Yapı Sektörünün Haber Portalı

Fiziksel ve Kimyasal Müdahale Neden Yapılmamalıdır?

Fiziksel ve Kimyasal Müdahale Neden Yapılmamalıdır?
Divriği Ulucamisi’nin taçkapılarını süsleyen bezeme çok küçük boyutlu, hepsi birbirinden farklı, ve bir bölümü tamamlanmamış, yontucunun doğaçlama ile yaptığı, daha çok bitkisel stilizasyon nitelikli bir taşoyma’dır. Değişik derinliklerde kat kat tasarlanmış bu bezemenin motifleri üçboyutlu, bazen 1 cm’ye kadar inen derinliklerde, geometrik tasarımı temelde dışlamış, düzgün olmayan yüzeylerden oluşur. Taşın erimesi nedeniyle oluşan bozukluklar da vardır. 3-5 cm’ye kadar inen boyutlarıyla bitmiş ya da bitmemiş motifler, küçük delikler, hassas bir dizilişle çok narin öğelerden kurulu yazıtlar, hattâ yapılmamış motiflerin tek çizgi ile çizilmiş konturları gibi sonsuz ayrıntı içerir. Tıpkı doğada olduğu gibi hiçbir çizgi, bir başkasını yinelemez. Bu olağanüstü bezemeyi taşıyan taş malzeme 777 yıllıktır. Böyle bir bezemeye hiçbir namuslu ve deneyimli sanatçı dokunamaz. İğne oyası gibi işlenmiş ve 777 yıl hava etkilerine maruz kalmış bu taşoyma’nın malzemesi kırılganlık sınırındadır; yer yer toz haline gelmektedir. Bunun üzerinde ne fiziksel müdahale, ne de sonucu belli olmayan kimyasal müdahale yapılabilir. Çünkü bu taçkapıların yüzeylerindeki her motif, hiçbir riske atılamayacak kadar değerlidir. Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi’ni dünya mimarisinde üstün bir konuma yükselten en değerli veriler doğrudan dış hava etkilerine maruz olan taçkapı bezemeleridir. Bunlar yağmura, kara, dona ve rüzgâra, hava kirliliğine ve insanların kötü muamelelerine açıktır. Bu boşluklar karla dolar ve bu kar buza dönüşür. Yapı yeniyken çok etkili olmayan hava etkileri ile, eskiyen, eriyen, hava kirliliğine maruz kalan yüzeylerdeki asitler taşları yavaş yavaş yorar, yüzey moleküllerinin stabilitesi azalır, biçimler bozulur, taşların uçları erir, kapılarda pek çok yerde görüldüğü gibi, taşlar toz haline gelir ve bezeme motifleri yok olur. Bu, doğada bildiğimiz tipik erozyondur. Kapılar üzerindeki büyük palmetlerin (Divriği taçkapılarının en görkemli taşoyma motifleri olan, üçboyutlu, yüzeyleri çok daha küçük bir üsluplanmış bitki dünyası ile bezeli, soyut yaprak biçiminde, yontu nitelikli büyük biçimler) hâlâ dış hava etkilerine maruz bırakılması, kültür cinayeti olarak adlandırılabilecek utanç verici bir ihmaldir. Her metrekaresi büyük bir taşoyma-yontu şaheseriyle dolu bu taçkapılar bir heykel müzesi niteliğindedir. Çünkü Ortaasya’dan Akdeniz’e, Türklerin ilişkide oldukları bütün bir kültür ortamının yüzyıllar süren simbiyotik sanat ilişkilerini özetlemekte ve Türklerin göçer kültüründen yerleşik kültüre geçişlerindeki mekanizmaları aydınlatmaktadır. Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi bu kültürel değişimleri yansıtan bir müzedir. Bu taş bezemeyi yaptığını kabul etmemiz gereken Ahlatlı Hürremşah dünyanın en büyük sanatçıları arasında sanat tarihine girmesi gereken bir yaratıcıdır. Sinan büyük mekân sanatında nasıl yapıtlarına dokunulmazlık kazandıran bir yaratıcı ise, Hürremşah da aynı değerde bir yontucudur. Divriği Ulucamisi ve Şifahanesi’nin sorunu, sanıldığı gibi, basit bir taş yapı onarımı olmayıp, dünya çapında bir başyapıtı, artık zarar göremez, zarar verilemez şekilde bir müzeye kaldırmaktır. Bu yapının tümünün müzeye kaldırılması gibi bir işlem öngörülemeyeceği için, yapının kendisinin bir müzeye dönüştürülmesi gerekir. Hedef, yapının eşsiz bezemesine herhangi bir şekilde, uzman adı taşıyan bir kendini bilmezin dokunmasını engellemek ve bir Bergama Altarı, bir Partenon Frizi, bir antik heykel gibi, modern bir strüktürle yapının korunmasını sağlamaktır. Dünyanın en büyük mimari eserleri listesine girmiş bu tek Türk yapıtını unvanları ne olursa olsun, deneyimsiz, Ortaçağ İslam, Türk ve başka üslupları bilmeyen kimselere, cahil teknisyenlere ve bürokratlara teslim etmek, geri dönüşü olmayan bir tahribata neden olacaktır. Bu, Türk kültür tarihinin en büyük ayıplarından biri olarak damgalanacaktır.
Konu Başlıkları Burada Görünecek

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.