Yapı-Endüstri
Merkezi tarafından 30 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen
Yapı İstanbul Fuarı’nda yerler, inşaat sektörünün sadece yerli
temsilcilerine ayrılmamıştı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden çok sayıda firmanın
temsilciliklerini bir araya getiren fuar, aynı zamanda Avrupa’nın yerel
ve uluslararası şirketlerine de ev sahipliği yaptı. Yapı İstanbul’a ilk
kez gelen veya burada dördüncü senesini dolduran, Türkiye’nin gittikçe büyüyen
inşaat pazarından veya sektördeki kalite düşüklüğünden dem vuran,
Avrupa’da kriz var veya yok diyen 10'u aşkın yabancı
firma yetkilisine mikrofon uzattık. İşte Türkiye, sektör ve fuar
hakkındaki ‘Avrupai’ izlenimler...
Rettenmeier, Fatma Özcan - Almanya
Rettenmeier bir Alman firması. İstanbul irtibat büromuzu
ise Kasım ayından açtık. Piyasaya yeni girmemiz dolayısıyla piyasada tanınırlık
kazanma açısından bu fuara katılımımız önem taşıyordu. Ürün gamımız çok geniş ve
çeşitli markalara bölünmüş durumda. Kalıp kirişler ve paneller ürettiğimiz bir
sistemimiz. Dış mekan kullanımına özel yer kaplama malzemeleri, duvar çitleri
gibi seçenekleri bulunan .... markamız mevcut. Bu markanın içinde çocuk oyuncak
parkları gibi peyzajda kullanılan bir takım ürünler var. Bunlar daha ziyade yapı
marketlere hitap eden ürünler. Zungstholz markası altında ürettiğimiz ürünler
ise, ahşap strüktürlü yapılarda kullanılan konstrüktif masif ahşap kirişler,
lamine ahşap kirişler ile lamine tavan istif elemanlarını içeriyor.
Bu büyük ve önemli fuarın
organizasyonundan da memnun kaldık. Şimdiye dek gözlemlediğim, daha ziyade
öğrenciler ve öğretim görevlilerinin fuara rağbet ettiği yönünde. Bu insanların
hepsi bizim için çok önemli. Ama sonuçta bu ürünleri büyük çaplı alım kapasitesi
olan müşterilere pazarlamak hedefini taşıyoruz. Bunun değerlendirmesini de
fuardan sonra yapacağız.
VoestAlpine, Michael Mohieddin
Schwarzinger - Avusturya
Geçen sene Yapı Fuarı’nı
ziyarete gelmiştim. Bu ortam oldukça hoşuma gitti ve bu sene firmamla katılmaya
karar verdim. Yapı strüktürlerinde kullanılan, her renk ve her şekilde, her yapı
elemanına uygulanabilecek çelik profiller üretiyoruz. Niyetimizi ortaya çıkaran,
pek çok yeni yapının her gün sahneye çıktığı ve inşaat sektörünün patladığı
Türkiye’de, ürün desteği sağlayabileceğimiz firmalar olduğuna inanmamızdı.
Avusturya’daki inşaat sektörü de, Türkiye’dekiyle karşılaştırılamasa da,
patladı. En azından, birkaç sene süren tutukluktan sonra iyileşiyor diyebilirim.
Bir fuarı değerlendirmek için,
fuarın bittiğinin günün ertesine bakmak gerekir; ancak böylece size ne gibi
bağlantılar sağladığını görebilirsiniz. Fakat pek çok kişi ve firmayla görüştük,
dolayısıyla yeni iş imkanları yaratmak ve mevcut alanları genişletmemizi
sağlayacağı konusunda iyimserim.
