- yapi.com.tr
- 30.11.2007
- GÜNDEM
- 2 okunma
Domino taşları yıkılırken...
Yerel yönetim ile ticaret dünyasının başındaki isimler arasındaki ayrılık, Paris'te de su yüzüne çıktı. Anlaşılan ayrı dünyadakilerin ayrı hedefle
"Daha iyi bir dünya için yeni yollar ve herkes için sağlık" diyerek EXPO 2015 için yola çıkan İzmir'in, bu amaç için yaptığı her yolculuk büyük tartışmalar yarattı. Hatta Tayland gezisi, CHP'de artçı sarsıntıları bugün bile süren deprem yarattı. Son seferin adresi Paris'te ise domino taşları yıkıldı!
Organizasyonun sahibi Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE), İzmir'le Milano arasındaki seçimini 31 Mart 2008'de yapacak. O günden önceki son sunum, bu hafta başında Paris'te gerçekleştirildi. Sunum, "domino etkisi" üzerine kurulmuştu, ancak o taşların çok önceden devrilmeye başladığı, EXPO heyetinin Fransa'ya adım attığı ilk dakikalardan itibaren ortaya çıktı.
İzmir'in bir kez daha görücüye çıkacağı günün öncesi. Sürecin doğal öncüsü olması beklenen, ancak ticaret dünyası ve hükümet kanadının "dışarı itmeye" çalıştığı yerel yönetimle, bu kesimler ayrı dünyalarda, ayrı katlarda, ayrı masalarda... Sofralarda Fransız şarabı, mezesi "öteki masa"!
Ertesi günkü sunumda Harvard Üniversitesi'nden Dr. Gökhan Hotamışlıgil, sağlık temasına vurgu yapıyor, ardından ünlü yazar Marc Levy, İzmir'i övüyor. Ancak arka planda İzmir'in yıllar öncesinden görüntüleri dönüyor. Belli ki, prodüksiyonda masraftan kaçınmışlar! Bu noktada sormak gerekiyor, acaba EXPO Yönlendirme Kurulu üyelerinden kaçı sunumu önceden gördü, altına imza attı? Konuştuğum üyeler, sunumu kongre salonunda gördüklerini söylediğinden, aslında soruyu "Kuruldan sunum filmini gören var mıydı?" diye değiştirmek gerekiyor!
SİYASİ RANT
İzmir heyetine Ankara'dan gelen destek de irdelenmesi gereken bir başka konu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk Büyükelçiliği'ndeki resepsiyonda "El içinde vasiyet ettik, ölmezsek olmaz" diyerek ne pahasına olursa olsun organizasyonun alınacağını söylüyordu, ancak ertesi gün basın toplantısında "Biz yapacağımızı yaptık, bundan sonrası İzmir'in işi" diyordu. Her ne kadar Gül, AKP'yle bağının kalmadığını ileri sürse de, anlaşılan AKP'nin İzmir sevdası, yerel yönetim seçimleri yaklaştıkça daha da alevleniyordu. Hükümet, kentteki iş dünyasıyla birlikte, yerel yönetimi etkisizleştirerek EXPO sürecinin tanıtım rantından "siyasi pay" kapmak istiyordu. Gül'ün son mesajı da bunu açık ediyordu. Hesaba göre, İzmir EXPO'yu alırsa "Biz yaptık" denilecek, aksi durumdaysa "Biz elimizden geleni yaptık, ama yerel yönetiminiz beceremedi" söylemiyle kentlilerden AKP'li belediye başkanı seçmeleri istenecekti. Bir yanda EXPO'nun ekonomik potansiyelinden pay kapmaya çalışanlar, diğer yanda siyasi rant peşinde koşanlar... Domino taşları devrilirken, aradan onları yüzleri seçilebiliyordu. Küçük hesaplarla, büyük projeleri başarmak mümkün olabilir mi? Bunu tamamlayan ana soru, İzmir'in organizasyonu alıp alamayacağı. Kongre salonunda "gözlerini dinlendiren", ancak konuyla ilgili mangalda kül bırakmayanların yorumlarını bir kenara koyalım. Diplomasi, tanıtım, tema gibi konular mutlaka önemli, ancak EXPO'nun ticari yönü, organizasyonun gideceği kenti belirleyecektir. Konuya küresel sermayenin yeni pazar arayışları açısından bakıldığında, doymuş pazar Milano'ya göre İzmir'in "biçilmiş kaftan" olduğu ortaya çıkıyor. Sonuçta, İzmir EXPO'yu ne kadar elinin tersiyle iterse itsin, organizasyon kente verilecek gibi. Zaten ana yargı da bu: İzmir EXPO'yu alamayacak, verecekler!
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap