Çanakkale ve Kaz Dağları yöresinde, ekolojik çeşitlilik ve stratejik su rezervleri açısından büyük önem taşıyan Biga Yarımadası, metalik madencilik faaliyetlerinin yoğun baskısı altında. