Yapı Sektörünün Haber Portalı

Elazığ'da Bir de Palu Var

Elazığ'da bir de Palu var "Öyle bir şehre vardım ki adına diyorlar Palu, Kimi Zaza, kimi zozo, kimi lo..." Elazığ'ın "gözden ırak" ilçesi Pal

Elazığ'da Bir de Palu Var
"Öyle bir şehre vardım ki adına diyorlar Palu,
Kimi Zaza, kimi zozo, kimi lo..."

Elazığ'ın "gözden ırak" ilçesi Palu'yu böyle tanımlamış Evliya Çelebi... Farklı kültürlerin "Anadolulu" kimliğini ne de güzel özetliyor... Bu tarihsel kimliğin günümüzdeki "ayrılıkçı" politikalara karşı çok daha önem kazandığını; hatta demokratlığın "ırk" çılık olmadığını görebilmek için de Palu "ders" vermeyi sürdürüyor.

Yeter ki Elazığ ile tanışanlar, Van Gölü Ekspresi'nin Tatvan'a varmadan önce çığlık çığlığa selamladığı Palu'yla da buluşabilsinler...

BARIŞ, YAŞAMIN İÇİNDE

Nitekim Tarihi Kentler Birliği (TKB) de öyle yaptı; 4-5 Ağustos 2007'deki "Elazığ Semineri" nin ikinci günü Palu'da gerçekleşti... Belediye Başkanı M. Sait Dağoğlu, bu daveti tüm Anadolu adına yaptıklarını belirtirken özetle şunu da söylüyordu: "Bizler için barış ve dostluk, sadece amaç değil, hayatın kendisidir. TKB'nin bu ziyareti, aynı geleneğin daha da güçlenmesinde tarihsel bir aşama olacak..."

Elazığ'ın kültürel zenginliği de işte bu insanlığın şiirlere, türkülere, oyunlara ve edebiyata coşkuyla yansıtılmasından oluşuyor. Bu nedenle seminer de alışılagelmiş seremonilerle değil, A. Tevfik Ozan 'ın sunduğu "şiir" lerle başlıyor. "Harput'ta, Buzluk'ta: yaylada, Ardıç rüzgârın önünde kolsuz, kanatsız..." dizelerinin ardından söz alan herkes, tarihin kolsuz kanatsız bırakıldığı imar düzenini sorguluyor.

Örneğin Elazığ Belediye Başkanı M. Süleyman Selmanoğlu diyor ki: "Kültürel mirası yaşatarak çağdaş kenti yaratabilmeliyiz..."

TKB Başkanı ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki de diyor ki: "Belediyeler yıllarca kaçak ve özensiz yapılaşmaya teslim oldular. Tarih gündemlerinde bile değildi. Şimdi bu büyük ihmalin tahribatını durdurmaya, kentlerimizi kimlikleriyle yeniden buluşturmaya çalışıyoruz..."

Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdi Muz ile Elazığ Valisi Muammer Muşmal da kültürel değerleri gözetmeyen kentleşmeyi sorgularken TKB'nin kurucularından eski Kastamonu Valisi, Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Enis Yeter şunları öneriyor: "Eski yapıların onarımı için ustalık eğitimine ve atölyeler kurulmasına biz de destek veririz..."

Bütün bu sözlerin "umut" için yeterli, ama "başarmak" için az olduğunu vurgulayan ÇEKÜL Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen de uygarlık değerlerinin daha fazla ilgi beklediğini şu sözleriyle vurguluyor: "Ne olur, doğduğunuz ve yaşadığınız toprakların kimliğini unutmayın..."

KAZIMEFENDİ SOKAĞI

Sözen'in bu dileği dakikalarca alkışlanırken, aynı zamanda "memleketi" olan Elazığ'da elde kalan "dört" eski evi anımsadım. Sokağa da adını veren Kâzım Efendi Konağı ile üç eski komşusunun yıllardır kurtarılmayı beklemeleri "tarihsel vefasızlık" değil midir?

Üstelik, Mimarlar Odası Temsilciliği Başkanı Mithat Coşkun ve arkadaşlarının çabasıyla röleveleriyle projeleri de tamamlanmış. Yani geriye yerel yöneticilerin "kültüre para ayırma" ları kalıyor...

Seminerin sunuculuğunu üstlenen, tiyatro sanatçısı Rıdvan Çağlar , konuşmalar arasında Elazığ'ın insanı sarsan şiirlerini de okuyor:

"Marifet mânâyla bakmaktır,

görene ise canımız kurban..."

Kazımefendi'deki işte o "son" dört ev de Elazığlılara manayla bakıyorlar, ama "gören" var mı dersiniz?

Eğer görülebilseydi, örneğin kentin en sıkışık merkezinde, PTT meydanına açılan en dar sokağın köşesinde, belli ki "ayrıcalıklı imar" la inşa edilen o devasa ve ezici "belediye rant kulesi" yükselir miydi?

Ya da yine Elazığ'ın tarım alanını ve bahçelerini oluşturan "Sürsürü Ovası" öylesine yoğun ve yüksek apartmanlaşmaya açılır mıydı?

Tarihsel dokularla birlikte yaşam kaynaklarını da tüketen bu gibi sözde çağdaş imar uygulamaları arasında, meğer şu trafiği rahatlatma adına kentlerimizi delik deşik eden "bat-çık" projesi de varmış. Neyse ki Mithat Coşkun kentin dengelerini etkin bir şekilde savunarak, PTT Meydanı'nın adeta "viyadük" e dönüştürülmesini durdurmuş...

KENT MÜZESİ VE ARŞİVİ

TKB Elazığ Semineri'nin konusu "Geleneksel Kent Dokularının Yeni Gelişme Alanlarıyla Buluşması" ydı. Yrd.Doç. Dr. Erkan Uçkan ile Şehir Plancısı Faruk Göksu 'nun akademik sunuşlarını, İzmir-Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman ve Kemaliye Belediye Başkanı Mustafa Haznedar , kendi kentlerindeki uygulamalardan örneklerle yorumladılar.

Elazığ'daki Eski Hükümet Konağı'nın "kent müzesi ve arşivi" işleviyle restorasyonu çalışmaları ise katılımcıların yüreklerine su serpen uygulamaydı. Mimarlar Odası'nın "Elazığ Cumhuriyet Dönemi Yapıları" , Havrak ve ÇEKÜL'ün "Geçmişte Harput" ve yerel sanatçılar Recep Bağcı, A. Tevfik Ozan, Yaşar Sabri Şanlı 'nın karma fotoğraf, şiir, rölyef ve suluboya sergileri de seminere anlam kattılar...

Sözü yine Palu'yla noktalayalım...

Belediyenin içten ve gerçekçi davetinde "henüz otel yok, ama öğretmenevi ve belediye misafirhanesi var" denilen bu tarihsel yerleşme, Hititler çağının "Palahodiv" bölgesinde...

Urartu Kralı Menuas 'ın MÖ 9. yüzyılda yaptırdığı Palu Kalesi, Osmanlı mescitleri, 18. yüzyıla ait Ulu Cami, hamamlar, kiliseler, çeşmeler ve Selçuklu kültürünün simgesi Palu Köprüsü önemli anıtları...

İçinden Murat Nehri geçen bu gizemli kent,

"Palu üç dağ içinde / Gülü bardağ içinde,

Hak gülümü saklasın/ Bir yârim var içinde..."

gibi sevda yüklü mânileriyle de yolunuzu gözlüyor...

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.