Hilleng Die-Craft
International, Nicholas J. Procter - İngiltere
Rusya’da bir dizi çok başarılı
proje yürüttükten sonra potansiyel gördüğümüz Türkiye pazarına da adım atmaya
karar verdik. Türkiye’de çalışan bir arkadaşımla iletişime geçtikten sonra
“Neden bir yapı fuarıyla başlamayı denemeyelim?” dedik ve Türkiye’deyiz. Sanırım
Türkiye pazarı, hemen tüm büyüyen pazarlarda olduğu gibi, genel teknolojik
ilerlemesi anlamında Rusya’dan daha ileri. Türk pazarı ile ilgilenmemizin bir
diğeri sebebi de, ülkenin Orta Doğu pazarı ile olan ilişkileri. Buradaki sahnede
bir aktör olursak, Irak, İran gibi ülkelerin piyasalarına da adım atabiliriz.
Çünkü iş makine üretimine geldiğinde, dünya küçük bir yer.
İngiltere’de ise inşaat
sektörü, özellikle endüstriyel yapı üretiminde bir yavaşlama safhasında. Oysa
lojistiğin yükselmesi ile Avrupa’nın pek çok yerinde inanılmaz sayıda depo
ihtiyacı oluştu. Biz de panel ve profillerimizi bu yapıların inşaatı için tüm
Avrupa’ya sattık.
Henüz az önce tam olarak
karşılaşmak istediğimiz tür bir müşteriyle tanıştık. Buraya gelmeyip yalnızca
telefon ve e-mil ile işlerimizi yürütmeye çalışsaydık, onu yakalayamazdık.
Önümüzdeki yıl da kesinlikle bu fuarın bir parçası olmak istiyoruz.
Ürün gamımız, iki koldan
oluşuyor. Bir taraftan çeşitli polistren esaslı sandviç paneller yapıyoruz. Ve
bunlar, mağazalar, fabrikalar veya geçici binaların duvar ve tavan döşeme paneli
olarak kullanılıyorlar. Üretimimizin diğer kolunu ise çelik profiller
oluşturuyor.
Neutrim Hamburg,
Alptekin Özdemir - Almanya
Dış ticaret müsteşarı olan bir
arkadaşım vasıtasıyla haberdar olduğum Yapı İstanbul Fuarı’na katılmaya çok kısa
bir sürede, Şubat ayında karar verdik. Yurtdışında da güneş enerjisi üzerine çok
sayıda fuara katıldık. Ekonomik kriz yüzünden Almanya’da inşaat sektörünün
durumu kötü. Türkiye’deki durumun çok daha fazla umut vaat ettiğini
sanıyorum.
Mannesmann Türkiye temsilcisi
olarak yeni teknolojiyi Türkiye’ye sunmak istiyoruz. Deniz, nehir ve atık
sulardan içme suyu üreten su arıtma sistemleri üretiyoruz. Güneşten elektrik
elde eden solar sistemlerimizin yanı sıra, nano-teknolojiden yararlanan su
yalıtımımızla da beraber Yapı İstanbul Fuarı’nda üç farklı ürün sunuyoruz.
38 senedir Almanya’da
yaşıyorum, Hamburg …’da öğretim görevlisiyim. Orada da pek çok fuara gidiyorum
ve oldukça düzenli olduklarını düşünüyorum. Yapı Fuarı’nı biraz amatörce ve
kaotik bulduğumu belirtmeliyim. Niyetim kötülemek değil, belki de bana yabancı
geldiğini söylemem daha doğru olur. Çünkü yine de her şey
çalışıyor.
Telesteps, Erik Sennfaelt - İsveç
İsveç’ten geliyoruz ve ilk kez
Yapı İstanbul Fuarı’nda bulunuyoruz. Avrupa’daki tüm fuarları listeleyen bir
katalogda gördüğümüz Yapı İstanbul Fuarı’nın Türkiye pazarına girmek ve
distribütörler bulmak için bir fırsat olduğunu düşündük. Zaten hemen tüm
ülkelerde temsilciliklerimiz var. Ama Türkiye’de sektör adına süregelen o kadar
fazla şey var ki, bunun bir parçası olmak istedik.
Eşsiz birer
ürün olan ve dünya çapında patentini aldığımız teleskopik
merdivenler pazarlıyoruz. Bu merdivenin sunduğu avantaj, tamamen açıldığı zaman 36
metre yüksekliğe ulaşması ve kapatıldığında 1 metreye kadar küçülebilmesi.
