Cumhuriyet bu yıl 85 yaşına bastı.
Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte Atatürk’ün de isteğiyle mimari bir hareket
yaşanmıştı. "Milli mimari" adını taşıyan bu hareketin özelliklerini taşıyan
binaların çoğu, bugün Cumhuriyet’in simgeleri olarak görülüyor. Jürimiz
Cumhuriyet’in modernist ve yenilikçi mimarisini en iyi yansıtan 10 binayı
seçerken listenin ilk sırasına Florya Atatürk Deniz Köşkü’nü
yerleştirdi.
Cumhuriyet’in kuruluşundan 60’lı yıllara kadar uzanan dönemde,
devlet kurumlarının binaları ön plana çıkıyor. Çünkü o dönemde ekonomik güç de
esas olarak devletin elindeydi. Özel sektör ancak 60’lardan sonra mimari
eserlerde ön plana çıktı. O nedenle listemizde de resmi kurumlar ağırlıkta; yine
de Ankara ve İstanbul’dan da birer apartman var.
Florya Atatürk Deniz Köşkü
Atatürk için İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında Vedat
Tek’in öğrencisi mimar Seyfi Arkan’a yaptırıldı. Atatürk 1936’ta Haziran ve
Temmuz aylarında burada yaşadı, siyasal ve bilimsel toplantılar için köşkün
kullanılmasını özellikle istedi. En son 28 Mayıs 1938’te kaldığı bu köşkte
aralarında İngiltere Kralı VIII. Edward ve Mrs. Simpson’ın da bulunduğu önemli
konukları ağırladı. Diğer cumhurbaşkanlarının da ikamet ettiği köşk 1988’de
TBMM’ye bağlı Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na devredildi, restore edilerek
Atatürk Müzesi haline getirildi. 1930’ların modernist mimarisini yansıtan beyaz
bina, denizden 70 metre içeride kazıklar üzerinde. İskele yoluyla da kıyıya
bağlanıyor.
Zeyrek SSK Binası
İstanbul Unkapanı’ndaki Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Yapı
Kompleksi’nin mimarı, "Milli Mimari" akımının öncülerinden olan Sedad Hakkı
Eldem. O "devlet sanatçısı" ödülünü kazanan ilk mimardı. Ayrıca 1986 yılında Ağa
Han Mimarlık Ödülü’nü de aldı. İstanbul Zeyrek’te 1962-1964 yıllarında yapılan
SSK Kompleksi’nde, tarihsel çevreye uyum sağlayan bir mimari anlayış benimsendi.
Geleneksek Türk mimarlığının yatay çatı çizgisi, geniş saçaklar, sıraya dizilmiş
pencereler ve çıkmalar gibi öğeleri kullanıldı. Osmanlı mimarisinin
niteliklerini çağdaş bir üslupta taşıyan yapı Eldem’in en önemli eserleri
arasında gösteriliyor. [Sayfa]

Türk Tarih Kurumu
1963’te başlayan inşaatı 1966’da sona erdi. Mimarı Turgut
Cansever olan bina, "Uluslararası Ağa Han Mimari Ödülü"ne sahip olduğundan
üzerinde fiziksel hiçbir değişiklik yapılamıyor, sadece tadilat
gerçekleştirilebiliyor. Bina Atatürk’ün vasiyet gelirleriyle yapılmış. Binada
belli başlı işlevsel hacimlerin bir avlu çevresinde toplanması, Osmanlı
yapılarının içe dönük kişiliğini yansıtırken, İslami mimarinin bütünlüğü ilkesi
de parçaların bütüne olan ilişkisini belirten bir düzenleme aracı olarak
kullanılmış. Bina 1930’lardan bu yana, Ankara’da yapılan binaların ortak
özelliği olan uluslararası üsluba bir tepki olarak nitelendiriliyor.
Ankara Tren Garı
Temeli 1935’te atıldı ve 1938’de tamamlandı. Mimarı Şekip
Akalın. Yapımında 158 bin işçinin çalıştığı bina 150 metre boyunda. Garın
holünde bulunan büyük taş kolonlar Hereke’nin taş ocaklarından çıkarılarak
getirilmiş. 1930’ların neo-klasikçiliğine özgü anıtsal sütun düzeni vee merdiven
kulelerinin yuvarlatılmış hatları, dönemin önde gelen mimarlık akımlarının
birleştirilerek kullanıldığını gösteriyor. Çatı bitimi ve pencere altlarını
belirleyen yatay bordürler, dikey merdiven pencereleri de o yılların diğer
mimarlık özellikleri arasında. 1. derece tarihi eser konumunda. İçinde Atatürk
Konutu ve Demiryolları Müzesi, Ankara Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi,
Demiryolu Müzesi ve Sanat Galerisi yer alıyor.
Anıtkabir
Atatürk’ün naaşının bulunduğu Anıtkabir, bugünkü adı Anıttepe
olan bölgede. Projesi 1941’de düzenlenen, yerli ve yabancı 49 projenin katıldığı
bir yarışmada seçildi. Prof. Emin Onat ve Doç. Orhan Arda’nın çalışmasının
uygulanmasına karar verildi. 1944’te başlayan inşaat 10 Kasım 1953’te
tamamlandı. İnşaatında Türkiye’nin muhtelif yerlerinden getirtilen taş ve
mermerler kullanıldı. 750 bin metrekare genişliğindeki bir alanda aslanlı yol,
tören meydanı ve mozole adı verilen bölümlerden oluşuyor. Aslanlı yol girişinde
milleti temsil eden insan heykelleri ve yol boyunca 24 aslan heykeli var. Tören
meydanının çevresinde kolonatlar, sanat galerisi ve Atatürk Kurtuluş Savaşı
Müzesi, mozolenin içinde ise şeref holü ve Atatürk’ün sembolik lahdi yer alıyor.
[Sayfa]

