisine ilişkin olarak, "Bu
resimlerde,
sanat ve
çevre politikalarının
kesişimini keşfetmeye odaklanıyorum. İzleyiciyi, yapılı çevremizin ve
bu çevrenin gelişim yöntemlerini yeniden değerlendirilmeye, 'Yaşanabilir ve
ekolojik bir büyüme süreci nasıl olmalı?'yı sormaya teşvik etmeyi ümit
ediyorum." açıklamasında bulunuyor.
Christoph Gielen'in
Arcadia serisi fotoğraflarını görmek için lütfen
ilerleyiniz.[Sayfa]
Deer
Crest II, Kaliforniya, 2008[Sayfa]
Eden
Prairie I, Florida, 2009[Sayfa]
Forest
Glen III, Kalifoniya, 2008[Sayfa]
Outer
Houston I, 2006[Sayfa]
Skye
Isle II, Florida, 2009[Sayfa]
Sterling
Ridge II, Florida, 2009[Sayfa]
Sterling
Ridge III, Florida, 2009
Tasarım, katı geometrik biçimlerden serbest formlara doğru gelişir. Uzun süre acemilik ve beceri yetersizliğine "işlevselcilik" denildi. Yıllar önce; projesindeki plan formunu neyin belirlediğini soran tasarım hocamıza, Norveçli sınıf arkadaşım, masasının üzerinde duran 'French Curve'ü göstererek, "işte bu" demişti... Kulağı çınlasın.
Christoph Gielen'in çabasına bir de şu yönden bakalım mı? Mesela Safranbolu'nun,Beypazarı'nın,Tire'nin, Mostar'ın... doğayla insanı bütünleştiren huzurlu düzensizliği mi insana daha fazla yaşam coşkusu verebilir yoksa Eden Prairie'nin boğucu geometrik kaosu mu?(Elbette teknolojiden taviz verme zorunluluğu yok) Ruhları bunaltan bir düzen(?) ne kadar sürdürülebilir ki