Teleskopik merdivenler bu sayede her yere taşınabiliyor, rahatlıkla saklanabiliyor.
Bir arabanın bagajına dahi sığıyor, bir dolaba asılabiliyor ve kullanıcıya
büyük rahatlık sağlıyor.
Burası bir inşaat fuarı
olmasına karşın ziyaretçilerin çoğunu son-kullanıcılar oluşturuyor ve bu,
gelenlerin yalnızca meraktan veya bedava örnek ile katalog almak için burada
oldukları anlamına gelebiliyor. Ama ben daha çok distribütör adayı, üstlenici,
satın alma kapasitesi olan ziyaretçi isterim. Yine de 6-7 kadar önemli
potansiyel taşıyan kişiyle görüştüğümüzü belirtmeliyim.
Yurtdışındaki bazı fuarlarda,
katılımcıların yaka kartlarında ne oldukları ve nereden geldiklerine dair
işaretlemeler yapılıyor: Üstlenici, öğrenci, mühendis, mimar, her kim varsa, bir
takım renklerle bunlar belirtiliyor. Yapı İstanbul Fuarı’nda da böyle bir
eksikliğin olduğunu düşünüyorum, çünkü saatlerce konuştuğumuz ve tanıtım
yaptığımız kişilerin çoğunluğuna boşuna vakit harcamış oluyoruz. Tamamen kayıp
vakit olduğunu iddia edemem; ne de olsa, son-kullanıcı veya üstlenici, herkese
reklamımızı yapmak isteriz. Yalnızca kiminle ne üzerine görüştüğümüzü en baştan
tayin edebilmek faydalı olurdu.
İsopan, Prof. L. Luigi Betti -
İtalya
Yapı İstanbul Fuarı’na ilk
gelişimiz fakat bu bizim suçumuz değil. Fuarda bir yer ayarlayabilmek gerçekten
çok güç. Katılımımız da bir tür küçültülmüş sunum formatında gerçekleşiyor çünkü
daha geniş bir stand alanı ayarlayamadık.
Benim için Yapı Fuarı’nda
gördüklerim olumlu anlamda şaşırtıcı; iyi organize edilmiş olduğunu düşünüyorum.
Aynı zamanda çok sayıda kişiyle bağlantı kurduk. Bu bağlantılar sayesinde
Türkiye’de bir üretim sahası kurmak yönündeki projemizi geliştirebileceğimize
inanıyorum.
Avrupa’da şimdiden birer tane
İspanya ve Romanya’da, iki tane de İtalya’da olmak üzere 4 ayrı üretim sahamız
var. Yalıtım ve yangın korunumu için sandviç panel üretiminde lideriz.
Türkiye’nin coğrafik pozisyonu da bu üretim ağını tamamlayacak özellikte.
Elbette Türkiye’de inşaat sektörünün yükselişi de bu kararımızda etkili, çünkü
trendlerin düştüğü değil, yükseldiği yerlere gideriz. Ben Türkiye’nin, iş
yürütme mantığını geliştirir ve lojistik anlamda organize olursa, çok yakın
zamanda EEC’nin de bir üyesi olabileceğine inanıyorum.
SachEx
Kunststoffverarbeitung, Dipl. Wolfgang Schmolzi - Almanya
Almanya’dan geliyoruz ve Yapı
İstanbul Fuarı’nda ilk kez katılımcı olarak yer alıyoruz. Ürünlerimizin
Türkiye’de yoğun bir pazar dolaşımı olduğunu biliyorduk. Türkiye pazarına
girmenin iyi olacağını düşündüğümüz için buradaki fuarlara göz attık ve gayet
spontane olarak başvurduk. Fuarın olumlu olan yanı, katılımcı frekansının son
derece yoğun olması ve ilgi çekmesi. İletişime geçtiğimiz kişilerin iş
bağlantılı kalitesi hakkında aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Ekstrüde polistrenden
üretilmiş duvar ve tavan rozetleri üretiyoruz ve bunlar Türklere prensip olarak
oldukça tanıdık gelecek elemanlar. Normalde alçıdan üretilen bu elemanları, onu
hafif kılan, kolay monte edilmesini sağlayacak bir malzemeden üretiyoruz ve
modern bir dilde şekillendiriyoruz. Türk pazarının durumu da hayli ilgi çekici.
