![]() |
| SCI-Arc sınıflarından bir görüntü |
İlk sorum SCI-Arc hakkında.SCI- Arc Los Angeles'a neler kazandırdı?
Bu karışık bir hikaye, ayrıntılara girmeyelim. Ama ana hatlarıyla baktığınızda aslında çok da basit bir hikaye. SCI-Arc bence hala geleneksizliğin geleneğine inanıyor. 4 yıl önce, SCI-Arc bu binayı satın almak niyetiyle şehir merkezine taşındı. Ancak arsa değer kazandı, çünkü SCI-Arc sayesinde civarda yüzlerce kişi yaşamaya başladı, onların konut, barınma gibi ihtiyaçları oldu. SCI-Arc'ın rolü Ray Kappe ve Micheal Rotondi yönetimlerinde değişti. Buradan bir çok ünlü insan geçti. Thom Mayne, Steven Holl, Peter Cook, Wolf Prix şimdi aklıma gelenler. Bu genç ya da yaşlı karaketerler okula geldiler, sergiler düzenlediler, kitaplar yazdılar, konferanslar verdiler, öğretmenlik yaptılar. SCI- Arc’ın çok özel bir yer olması biraz da bu insanlar sayesinde. Ama burayı sadece bir okul olarak değerlendirmemiz doğru olmaz, burası Los Angeles kent planlaması üzerinde büyük etkiye sahip bir yer.
SCI- Arc her zaman enerji ve yaratıcılık konusunda mimarlık dünyasını besleyen bir okul oldu. Şimdi ise bir kent katalizörü konumunda, şehrin sınırları içinde ve hatta dışında olan olayları yönlendiren, Los Angeles kentinin silüetini değiştiren bir kurum. Siz ise bu okulda önce öğretmen sonra da yönetici oldunuz. Biraz bundan bahsedelim...
Okul müdürlüğüne ilk atandığımda yaptığım ilk iş okulu pedagojik olarak ayrıştırmak oldu çünkü SCI-Arc'ın bir anlamda yaptıklarının şiirsel, mimari, kavramsal yönlerde kendini aşan şeyler olduğunu düşünüyorum. Yani, Los Angeles’ın dışında tüm dünya tarafından bir zamanlar marjinal, deneysel ve sorgulanabilir olarak karşılanan tasarım bugün kabul edilmiş durumda.
Ve de uluslararası olarak tanınmış bir durumda...
Evet! Bundan sadece 10-15 yıl önce insanlar SCI-Arc taraftarlığının garip olduğunu düşünüyorlardı. Ben hiç böyle düşünmedim! Yanlış anlamalar oldu ama bu Los Angeles şehrinin kendine özgü garip doğasından kaynaklanıyor bence... Burada verilen mimari eğitiminin yerel kaldığı ve kabul edilmediği bir dönem yaşandı. Ama şimdi olması gerektiği yerde, herkesin orda eğitim almak isteyebileceği, alkışlanan bir kurum. Ki bu iki durumun da sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Ne bu kadar reddetmek, ne de hiçbirşey olmamış gibi kabul etmek.. .
Yani reddedilen bir kurumdan alkışlanan bir kurum haline geldi.
Evet ama bu yıllar aldı. Sınırda mı olmak gerekir merkezde mi? İnsanların yıllar geçtikçe kendilerinin farkına varmaları gibi, SCI-Arc da yıllar geçtikçe kendinin farkına varan bir kurum haline geldi. Kurumsal bir yapıya kavuştu. Ben de SCI-Arc’ı; fakülteyi, öğrencilerin ve okulla ilgisi olan herkesin; yapabileceklerinin farkında olacakları, yapılan diğer işlere kıyasla kendi yaptığı özel işlerin değerlerini anlayabilecekleri ve bunun tadını çıkarabilecekleri bir yer olarak yenilemeye çalıştım.
Peki siz nasıl bir öğrenciydiniz? Genç bir mimar olarak nelerden etkilendiniz?
