Dünya Mimarlık Festivali (WAF), Dünya Mimarlık Ödülleri için
gerçekleştirilen yoğun proje değerlendirmeleri ve keyifli bir seminer programı
ile başladı. İlk gününde David Chipperfield, Julian Harrap ve Charles Jencks
gibi panelistleri ağırlayan festivalin en dikkat çekici etkinliği ise, BIG
kurucusu Bjarke Ingels ile FAT kurucusu Sean Griffiths’i gerçek anlamı ile
“karşı karşıya” getiren oturum oldu.Bu sene üçüncü kez
düzenlenen Dünya Mimarlık Festivali’nin (WAF), İspanya’nın başkenti Barselona’da
gerçekleştirilen, üç gün boyunca mimarlık konuşacağı ve konuşturacağı etkinlik
maratonu başladı.
Barselona Belediye Başkanı
Jordi
Hereu’nun açılış konuşması ile start verilen, çok dallı
“Future
Projects” dahil olmak üzere 18 farklı kategoride düzenlenen
WAF
Ödülleri’nin yoğun proje değerlendirmeleri eşliğinde süren festival
kapsamında keyifli bir seminer programına da yer veriliyor.
David
Chipperfield, Julian Harrap, Bjarke Ingels ve
Charles Jencks
gibi panelistleri ağırlayan WAF’ın ilk gününe, BIG kurucusu Bjarke
Ingels ile FAT kurucusu Sean Griffiths’i gerçek anlamı ile “karşı karşıya”
getiren oturum damgasını vurmuş gibi gözüküyor.

The Architect’s
Newspaper kurucusu ve yazı işleri müdürü Prof.
William
Menking’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen
“Görselliği ve
Anlamı Dönüştürmek” (Transforming Image and Meaning) başlıklı oturum,
Griffiths ile Ingels’in farklı güzergahtaki mimarlık üretimi yaklaşımlarına
sahne oldu. Menking’in açılış konuşmasında da ipuçlarını verdiği şekilde
“hemfikir olunmayan noktalara odaklanan bir diyalog” ortaya koyan oturum,
verimli bir temsiliyet kavrayışı tartışması idi.
Oturumun ilk sunumunu
yapan FAT Architecture’dan Sean Griffiths,
“Anlamsız-lılık”
(Meaningless-ness) başlığını taşıyan konuşmasına, dini inançların
doğrudan mimarlık ile aktarılabileceği ve anlatılabileceği illüzyonu ile
karakterize olan premodern mimarlık örneklerine değinerek başladı. Temsiliyet
sorunsalının 20. yüzyıldaki uzanımlarına odaklanan Griffiths, mimarlığın
anlamının “sosyalist ideolojiler tarafından güdülendiği” modernist üretimlerden
günümüze, form-anlam ikiliğini sorguladı. Günümüzün mimarlık yaklaşımlarını
irdelemek için Daniel Libeskind yapılarını örnek gösteren Griffiths, “sosyal
programı eksik ve geometri tercileri anlamında hırçın mimarlıklar ile çirkin
ikonik yapılar”ın dünyaya yayıldığını belirtti. İngiliz mimar, “Tanrı’nın var
olmadığı, her yerin bir diğerine benzemeye başladığı ve mekanın hiç bir şey
ifade etmediği bir çağda” mimarlık yapma mottosunun
“mekan değil
zevk” (Taste Not Space) halini aldığına değindi. Griffiths, “Starship
Enterprise dizisinde bile daha çok mekandan (space) bahsediliyor; bugünkü
mimarlar ise yalnızca odalardan, koridorlardan dem vuruyorlar” cümlesi ile, bu
kavrayışın
“zevk değil mekan” olarak değiştirilmesi gerektiğini
vurguladı.
FAT bünyesinde gerçekleştirdikleri iki farklı projeyi
katılımcılar için detaylandıran Griffths, yasayanların mevcut alışkanlıkları,
konvansiyonel olmak zorunda olmayan olağan ihtiyaçları ve yasama alanı kullanım
şekilleri üzerinden yeniden yorumlanan bir mimarlık üretimi ortaya koyduklarını
gösterdi. Mimar, eğlenceli ve neredeyse kitsch bir biçimlenişe sahip
projelerinde “anlam”ı oluşturanın
“pitoresk ve figüratif bir
dil” olduğunu dile getirdi.