Çok fazla sayıda üretici var ama kötü malzeme ve işçilik kullanıyorlar. Bu
yüzden pazarda şansımız olduğuna inanıyoruz.
Fuardan önce Türkiye’de
sektörün durumu konusunda bilgi sahibi değildik. Yalnızca yaptığımız bir-iki
ziyaret ve yüzeysel görüşmeler vardı. Almanya’da ise yapı sektörü oldukça
yüzeysel; yalnızca birkaç büyük ve önemli aktör var. Çok yapılaşmış bir pazar,
sektörel kapsamlar geniş değil ve bununla birlikte ekonomisi durağan.
Eslon BV, Bart
Zeedzen - Hollanda
Bir meslektaşım geçen sene
Yapı İstanbul Fuarı’nı ziyarete gelmiş, burada bir form doldurmuştu. Firmanız
tarafından bize bu yıl içinde bir e-mail gönderilmesi üzerine katılımcı olmaya
karar verdik. Öte yandan pazarın bir parçası olmanın da, en azından denemeye
değeceğini düşündük. Burada çok sayıda olanak var. İnşa edilen bir sürü yapı
varken, PVC’nin Türk yapı dünyasına hitap eden bir ürün olduğuna kanaat
getirdik. Gerçekten de etraftaki binalara baktığımızda PVC malzemelere oldukça
sık rastlıyoruz.
Evlerde kullanılmak üzere PVC
esaslı yağmur olukları ve yağmur suyu iniş boruları satıyoruz; yani oldukça
basit ürünlerimiz var. Sözünü edebileceğim tek özellikleri, kaliteleri. Türk
pazarındaki ürünlerin kalitesinden çok emin değilim. Ama, belki biraz pahalı
olmakla beraber, çok daha kaliteli ürünler sattığımızı belirtebilirim.
Fuarla ilgili her şeyin çok
ama çok iyi organize edilmiş; olumlu anlamda şaşırdığımı belirtmeliyim. Stand
kurucumuz, firmanız, hostesimiz, her şey çok iyi. Standımızı ziyaret etmeye
gelen, ürünlerimizi inceleyen ve sorular soran da çok fazla kişi oldu. Fakat
buraya yalnızca distribütör arayışıyla geldiğimiz düşünüldüğünde, ziyaretçi
kalitesini nereye kondururuz, bilemiyorum. Burada birkaç firma ve fabrikayı
ziyaret etmeyi planlıyoruz. Sanırım ondan sonra değerlendirebileceğiz.
Simonswerk
Bandtechnik, Bruno Wilper - Almanya
Beşinci kez İstanbul Yapı
Fuarı’na katılıyoruz. Dünya çapında üretim ve ihracat yapıyoruz. Türkiye de, 70
milyonluk ve ortalama 30 yaş altı nüfusuyla bizim için büyüme potansiyeli büyük,
önemli bir pazar. Almanya, İspanya ve Fransa’da üretim yapıyoruz ve üretimimizi
önümüzdeki yıllarda Türkiye’ye de taşımayı planlıyoruz. Biz Avrupa’da üst fiyat
segmentinden çalışıyoruz ve pazarda her geçen yıl pahalı ve yüksek kaliteli
ürünlere olan ilgi artıyor.
Fuara olan katılımda
belirleyici sayı değil, nitelik oluyor. Çok sayıda izleyici, yani son-kullanıcı
mevcut. Yine de mimarlar, mühendisler, iştirakçilerin de yoğunluklu katılımını
gözlemledik. İstanbul Yapı Fuarı’na dair olumsuzluk ise, organizasyonu ve fuarın
strüktürüne ilişkin. Fuarda kullanılan standların donanımı ve kalitesi maalesef
düşük. Bence böylesi bir fuar, bir konsept dahilinde oluşturulmalıydı.
