Yapı Sektörünün Haber Portalı

Çanakkale'nin kendisi üniversite

Çanakkale'nin kendisi üniversite Hemen her kentimizde üniversite açılmasına duyulan " bilimsel kaygı "lar başlıca iki nedenden kaynaklanıyor. Bi

Çanakkale'nin kendisi üniversite


Hemen her kentimizde üniversite açılmasına duyulan " bilimsel kaygı "lar başlıca iki nedenden kaynaklanıyor.

Birincisi, akademik kadroların yetersizliği ve teknik, mekânsal eksiklikler... İktidarlar, " uzmanlık alanları "mızı " yetersiz eğitimli kadrolar "a teslim etmekten çekinmiyorlar.

Diğer kaygı nedeni ise bulunulan kentteki sosyal ve kültürel yaşamın düzeyi... Çünkü üniversite öğrencisinin sinema, tiyatro izleyicisi olması; konserlere, sergilere gitmesi; düşünce ve fikir tartışmalarına katılması, yükseköğrenimde " önemli " bir gereksinme.

İşte bu nedenlerle biraz da " mahcup" bir şekilde eğitime başlayan yeni üniversitelerimizden kimileri, ne yapıp edip hem altyapılarını, hem de akademik kadrolarını güçlendirebildiler.

Kimileri de aynı çabalarla birlikte, bulundukları yörenin özgün değerlerini " akademik eğitimin kaynakları " kılarak Türkiye'nin " kimlikli bölge üniversiteleri " olma yolunda ilerliyorlar.

Tıpkı " 18 Mart Üniversitesi "nin, aynı zamanda Çanakkale'deki eşsiz tarih ve uygarlık birikimlerini " eğitimle bütünleştirme "si gibi... Böylesi bir okuldan mezun olanlar, ülkelerinin " kimlikli gelecek kaynakları "nı da özümsemiş uzmanlar olarak hizmet verecekler.

'RÜZGÂR'DAN 'DÜŞÜNCE'YE...

Bu süreci " Çanakkale'nin kendisi üniversitedir " diye özetleyen, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Ülkü Altınoluk diyor ki;

" Bu yöre 'rüzgâr' ın değerini iyi bilir; adını aldığı 18 Mart zaferi ve niceleriyle 'tarih' i yaşamış olarak anlatır; antik kentleriyle 'arkeoloji' yi bilince taşır; söylenceleriyle 'mitoloji' yi günümüzle buluşturur; 5 bin yılın birikimleriyle 'seramik' sanatının dersini verir; antikçağın ünlü filozofları burada felsefe yaptıklarından 'düşünme' yi bile öğretir... "

Böylesi bir " öğretmen "in öğrencilerine neler sağlayacağını da yine Prof. Altınoluk'un saptamalarıyla anlatalım;

" Rüzgâr " dersini Çanakkale de alanlar, Homeros 'un Ilias (İlyada) destanında " Troia " isminin altı kez " rüzgârla anılan Ilios " ( Troia kentini kuran kişi) olarak geçtiğini öğrenebilirler... Çünkü tunç çağında gemiler Çanakkale Boğazı'nı geçebilmek için uygun rüzgârı beklemek zorundaydılar. Bu zorunlu bekleyiş, kentin gelişmesini de sağlamış, rüzgâr enerjisinden çağlar boyunca yararlanılmış.

Şimdi de dersimiz " tarih "... 1915'teki Çanakkale savaşlarının, binlerce yıl önceki Troia savaşlarıyla aynı olan " jeopolitik önem "ini Çanakkale'den daha iyi kim anlatabilir? Her ikisinde de " yurt "larını savunmak için Anadolu'nun her yerinden gelen cengâverler savaştılar.

Ya " arkeoloji "ye ne demeli? Antik Abydos kenti, Pers Kralı Kserkses 'in Yunanistan'ı işgal etmek üzere ordularını kayıklar üzerinden karşı kıyıya, Sestos'a geçirdiği yer. MÖ 7. yüzyılda Sigeion, Dardanos, Abydos gibi kentler deniz ticareti için yan yana sıralanmışlar. Başta Troia olmak üzere, Assos ( Behramkale ), Apollon Smintheion ( Gülpınar ) ve Parion ( Kemer ) ile birlikte, günümüzden yaklaşık 10 bin yıl öncesine tarihlenen paleolitik yerleşimler neler öğretmez neler.

" Mitoloji "ye gelince... Ünlü ozan Homeros 'un destanları Ilias ve Odysseia'daki kahramanlar, dünyanın her bir yanında temel bir kültür oluşturmuş. Paris , Hektor , Ida gibi nice isimler dünya çocuklarının adları olmuş.

Eskiçağ uygarlığından doğma Latin ve Germen dillerinin efsanelerinin de aynı kökenden türemiş olduğu düşünülürse; Çanakkale'de ne denli görkemli bir " öykü, inanç ve söylence zenginliği "nin doğduğu ve evrenselleştiği görülebilir.

" Seramik "te de yine ' Troia I ' ( MÖ 3000-2500 ) uygarlıkların öncüsü... Taşın, demir aletlerle işlenmesinin henüz bilinmediği bir dönemde " el "le şekillendirilmiş insan yüzü tasvirli kaplar üretilmiş. ' Troia II 'de ise (MÖ 2500-2000) çömlekçi çarkı icat edilerek endüstrileşmenin ilk adımı atılmış. Kalelerin yapımında kullanılan tuğla malzeme ise 17. yüzyılda Çanakkale seramiklerinin altyapısını oluşturmuş...

KLEANTES'İN DOĞUM YERİ ASSOS

" Düşünce " birikimi ise dillere destan. Stoacı felsefenin öncülerinden Kleantes 'in ( MÖ 331-232 ) doğum yeri Assos, tarihin büyük düşünürü Aristotele s'i ve onun ünlü " Atina Okulu "nu da ağırlamış. MÖ 350'lerde kentin yöneticisi ünlü filozof Platon 'un ( Eflatun ) öğrencisi olan Hermias , bölgeyi doğa bilimleri ve felsefe merkezi yapmış.

Tarih ve doğanın " efsanevi buluşma "sına kucak açan " İda Dağları " ile " Karamenderes Irmağı " da uygarlıkların yaşam kaynaklarını yaratmışlar.

İşte bu değerlerle birlikte yine Aristoteles'in; " Erdem, başlı başına gerçek bir varlık değil, insan aklının ürünüdür. Öyleyse, Tanrısallığa değil, insanlığa benzemekle elde edilir... " sözü anımsandığında, bugünkü Çanakkale'nin " aydınlık kent kültürü " de sanki tarihsel köklerini kucaklamış oluyor. Kentte yedi gazete, iki dergi yayımlanması, iki de TV kanalının olması ve sivil toplum kuruluşlarıyla yerel yönetim arasında uygarca bir işbirliğinin gelişmesi, böylesi bir " düşünce derinliği "nin mirası değil midir?

Evet... Çanakkale'nin " kendisi " üniversite. 18 Mart Üniversitesi de bu evrensel " akademik olanağın " bilincinde.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.