Salı günkü Financial Times gazetesini
okurken sanırım "mesleki deformasyona" uğradım. Küresel kriz
başladığından bu yana 20 milyon göçmen Çinli işçinin nasıl işsiz kaldığını ve
Google ile NASA tarafından ortak kurulacak bir üniversitede insandan daha zeki
bilgisayarların 2050 yılına kadar geliştirileceği haberini okurken üç ilan
gözüme çarptı. Farklı yerlerde ve tamamen farklı boyutlarda verilmiş üç ilan.
Ama üçü de gayrimenkul satış ilanı. Büyük bir olasılıkla uluslararası
piyasalarda "distressed asset" (strese girmiş/finansal olarak sorunlu
hale gelmiş varlıklar) dedikleri türden gayrimenkul projeleri.
İlk ilan ABD'den geliyor. New York'a yakın (New York kentine
1.5 saat uzaklıkta) Pocono dağlarında yer alan Great Wolf Lodge
denen bir gayrimenkul projesi satılacakmış. 95 dönümlük ağaçlık bir arazide;
toplam 42.000 metrekarelik bina; bunun içinde her biri 50 metrekarelik 401 suit
oda, 10 bin metrekarelik eğlence merkezi, kapalı bir su parkı, spa, vb... Ayrıca
lokantalar, perakende alanları, toplantı salonları ve genişlemeye uygun bir
mimari. Yıllık nakit akışı da 20 milyon dolarmış!
Böyle "kebap bir projeyi" adam niye satar ki? Neden olacak, mutlaka nakit
akışı ve proje finansmanı "patlamıştır"! Piyasanın çok yukarıda olduğu hay huylu
günlerde satın alınan ya da geliştirilen her proje gibi, fizibilite tamamen
kadük kalmıştır. O nedenle de "aman zararın neresinden dönersek dönelim kârdır"
düşüncesi ile proje satışa çıkmıştır.
İkinci ilan küçücük. Bizim gazetelerdeki küçük ilanlar gibi. "Dikkat:
Fon Yöneticileri" diye kalın ve büyük harflerle yazılmış başlığı var.
Zaten benim dikkatimi de bu başlık çekti ve ilanın altını okudum. Bulgaristan'da
on sekiz ayda sermayenize yüzde 150 ile yüzde 250 arasında kazanç sağlayacak(!)
havaalanı çevresi arsası satıyorlarmış. Vay anam vay... Demek on sekiz ayda en
az yüzde 150 kazanacağız ha! Acaba bu arsayı satanlar neden beklemezler ki? O
kadar zamanları mı yok, yoksa sundukları proje mi "patlak?"
2004 ile 2007 arasında portföylerine bol bol Doğu Avrupa (özellikle Romanya
ve Bulgaristan) gayrimenkul projesi katan (ve kriz sonrasında bu projelerde
"eşek yükü ile zarar" yazan) İrlandalı ve İngiliz fonlarının, şimdilerde bu
ilana yan gözle bile bakacaklarını pek sanmam!
Üçüncü ilan ise kocaman. "İstisnai Yatırım Olanağı" başlığı
ile yayımlanmış. İlanı görmemek nerede ise olası değil. İngiltere'nin "önde
gelen" (ben ilanın yalancısıyım) gayrimenkul geliştirme ve yönetim
şirketlerinden biri, önemli bir gayrimenkul projesinin yürütülmesi için bir
yatırım ortağı aramaktaymış. (Öykü bildik değil mi?) İlanda açıkça yazmıyor ama
anlaşıldığı kadarı ile perakende ve turizm konusunda büyük potansiyeli olan ve
kuruluşu 17. yüzyıla kadar giden proje bölgesi, tarihi bir İngiliz kentinin
merkezindeymiş...
İlanlar farklı ama verilen mesaj aynı: "Aman kaçırmayın. Felaket iyi bir
gayrimenkul projesi yatırımcı arıyor. Bu projeye yatırımcı olarak muazzam para
kazanacaksınız". Reklama inanıp da "Hadi bir bakalım neymiş" dediniz mi
yandınız! Yakanızı bu adamlardan kurtaramazsınız. Çünkü gayrimenkul piyasasının
geberik olması sadece Türkiye'ye özgü bir durum değil. (Kaldı ki Türkiye'de
gayrimenkul piyasası bu saydığım üç pazar, yani ABD, İngiltere ve Bulgaristan
kadar kesinkes geberik değil.)
Biz Türkler, elimize hatırı sayılır bir para geçince hemen oturmak için ya da
yatırım olsun diye, gayrimenkul (özellikle de ev ve dükkân) satın almaya
bayılırız. İşadamları ve sanayiciler de kazandıkları paralarla (bazen daha
kazanmadıkları, sadece ciro yaptıkları paralarla) arsa satın almaya
meraklıdırlar.
Olağan zamanlarda rant artışı ile diğer yatırım araçlarına göre daha fazla
değerlenen gayrimenkuller, kriz dönemlerinde neredeyse değersiz olurlar. O
nedenle yatırım için gayrimenkul satın almayı düşünenlerin, her türlü
gayrimenkulün son derece "gayrimenkul" (menkul olmayan likit olmayan hemen
paraya çevrilemeyen) olduğunu çok iyi bilmesi gerekir.
0 Yorum
Yorum Yap