Yurtdışında katıldığımız sayısız fuarda da bunları gözlemledik. Artık bu klasik
anlamdaki standlar kullanılmıyor, belli konseptler üretilip yeni organizasyonlar
üretiliyor. Dolayısıyla bu fuarların gezilerek gözlemlenmesini
öneririm.
Biz, orta büyüklükte bir firma
olmamıza rağmen, kapı kanat ve çerçeve sistemlerinde sektörün Mercedes’i
olduğumuzu söyleyebilirim. 123 yıldır hizmet verdiğimiz pazarda, dünyanın her
yerinden mimarlar tarafından rağbet görüyoruz. Kapı sektöründe trend ve
beklentiler, kapı pervazları ve kanatlarının hem yüzey görünmeleri, net ve temiz
çizgilerle karakterize olmaları yönünde evriliyor. Bu yüzden biz de ‘Tectus’
isimli, kapı kapalı olduğu zaman görünmeyen bir ‘kapama bandı’ serisi yarattık.
İşlevsel yeterlilik, teknik, kullanım ve onarım kolaylığı ile tasarımı
birleştiren bu çok özel ürün serisini, Çin’den Latin Amerika’ya dünyanın her
yerinde pazarlıyoruz.
Rubi/Germans Boada, Manel
Jimenez - İspanya
2003’ten beri katıldığımız
Yapı İstanbul Fuarı, ülkenin ve belki de Asya’nın en büyük yapı fuarı. Her sene
yeniden katılmaya karar veriyoruz, çünkü son-kullanıcıdan perakendeciye kadar
çok sayıda ziyaretçimiz oluyor ve gayet başarılı geçiyor. Aynı zamanda bu
sektörde yer almak, ülkenin nüfusu, seramik talebi ve yapı endüstrisinin
gittikçe büyüyen potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, bizim için çok karlı
bir iş.
Firmamız 1951 yılından
itibaren seramik karo kesim makineleri üretiyoruz. Aynı zamanda bununla ilintili
çok sayıda elektronik alet ve aksesuar da üretiyoruz. Son yıllarda İspanya, yapı
sektöründeki en büyük ülkelerden biriydi. Ülkemize çok sayıda insan göçüyor veya
turist olarak geliyor. Bu da yapı stoğunu büyütme ihtiyacını beraberinde
getiriyor. Bu sayede sektör de oldukça büyümüştü. Şimdilerde ise, yaşanan genel
kriz yüzünden sektör durağanlaşmış durumda.
Bence Yapı İstanbul iyi
organize edilmiş bir fuar. Bunun en temel sebeplerinden biri, insanların fuara
nasıl gelecekleri sorununun çözülmüş olması. Kentin önemli arterleri ve
meydanlarından çok sayıda servis kalkıyor ve ziyaretçileri getiriyor. Bu
noktayı, katılımcıların az mı çok mu olacağını doğrudan etkilediği için
önemsiyorum. Bu fuar beklentilerimizi karşılıyor.
Binder Holz, Bernhard Gisy -
Avusturya
Türkiye’ye gelip çeşitli
ziyaretlerde bulunmuş ve sektörü incelemiştik. Bunun üzerine Türkiye’den
mimarlar, inşaat mühendisleri, müteahhitler, mobilya üreticileriyle ürünlerimizi
paylaşmaya karar verdik. Türkiye’de, yapılaşmanın hızı ve yoğunluğu sebebiyle
pek çok olanak olduğunu düşünüyoruz. Fakat bizim ürünlerimizin pazar kapasitesi
hala çok ama çok küçük. Ürünlerimize ilgi gösteren oldukça fazla kişi var. Bunun
bir nedeni, sanırım, insanların ahşapta gelecek görmesi. Biz de sektörün zamanla
büyüyeceğine inanıyoruz.