Bruno Taut Villası
1880-1938 yılları arasında yaşayan Bruno Taut, Almanya’nın
önemli mimarları arasında sayılıyor. Ancak Nazi yönetiminin başa gelmesiyle önce
Japonya’ya oradan da Türkiye’ye geldi. Japon ve Türk mimarisinin ortak
özelliklerini keşfedip, iki mimariyi harmanlayan Taut, Türkiye’de iki yıl gibi
kısa bir süre kalmasına rağmen, Atatürk’ün katafalkı ve Ankara Dil Tarih
Coğrafya Fakültesi gibi önemli eserlere imza attı. Kendisi için yaptığı ve
1938’te bitirdiği Taut Evi, İstanbul Ortaköy’deki Ali Vafi Korusu’nun içinde yer
alıyor. Boğaziçi Köprüsü’nün Avrupa yakası ayağından bakıldığında Japon
mimarisinden etkilenen çatısıyla ayırt ediliyor. Bu evi yaptıktan kısa bir süre
sonra ölen Taut’un mezarı Edirnekapı Şehitliği’de.
Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi
Ankara Üniversitesi’nin fakülte olarak kurulan ilk yükseköğretim
kurumu olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF), Atatürk’ün adını koyduğu ve
özel bir misyon yüklediği bilim merkezlerinden. 1935-1940 yılları arasında Evkaf
Apartmanı’nda faaliyetini sürdüren fakültenin bugünkü binasının planı, Bruno
Taut tarafından çizildi. 1936’da 195 öğrenci ile öğretime başlayan DTCF, 1946’ya
kadar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet göstermiş, bu tarihten
sonra da Ankara Üniversitesi’nin bünyesinde yer almış. DTCF Sümerce ve
Hititçe’den Latince ve Yunanca’ya antik ve modern diller, coğrafya, felsefe,
psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimler alanında eğitim veriyor.
Fakültede 18 bölüm ve 71 anabilim dalı mevcut.
İstanbul Manifaturacılar Çarşısı
1960’ta İstanbul Belediyesi tarafından tüm sektörleri biraraya
getiren bir alışveriş merkezi olarak tasarlandı. Proje için açılan yarışmayı
ünlü mimarlar Doğan Tekeli, Sami Simsa ve Metin Hepgüler kazandı. Tek blok
yerine, birbirine eklenmiş bloklardan oluşmasına karar verildi. İMÇ, boş bir
alana kurulurken çevresindeki Süleymaniye Külliyesi dikkate alınarak tasarlandı.
6 blok ve 2300 işyerinden oluşuyor. İMÇ Blokları Kuzgun Acar, Füreya Koral,
Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Yavuz Görey, Ali Teoman Germaner, Sadi
Diren ve Nedim Günsur gibi önemli sanatçıların yapıtlarıyla süslü. Geçen yıl
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Tarihi Yarımada’yı koruma
amaçlı Nazım Uygulama İmar Planı çerçevesinde konut alanı ilan edildi.
[Sayfa]

Vakıf Apartmanı
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce kira yoluyla gelir sağlamak
amacıyla yaptırıldı. 1926-27 yıllarında hazırlanan binanın tasarımı, Birinci
Ulusal Mimarlık Dönemi’nin ünlü mimarlarından Kemalettin Bey’e ait. İnşası
1930’da tamamlandı. İlk 20 yılında iş hanı ve ardiye olarak kullanılan mekan,
boks ve güreş maçlarına da ev sahipliği yaptı. 1947’de içinde Küçük Tiyatro
Sahnesi perdesini açtı. Bina bugün Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü olarak
hizmet veriyor. Bünyesindeki Küçük Tiyatro ve Oda Tiyatrosuyla da
tiyatroseverlerin karşısına çıkıyor. Orhan Veli Kanık ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın
da bir dönem yaşadığı yer olarak biliniyor. Bina, temelde bir bodrum ve zemin
katıyla dışarıya doğru taşan dört kattan, onların üzerinde yükselen çatı
katından oluşuyor.
Üçler Apartmanı
Atatürk’ün en sevdiği mimarlardan Seyfi Arkan imzalı
Gümüşsuyu’ndaki Üçler Apartmanı, 1933-1936 yılları arasında Fescizade Galip Bey
Apartmanı’na ek olarak inşa edildi. Eski yapının üzerinde bulunan yeni
apartmanlar Üçler Ailesi’nin istekleri doğrultusunda, aile apartmanı olarak
tasarlandı. Bina, koyu gri sıva, beyaz yatay pervazlar, köşe pencereler ve
balkon köşelerinde bulunan kolonlar gibi mimari elemanlar sayesinde dönemin
modern yaklaşımını yansıtıyor. Betonarme iskelet sistemiyle inşa edilmiş ve
bileşik iki apartman görünümde. Bodrum kat ve girişin yanı sıra altı kattan
oluşuyor. İlk katın üzerindeki dört bölüm lüks dubleks daireler olarak
tasarlandı. Ancak binadaki balkonların çoğu şu anda pimapenlerle kapatılmış
durumda bu nedenle orijinal hali tam olarak gözükmüyor.
Aynı şekilde IMÇ çarşıları da hiç içime sinmeyen diğer bir yapı kompleksi orada.
Unkapanı'ndaki Sedat Hakkı'nın yapmış olduğu Binaların en iyi proje olduğunu çocukluğumdan beri anlayamadım!
Roma ve Osmanlı eserlerinin en iyileri burada yer almışken, bu dokulara tamamen zıt beton platform-lar kompleksini anlamak çok güç!
Bir insan olarak, 18. yüzyıldan beri İstanbul da yaşamış bir ailenin bireyi olarak, yük müh. mimar olarak...