Öğrenciyken oldukça değişik deneyimlerim oldu. Koleje ilk başladığım sıralarda ne yaptığım hakkında fikir sahibi değildim çünkü sadece 16 yaşındaydım. UCLA’deydim. Matematik öğretmenim Hasns Meyrhoff beni sanata ve edebiyata yönlendirdi. Beckett, Kafka ve diğerleriyle tanıştım onun sayesinde... Kesinlikle eşsiz bir insandı, vizyonumu genişletti. Benim üstümde çok hakkı vardır. Sonra California Berkeley Üniversitesi’ne girdim. O zamanlarda Charles Moore, Stanley Tigerman, Paul Rudolph gibi isimler buradaydı. Ve önemli bir mimar olan Paffard Clay... Clay, lMarsilya’da Le Corbusier ile, daha sonra da Taliesin’de Wright ile çalışmış bir mimardı, Siegfired Giedion’ın kızıyla evlenmişti. Daha sonra San Fransisco’ya gelip bir süre Berkeley’de öğretmenlik yaptı. San Fransisco Eyaleti’in öğrenci birliği binasını ve San Fransisco Sanat Enstititüsü’nün ek binasını yaptı. Le Corbusier, Frank Lloyd Wright, Skidmore gibi isimlerin asistanlığını yapan Clay'in tasarımlarından çok mimariye karşı olan idealleri ve idealist tutumundan etkilendim. İşlerin karışık ve karmaşık olduğu bir dünyada mimarinin bir yaşam ve kişiye özgü bir kimlik oluşturabileceğini gösterdi bana. Giedion derdi ki mimari mimari geçmişten geleceğe akan bir nehirdir, ve mimar da bu nehre bir şey atar ve eskinin bazı şeylerini eleyerek akışına bırakır. Mimari geçmişten geleceğe bir çizgi çizmektir bence de..
![]() |
| Moss, SCI-Arc'ta bir konferans sırasında |
![]() |
| Yeni Mariinsky Tiyatrosu |
Soldan sağa : John Cage, T.S. Eliot, James Joyce
Yine Dünya Ticaret Merkezi projesi için T.S. Eliot'un şu meşhur mısralarını kullanmıştık : "geçen yılın sözcükleri geçen yılın diline aittir ve gelecek yılın sözcükleri başka bir sesi beklerler". O sıralarda Amerikan tarihi boyunca görülmemiş bir durumla başa çıkmaya çalışıyorduk, bu cümle o yüzden de anlamlı gelmişti bana.
Joyce'a gelirsek, her zaman ilgi çekici bir yazardır benim için James Joyce. Sanatçının Portresi'nde bir çocuğun dil öğrenim sürecinden bahseder mesela, iç güdülerinden dilbilgisine geçiş süreci ve bunlar arasındaki çelişkiler anlatılır. Dil ile ilgili mesele mimari öğreniminden çok da farklı değil bence, form ve mekandan dönüşerek bir müşterinin isteğine göre sözcük ve rakamlar konuşmaya başlıyorsunuz çünkü.
Ulysses benim için de her zaman bir başyapıttır. Düşünsenize üzerinden 100 yıl geçmiş ama biz hala yeni bir şeymiş gibi konuşabiliyoruz, bizi hala şaşırtmaya, etkilemeye devam ediyor. Mimari de böyle bir şey bence. Ve hatta yaşamın kendisi de geçerli bu cümleler. Yaşam, içinde büyük değişimleri barındıran, her zaman ihtiyacınız olandan daha fazlasını sunmaya hazır, sizin ifade ediş biçiminizle şekillenen bir şey.
Başka bir deyişle, sürekli çabalamak zorundasınız, kuralların, düzenin, formun, dokunun dışına çıkmak için; kaçacak bir yol bulmak zorundasınız, bir şekilde çemberin dışının da dışına çıkmalısınız. Sınırlar yapay şeylerdir zaten, bir araba ya da bir tren farketmez... Ben her zaman bu çemberin dışına çıkmaya çalıştım ve başardığımda hep yeni pencereler açıldı. Şunu asla unutmamak gerekir her zaman bir sınır vardır ama o sınırın ardında, ondan kurtulabileceğiniz bir yol da mutlaka vardır.
Kaynak: Eric Owen Moss: The Uncertainty of Doing, Paola Giaconia, Skira. Kitabı satın almak için tıklayınız. Konu Başlıkları Burada Görünecek




0 Yorum
Yorum Yap