Avusturya, Almanya İsviçre
için neredeyse geleneksel olan ahşap yapı elemanları üretiyoruz. Çok sayıda ev
bu malzemelerle üretiliyor ve bu yüzden de sektörün en önemli aktörleri bu
ülkelerde. Yine de Türkiye’deki yapıların çoğunluğu halen taş, tuğla ve betondan
imal ediliyor. Oysa ahşap yapının bir sürü avantajı var; ilk olarak kaynaklı bir
ürün. Aynı zamanda doğal, görsel olarak oldukça estetik ve oldukça güvenli.
Unutulan bir diğer yanı da, büyük projelerde taşıyıcı sistemde ahşap
kullanımının, geri dönüşüm özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda, tuğla
veya betona göre çok daha ucuza mal olması.
Türkiye’de temel sorunlardan
biri olarak görülen deprem riskine karşı da bir çözüm geliştirdik.
Geliştirdiğimiz sistemin, deprem dayanımı yüksek çok katlı yapılarda, en güvenli
sistem olduğunu da deneysel ortamda ispatladık. Birbirinin lif yönüne ters
olarak yapıştırılmış ahşap lataların preslenmesiyle elde ettiğimiz bu ürün,
deprem kuvvetlerine salınımla cevap verebiliyor. Deprem sonrasında, yapı
elemanlarından duvarların ve döşemelerin yalnızca köşe birleşimlerinde hasarlar
meydana geliyor. Ama yapıyı mutlaka tehlikeye maruz kalmadan terk
edebiliyorsunuz. Öte yandan ahşap bir ev, yıllık ısı giderlerini dörtte birine
düşürüyor ve muazzam bir enerji tasarrufu sağlıyor.
Decoral System, Sandro
Menichelli - İtalya
Firmamızla üç yıldır Yapı
İstanbul Fuarı’na katılıyoruz. Buraya gelme sebeplerimiz aslında çok açık: Her
daim müşterilerimizle bağlantıda kalmaya çalışıyoruz. Türkiye bizim için çok
önemli bir pazar ve bu pazarda aktif rol oynamamız gerekiyor. Aynı zamanda
sürekli farklı insanlara sattığımız sistemleri tanıtmak istiyoruz. İtalya’daki
yapı sektörü ise, durağan olmasına karşın çok sayıda aktörü ve sıkı rekabetiyle
Avrupa’nın en önemlilerinden dev bir alan.
Saf rengindeki ve korunumsuz
alüminyumları işlemden geçiren, ve ahşap görünümü verecek şekilde boyayan
sistemler satıyoruz. Bu sistemin için gerekli fırınları ve ahşap efekti
yaratacak boyaları üretiyoruz.
İlk iki gün fuara gelen az
sayıdaki ziyaretçi beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Fakat sonraki günlerde
toparlandı. Yapı İstanbul, doğru organize edilmiş, iyi katılımcılarla
şekillendirilmiş bir fuar ve iyi bir sergi. Belki çok sayıda bağlantı kuramadık
ama istediğimizi aldık diyebilirim. Yalnızca bir sonraki katılımımızda daha
büyük bir standta ve farklı bir salonda olmak istiyoruz. Burası stratejik bir
nokta değildi.
Protektorwerk, Frank
Bierbrauer - Almanya
Bu sene Yapı İstanbul Fuarı’na
üçüncü katılışımız. En başta fuara katılım kararını vermemiz çok da zor
olmamıştı. Çünkü Türkiye büyük bir pazar ve ürünlerimizle, bizim profillerimize
ilişkin ihtiyacın doyum noktasına ulaşılmadığı için, önemli şanslar
yakalayacağımızı düşünüyoruz. Tabii ki en başta bilgi toplamak ve neyin, nerede,
nasıl kullanıldığını takip etmemiz gerekiyordu. Fuara gelmemizin temel nedeni de
buydu. Şimdilerde de Türkiye’de bir yan şirket kurmakla uğraşıyoruz. Böyle
olunca da Yapı Fuarı, bizim için düzenli bir alıştırma
olacak.
