Yapı Sektörünün Haber Portalı

Chicago'nun Hafızası ve Su Tankları

Chicago'nun Hafızası ve Su Tankları

Chicago'nun Hafızası ve Su Tankları

Mayor Richard M. Daley jump-starts a Chicago architectural competition that seeks to locate the city's soul in its historic water tanks. A new exhibition displays 167 of the entries and examines the water tank's history and future possibilities in a high-tech age.

Herkes bakıyor, ama kimse görmüyor..
Meşhur bakmak ve görmek ayrımı üzerine...

Kentsel yaşantıda, artık İstanbul’da olmayan telefon direkleri, su tankları gibi alet edevat genelde dikkate değer bulunmaz. Çoğu kez de önemsenecek bir katkısı da yoktur kente. Ancak ne kadar kentsel yaşantının düzeni için hayati bir öneme sahip oldukları düşünülürse, kentsel gerçekliğin ayrılmaz birer parçaları olduğu hemen ortaya çıkacaktır. Sabahın 9’unda İstanbul’da trafik ışıkların elektiriği kesilirse nasıl bir kargaşa yaşanacağını düşünmek bile istemiyorum.

Chicago’da ise, başka kentlerden farklı olarak, bina çatılarına yerleştirilmiş sutanklarının bambaşka bir yeri vardır. Chicago Architecture Club tarafında düzenlenen yarışma, bir çoğu artık kullanılmayan su tanklarının günümüzde nasıl kullanılması gerektiği ile ilgiliydi.
Başka bir deyişle, Chicago’nun panaromik görüntüsünde ve tarihinde azımsanamayacak bir rol oynayan su tanklarının akibeti ne olacaktı?

They still cling to the rooftops to countless Chicago buildings, cryptic presences channeling between utility and remnant, grunge and the picturesque.

Yarışmaya katılan 167 projenin yanı sıra, su tankları ve tarihçesi ile ilgili ilginç bir sergi de açılmış bulunuyor.
Chicago's water tanks were another expression of the city's obsession with avoiding a repeat of the devastation that marked the great fire of October, 1871. (Joseph Medill was elected mayor a month later on the “Fireproof” ticket.) As the exhibit notes explain, “The tanks could instantly deliver large supplies of pressurized water throughout a building using the reliable downward force of gravity.”
Tanklar, 1871’deki büyük yangından sonra, yıkımın tekrarlanmasından duyulan korkuyu yansıtıyor aynı zamanda. Tanklar sayesinde yer çekiminden faydalanarak basınçlı su sağlanabiliyordu her an.




1930’lara kadar ahşabın kullanıldığı su tankları, 1930’lardan sonra metalden yapılmaya başlandı. ‘80’lerden sonra ise mekanik pompaların yaygınlaşması su tankının genel olarak üretimini azalttı.
Tanklar kullanılamaya başlandığı andan itibaren, yıpranmaya ve çürümye başlamaları kaçınılmazdı.
Halen 130 civarında tankın kullanımda olmasına karşın, çatıya monte edilmiş tankların sökülmesi başlı başına bir sorun ve su tesisatının da yenilenmesini gerektirebilecek kadar da pahalı bir işlem.
Chicago’da gökyüzünün hemen altında ne yapılacağı bilinemeyen su tankları üzerine ilk fikirler bu yarışmada ortaya atılmış değil.
‘70’lerde, Japon asıllı Amerikalı sanatçı Sachio Yamashita mümkün olduğunda çok sayıda su tankını boyamayı kendine iş edinmişti. Tankları boyamak için tek te kizin alıp, çeşitli renklerde boyuyor, tankların içinde yüzüyor ve onları numaralandırıyordu.

The first two sat atop the old Piper Bakery on Wells Street, side by side, that said 1,2

Thom Wayne’nin başkanlık ettiği juri, Çin’den katar’a kadar çeşitli yerlerden gelen öneriler içinde bir çok yaratıcı fikrin bulunduğunu belirtiyor.




Only about 50 of the entries were from the Chicago; the remainder coming from across the United States, as well as from 19 foreign countries from China to Israel to Qatar. Mayne mentally calculated that the combined entries represented “20,000 hours of work. That's ten years of work.” Not surprisingly, they tended to fit in to about five basic categories. “This is Chicago,” said Mayne, “and I guess it's a somewhat pragmatic place because I would have to say that probably the largest category would be pragmatic, and they were in a general notion of science, ecology . . . . . . maybe two-thirds of them, certainly over half.” Tanks sprouted windmills and arrays of photovoltaic cells, became planters for hanging gardens, and sanctuaries for both migrating birds and, in the case of a honorable mention entry from Edinburgh's Ross Perkins, for human beings, “a UN sanctuary,” according to Mayne's description, “like an embassy, where you could flee before being arrested and have your rights protected internationally.”

Önerilerden çoğu, ekolojik ve bilimsel bir boyut taşımakla birlikte, örneğin Ross Perkins, su tanklarının, Birleşmiş Milletler mabeti gibi tasarlanarak, haklarının uluslar arası düzeyde konulduğu ve tutuklanmanın mümkün olmadığı mekanlar haline dönüşmesini öneriyor.


Many of the best entries tap into the way the romance of the city, its latent, sensual intimation of promise and possibility, can subdue the grubby, harsh reality of isolation and loneliness.


City of Dreams önerisine göre de, kent içine yerleştirilmiş kameralardan kaydedilen görüntülerin gece boyunca tankların üzerine yansıtılarak, Chicago şehrinin gün boyunca deneyimledikleri anımsanmış olacak. Günün hafızasının, geceleyin tankalar üzerinde bir rüya gibi yaşaması öneriliyordu projede.

Birincilik kazanan proje ise tankların ve tankların oturduğu platformları birlikte ele alarak öncelikle rüzgar türbinleri ile elektirik üretimin sağlanacağı tankların yüzeyleri de çeşitli kültürel ve sanatsal etkinlikler ve çalışmalarla ilgili haberlerin yansıtılacağı ekranlarla kaplanacak. Hem ekonominin hem toplumsal yaşamın hem de tankların tarihi önemi doğrultusunda korunmasını gözeten proje Rahmen Polk’a ait.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.