Çevre ve insan için geri kazanım ya da yeniden
değerlendirme, gömme, yakma, yerleşim yerlerinden uzaklaştırma yöntemleriyle her
gün ürettiğimiz binlerce ton katı atık, sözüm ona insan sağlığına, çevreye,
doğaya zarar vermeden bertaraf edilmeye, yok edilmeye çalışılıyor. İnsanların
kararıyla bir nesne atık olmakta; yani dünkü çöplerimiz bugünkü anlatımıyla
atıklarımız. Bale Sözleşmesi’ne göre atık; “evrensel hukuk hükümlerine göre
elden çıkarılan ya da elden çıkarılması arzu edilen ya da elden çıkarılması
zorunlu olan nesne ya da madde” şeklinde tanımlanmaktadır. Elden çıkarmak ve
nesneden kurtulmak ifadelerinin tanımlamada zorluğa neden olmasının sebebi
atığın göreceli bir kavram olmasından kaynaklanmaktadır.
Atık kişiye, zamana, kültüre göre değişir. Burada meselenin insanlık tarihi
kadar eski olduğunu bilmek gerekir; özellikle tek tanrılı dinlerin “tüm evrenin
insan soyunun yararlanması için oluşturulduğu” inancı doğal kaynakların
bilinçsizce kullanılmasına, talan edilmesine, tahrip edilmesine maalesef destek
olmuştur, neden olmuştur, gerekçe oluşturmuştur. Daha sonraları, sanayi devrimi
ve sonrasında bilimde ve teknolojideki gelişmeler, plansız ve kontrolsüz nüfus
artışı ile birlikte hammadde ve enerjiye daha fazla ihtiyaç duyulması ve
özellikle son 50 yılda uygulanan neoliberal politikalar ve doğal kaynakların
acımasızca talan edilerek kullanılması ve yok edilmesi yerkürede ve atmosferde
olağanüstü olumsuzluklara, doğal felaketlere, iklim değişikliklerine yol
açmıştır.
***
Görüldüğü gibi ve yaşadığımız üzere yaşamın her alanında olumsuz etkisini
hissettiren çevre sorunları ve doğal felaketler ancak ve ancak bilimin yol
göstericiliği ile çözümlenebilecektir. Yani ilimsiz yolun sonu karanlık
gözükmektedir. Şayet bu evrende kalıcı olmak istiyorsak, doğayla uyum içinde
doğa yasalarına saygılı davranarak, doğayla dost kalarak yaşamak zorundayız.
Aksi takdirde, bu evrende yaşadığımız kadar yaşayacağımızın da garantisi
maalesef gözükmemektedir.
Ülkemizde ortalama günlük kişi başı 1.38 kg. katı atık üretilmektedir, yani
yılda kişi başı ortalama 500 kg. atık ortaya çıkmaktadır. Bu da ortalama yılda
36 milyon ton katı atık üretildiğini göstermektedir. Bunun da yaklaşık 20 milyon
tonunun evsel atık olduğu tahmin edilmektedir. Bir ürünü almadan önce gerçekten
ihtiyacımız olup olmadığını düşünmek ya da ürünü kullandıktan sonra farklı
amaçlarla da olsa tekrar tekrar kullanmak çöp miktarının hem azalmasını hem de o
ürünü üretmek için tüketilen kaynakların azaltılmasını, belki de yok edilmesini
sağlayacaktır.
***
Avrupa Birliği ülkelerinde her vatandaş yılda ortalama 3.8 ton katı atık
üretmekte. Toplam katı atık üretimi ise dudak uçuklatacak miktarda tam 1.8
milyar ton. Görüldüğü gibi sorun devasa büyüklükte önemlidir ve Avrupa Birliği
için hayatiyet arz etmektedir.
Tam da bu noktada, ülkemizdeki katı atık üretimi ile Avrupa’daki katı atık
üretimini karşılaştırdığımızda ülkemizin bu konuda yolun başında olduğu ve
şanslı olduğu bariz bir şekilde gözükmektedir. Bu avantajı sürdürülebilir bir
duruma dönüştürmek zorundayız. Çünkü her geçen gün, kentleşme ve sanayileşme
oranımız hızla artmaktadır. Bunun için de özellikle kent yönetimlerinin ve
sanayi çevre yönetim sistemlerinin AB’nin altıncı çevresel eylem programından
yararlanarak, hatta daha ötesinde modern, çağdaş projeleri hayata geçirerek ve
uygulayarak 2050’li, 2100’lü yıllara ilişkin atık yönetim planları yapmaya da
mecburuz. Özellikle dört mevsimi yaşadığımız cennet Anadolu coğrafyasına ve
insanımıza sürdürülebilir yaşam hakkı için bu gereklidir.
Sadık Çelik / Keyveni Catering Yönetim Kurulu
Başkanı
0 Yorum
Yorum Yap