Bu yıl, geçen seneye kıyasla,
çok daha fazla ilgi çektik ve bir sürü bağlantı kurduk. Geçen yıl da kötü
değildi, fakat bu yıl çok daha iyi geçti. Bu fuarın en muhteşem tarafı, gerçek
bir buluşma ve erime noktası oluşturması. Bulgaristan, Yunanistan, Irak, İran,
Suriye, Türkmenistan, Azerbaycan gibi Türkiye’nin neredeyse tüm komşu
ülkelerinden katılımcılarla karşılaştık. Sanırım fuarın her geçen yıl büyüyen
bir müşteri potansiyeli de var.
Ürünlerimizin tamamını teşhir
edemedik ama çok farklı formatlarda profiller üretiyoruz. Sıva bitiş
detaylarımızla tanınıyoruz; ince yapı profilleri, cephe profilleri, süpürgelik,
şap profilleri ile –tam profilimize uymasa da- damlalık üretiyoruz. Türk
pazarında ince yapı bağlamında profil sektörü oldukça gelişmiş ve çok sayıda
üretici firma var. Bu alanda Almanya’dakilerle aynı kalitede ürünlere
rastlıyoruz. Sıva bitiş profillerinde ise durum farklı. Biz Almanya’da yılda 400
çeşit ürün pazara sürüyoruz. Türkiye’de ise çeşitlilik oldukça az; yalnızca 10
ila 20 farklı ürün görüyoruz. Bu aslında Türkiye’de gelişim potansiyeli
görmemizi sağlıyor.
Yapı sektörünü genel olarak
değerlendirmek gerekirse, Almanya’da büyük, fakat geçtiğimiz on yıl içerisinde
sürekli gerilemiş olan bir sektörle karşılaştığımızı söyleyebilirim. Her geçen
gün nüfus azalıyor, daha az yapı inşa ediliyor. Hala yüksek bir kalite çizgisi
olduğu söylenebilir; ama büyümeyen bir pazardan bahsediyoruz.
Elvial, Dimitrios
Lolos – Yunanistan
Yapı İstanbul Fuarı’ndaki dördüncü yılımız ve tercih ettiğimiz bir
noktada stand sahibi olursak, ya da daha büyük bir alanımız olursa önümüzdeki
yıl da burada olmaya devam edeceğiz. Çünkü Yapı İstanbul Fuarı çok güçlü ve
ilginç bir platform. Şayet fuardan elde ettiğimiz sonuçlardan bahsedersek, çok
sayıda ülkeden ziyaretçi sunan, yüksek potansiyelli bir fuarda olduğumuzu
söyleyebilirim. İnsanlar firmamızla tanışıyorlar ve iyi bağlantılar topluyoruz.
Bu yüzden de gelecekte de bu fuarda olmayı önemsiyoruz.
Elvial bir alüminyum sistemli
yapı çözümleri firması. Kapı, pencere ve cepheler için çözümler üretiyoruz.
Yunanistan menşeli bir firmayız; aynı zamanda biri Türkiye’de olmak üzere dört
temsilci firmamız var. Ortadoğu ve Avrupa’da 16 ülkeye ihracat yapıyoruz.
Firmamız her geçen gün büyüyor ve yakın gelecekte başka ülkelere de yatırımlar
yapmayı planlıyoruz.
Yunanistan’daki
yapı sektörü Türkiye’ye kıyasla boyut olarak küçük olabilir; ama kalite ve
teknik çözümler anlamında çok daha gelişkin. Ne var ki Türk yapı sektörü nitelik
ve nicelik anlamında inanılmaz bir hızla büyüyor ve evriliyor. Önümüzdeki birkaç
yıl içinde Türk yapı sektörünün dünyanın en büyüğü olamasa da, Avrupa’nın
büyüklerini devirebilecek yetkinliğe erişeceğine inanıyorum.
heryönü ile gerçekten iyi düzenlenmiş ve iyi organize edilmiş bir fuar bu yıl çok istememe rağmen ziyaret şansı bulamasam da önceki ziyaretlerimden biliyorum.