Oturumun ikinci
konuşmacısı Bjarke Ingels ise,
“mimarlık kahramanlarımız”
olarak adlandırdığı
Mies van der Rohe, Robert Venturi, Barack Obama
ve
Philip Johnson’un meşhur vecizelerinden ilhamını
alan konseptüel bir girişimi detaylandırdı. Audi’nin talebi ve sponsorluğunda
gerçekleştirilen
“geleceğin otomobil alışkanlıkları” konulu
projelerinde, otomobil kullanımının günümüz kentlerini şekillendiren ve hatta
ona yön veren başat öğe halini aldığına dikkat çeken Ingels, Mies’in “Less is
More”u ile Obama’nın “Yes to Change” mottolarını birleştirdiğini söylediği
“Yes to More” sloganlı
“sürücüsüz otomobil”
konseptini tanıttı. Söz konusu olan, özel olarak geliştirilmiş ve şu anda test
aşamasında olan bir asfalt sistemi aracılığıyla, sürücüsüz otomobillerin yollar
üzerindeki yönelim ve yerlerinin zemin aydınlatmaları ile belirlenebileceği
fütüristik bir proje idi. Ingels, bir adim ileri gidilerek böylesi bir girişim
sayesinde sokaklardaki insan-araç trafiğinin de spontane olarak
düzenlenebileceğini ileri sürdü.
Ingels’in sunumunun ardından söz alan
Griffiths, büyüleyici ve hayal gücü dolu olmakla birlikte tüm tasarımın
–Ingels’in Kopenhag ve New York merkezli pratiği BIG’in isminin ve Ingels’in bir
parçası olduğu Koolhaas imzalı “S,M,L,XL” kitabının da ipuçlarını verdiği
şekilde-
“büyüklük” ve
“abartı” üzerine kurulu
olmasını eleştirdi.
Ingels ise, Avrupa’nın ve dünyanın hemen her
noktasını birbirine bağlayan dijital altyapılar mevcut iken, kentlerin en temel
sorunlarından olan trafik için de böylesi bir altyapı fikrinden faydalanmanın,
belki ütopik ancak gerekli olduğu cevabını verdi. 17. yüzyılda ulaşım sorununa
getirilen çözümün at arabaları olduğunu, ancak kent içerisindeki at
sirkülasyonunun günde tonlarca at dışkısına sebep olduğunu aktaran Ingels, bu
noktada çözümün doğurduğu sonuca yeni bir çözüm bulunduğunu ve dışkıların, gübre
olarak değerlendirildiğini ekledi.

Ingels’in
ilerleme/süreç (progress) ve
gelişme/büyüme odaklı
yaklaşımına karşılık olarak Griffiths, kendisinin giderek daha küçük ölçekli
projeler aldığını ve yapılı çevreye sürekli daha da ufalan ekler yaptığını dile
getirdi. Griffiths’in, Ingels’in giderek daha da büyüyen işler yapmasını
“kazandığı para”ya bağlaması ve “Muhtemelen benden daha çok para alıyor” demesi
ise, konuşmacıları ve dinleyicileri kahkahaya boğdu.
Farklı birer dünya
algısı ve toplumsallık kavrayışı ortaya koyan Griffiths ile Ingels, belki beş
sene sonra mimarlığın önemini yitireceğini, kentbilimin (urbanism) ise
önümüzdeki 50 sene içinde giderek önem kazanacağı konusunda anlaştılar.
Mimarların, mesleğin –sanılanın aksine- o kadar da “büyük” ve önemli
olmadıklarını belirtmeleri ile oturum, “hemfikir olunan bir noktada”
sonlandı.
WAF, iki günlük seminer ve jüri değerlendirmesi maratonunun
ardından
5 Kasım Cuma günü, kategori birincilerinin açıklanması
ve
“Yılın Binası” ödülünün sahibini bulması ile sona
erecek.
0 Yorum
Yorum Yap