Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu
(DDK), aralarında Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’nin
(TMMOB) de bulunduğu “meslek odaları”nı denetlenmeye
başladı. Bu uygulama, ülkemizdeki kamu yararı ve ulusal çıkarların korunmasını
öngören “demokratik uzmanlık denetimi”nin de denetlenmesi
anlamına geliyor.
Cumhurbaşkanı Gül’ün 14 Şubat 2008’deki talimatıyla başlatılan denetlemenin
amacı ise Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nce şöyle açıklandı: “Meslek
kuruluşlarının etkin ve verimli şekilde hizmet yürütmelerinin sağlanması...”
(Cumhuriyet-22 Temmuz 2008)
Sadece bu “gerekçe”ye göre yapılacak bir denetlemede, DDK raporu ancak şöyle
olabilir: “Merkezi ve yerel yönetimlerin hukuka, toplum yararına ve bilime
aykırı uygulamalarına karşı kamu kurumu niteliğindeki meslek odalarının
uyarıları dikkate alınmamakta; bundan ülke ve ulus zarar görmektedir. Bu nedenle
odaların etkinlikleri arttırılmalı, önerilerinin gözetilmesi
sağlanmalıdır...”
Ne var ki Cumhurbaşkanı’nın “Odaları da denetleyin”
talimatındaki asıl nedenin pek de bu olmadığı anlaşılıyor.
Çünkü Abdullah Gül, meslek odalarının gerçekten “daha etkin” olmalarını
isteseydi, örneğin imar, çevre, orman, tarım, turizm vb. alanlardaki yeni
yasaları onaylamadan önce, aynı meslek odalarının itirazlarını da dinler, hatta
onlara danışarak kararını verebilirdi.
Anayasal görevler
Meslek odaları ile DDK’nin görevleri, anayasanın “aynı bölüm”ünde, yani
“yürütme”yle ilgili maddelerinde tanımlanır. 108. mad’ye göre
Cumhurbaşkanlığı’nca istenilen araştırmaları yapmakla görevli DDK’nin temel
amacı “idarenin hukuka uygunluğunun sağlanması”... Nitekim bu nedenle yakın
geçmişe kadar genelde hep “usulsüz ve hukuka aykırı”lıkları yönünde yaygın
“duyum”lar ya da “şüphe”ler olan kamusal faaliyetler denetlenmiştir.
Meslek odalarının sorumluluklarını tanımlayan 135. maddede de “kamu
yararı”nın gözetilmesi temel ilke olduğu gibi, mesleki uygulamaların “genel
menfaatlara uygun gelişmesini sağlamak” görevi açıkça yer almaktadır. Buna
dayalı düzenlenen TMMOB ve diğer meslek kuruluşlarına ait yasalarda da kamusal
hizmetlerin mesleki ilkelere ve ulusal çıkarlara uygun olmasını hedefleyen
yükümlülükler ayrıca belirlenmiştir.
İşte böylesine “benzer amaçlar”la faaliyet gösteren iki kurumdan DDK’nin
meslek odalarını da denetlemesi “görev”leri arasında olsa bile, bugüne kadar
görülmemiş bir “hassasiyet” olarak dikkat çekiyor. Denebilir ki Cumhurbaşkanlığı
makamı, aslında “danışman kurum”lar olarak değerlendirip yakın işbirliği içinde
olması gereken meslek odalarını cumhuriyet tarihinde ilk kez sanki “şaibeli
faaliyetleri” varmışçasına DDK’ye havale ediyor.
Odaların uyarıları
DDK’nin meslek odalarını da denetlemeye başladığı şu günlerde, TMMOB ve
odalar yine önemli konulardaki bilimsel uyarılarını sürdürüyorlar... Örneğin,
Makina Mühendisleri Odası’nca çok sayıda uzmanın katılımıyla ve ayrıntılı
çalışmalarla hazırlanarak açıklanan “Ulaşımda Demiryolu Gerçeği” raporunda,
2004’te Pamukova’da meydana gelen “hızlı tren (!) kazası”nın gerçek nedeni
özetle şöyle yer alıyor; “Yaşanan facia ‘imaj’ uğruna yaşanan bir
katliamdır...”
Aynı rapora göre, son yıllardaki “demiryolu yapımı, yolcu ve yük taşımacılığı
ve çalışan sayısında Türkiye 1923-1950 döneminin çok gerisine düştü.
Demiryolları bilinçli olarak geriletildi. Yarım asırdır neredeyse yeni ray bile
döşenmiyor...”
Demek ki Pamukova faciası, demiryollarına “sözde” önem verildiğine yönelik
bir siyasal gösterinin ürünü. DDK’nin sözgelimi bu “aymazlığı”da irdelemesi ve
hatta Makina Mühendisleri Odası’nın birikimlerinden de yararlanması gerekmiyor
mu?
Yine şu son günlere ait TMMOB gündemindeki konulardan biri de Merkez
Bankası’nın İstanbul’a taşınması için hazırlanan imar planlarındaki şehircilik
ilkelerine ve hukuka aykırı düzenlemeler...
İstanbul’un Anadolu yakasındaki konut gelişme bölgelerinden olan Ataşehir’de,
Merkez Bankası’yla birlikte “Başkent’imizi terk edecek” diğer kamu finans
kurumları için hazırlanan yeni plan, aynı yerde yüksek iş gökdelenleriyle aşırı
yoğun yapılaşma öngörüyor. Mimarlar Odası ise kentin genel planlarında konut
bölgesi olan bir yerde böylesine bir imar değişikliğinin “uygunsuz”luğunu
yargıya götürdü.
Şimdi yine DDK’nin, örneğin bu gibi “usulsüz” ve “bilim dışı” imar
değişiklikleriyle kentlerin daha da yaşanmaz hale gelmesine neden olan kamu
kurumlarını da denetlemesi, bunu yaparken de Mimarlar Odası, Şehir Plancıları
Odası, İnşaat Mühendisleri Odası gibi “kamu yararını gözeten uzman meslek
kuruluşlarıyla” dayanışma içinde çalışması gerekmiyor mu?
Sözün kısası, Cumhurbaşkanlığı en güvenilir danışmanlarını DDK’ye havale
etti. DDK de asıl incelemesi gereken konuların “bilirkişileri”ni denetlemek gibi
“garip” bir görevle baş başa.
0 Yorum
Yorum Yap