- yapi.com.tr
- 30.11.2005
- GÜNDEM
- 2 okunma
‘Casa Andalusi’de Yitik Medeniyetin İzini Sürüyorlar
‘Casa Andalusi’de Yitik Medeniyetin İzini Sürüyorlar
Casa Andalusi, çiçek dolu minik havuzları, rengarenk işlemeli duvarlarıyla İspanya’nın Kurtuba şehrinde, 12. yüzyıldan, Endülüslülerden kalma bir ev. Dönem mimarisinin tüm zarafetini yansıtan bu ev, bir müzeye dönüştürülmüş.
Casa Andalusi (Endülüs Evi) adı verilen bu müzenin kurucuları, ünlü Fransız düşünür Roger Garaudy ve Filistinli eşi Salma El Farouki. Endülüs İslâm Devleti’nin, Avrupa medeniyetine yaptığı etkileri gözler önüne sermek amacıyla kurulan müzede, o dönemde Müslümanların yeni kıtaya kazandırdığı buluşlar ve günlük hayatta kullandıkları eşyalar sergileniyor.
Her odasında bir hikâyenin anlatıldığı evdeki vitrinlerde, Endülüs medeniyetine ait madeni paralardan günlük hayatta kullanılan çanak, çömlek parçaları ve güneş saatlerine kadar pek çok nesne yer alıyor. Müslümanların Avrupa’ya bıraktığı en önemli miras, hiç şüphesiz kağıt. Avrupa kıtası, kağıtla ilk kez Endülüslüler döneminde tanışmış. Evin bir odasında, o dönemde kağıt üretimini anlatan bir düzenek kurulu. Ahşaptan yapılan bu küçük tasarımda, kağıdın üretilme aşamaları gösteriliyor. Müzeye her gün yüzlerce ziyaretçi geliyor. Ancak Salma El Farouki’ye göre, Endülüs Evi’ne gelenlerin sayısından daha da önemlisi, insanların bu projeyi takdir etmesi. Ziyaretçilere ev sahipliği yapan Salma El Farouki, Casa Andalusi’de sorularımızı cevapladı.
Endülüs Evi kurma düşüncesi nasıl doğdu, kurulurken neler yaşandı?
Kurtuba yüzyıllar boyunca, özellikle de Halifelik döneminde, dünyanın en önemli kenti oldu. Bunun farkına vardığımızda, böyle bir ev kurma fikri de ortaya çıktı. 12. yüzyıldan kalma bu ev, bir harabeydi. Restore ettikten sonra, Endülüs İslâm Devleti döneminde kullanılan eşyaları yerleştirdik. Külleri deşelemek ve alevleri yeniden canlandırmak istedik. Bu evdeki eşyaların hepsi İslâm’ı çağrıştırıyor.
Buradaki en anlamlı eser ne sizce?
Buradaki en önemli şey, kağıt üretimine dikkati çektiğimiz oda. Çoğumuz bilmeyiz; ama Kurtuba, 10. yüzyılda Avrupa’da kağıt üreten ilk ve tek şehirdi. Yani Avrupa’ya kağıt üretimini Endülüslüler öğretti. Dolayısıyla Kurtuba, yüzyıllar boyunca sadece bilim alanında değil, kağıt gibi hammadde üretme ve işleme konusunda da bir numaraydı. Bu da, İslâm kültürünün yayılmasına aracı oldu. 10. yüzyılın sonu ile 11. yüzyılın başında Kurtuba’da, dünyanın en büyük kütüphanesi vardı. 400 bin el yazması kitabın yer aldığı bu kütüphanede, bilim adamlarının belirttiğine göre, o dönemde başka hiçbir kütüphanede olmadığı kadar eser vardı. Ancak ne yazık ki Endülüs uygarlığı yok edilince bu eserlerin çoğu yakıldı. Kütüphanenin sadece küçük bir bölümü, bugün Avrupa kütüphanelerinde sergileniyor.
Müzeyle ilgili beklentileriniz neler?
Müzeye her gün çok sayıda insan geliyor. Ama bizim için önemli olan ziyaretçi sayısı değil, insanların bu projeyi takdirle karşılaması. Gelenlere bir şeyler anlatabilmek; İslâm kültürünü, daha da önemlisi, Endülüslülerin Avrupa medeniyetine katkısını gözler önüne serebilmek önemli. Bu ev yaşama sanatını anlatıyor. Buradaki her şey, Allah’ı hatırlatıyor. Kurtuba sokaklarında gezerken dümdüz duvarlar, sade, süsten uzak kapılar görürsünüz. Sokaklar hiçbir şey ifade etmez; ancak o sade kapılardan içeri girince, küçük bir cennetle karşılaşırsınız. İşte İslâm inancı da böyle bir şey. İnsan için önemli olan; iç güzelliğini, kalbini korumaktır. Dış görünüşün, dışı süslemenin Allah katında hiçbir önemi yoktur. Biz, Müslümanlar olarak bu öğretilerden ders almalıyız. Çünkü bu düzen, Allah ile olan bağımıza atıfta bulunuyor.
Endülüs medeniyeti bugünün insanına neler söylüyor?
Eski Endülüs’te öyle insanlar vardı ki, gökyüzündeki yıldızlar gibiydiler. Kimi doktor, kimi mühendis, kimi bilim adamıydı. İlimde çok ileriydiler. Onlar, Peygamber Efendimiz’in, “İlim Çin’de bile olsa alınız.” hadisini uyguladılar. Dünyaya bir amaç için gönderildik. İşte eski Endülüslüler, bu amacın ne olduğunu bulmak için çalıştılar, çabaladılar. Biz de bunu yapmalıyız. Allah’ın verdiği mesajı anlamaya çalışmalıyız. Biz, kurduğumuz bu müzeyle insanlığa bu mesajları vermek istiyoruz.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap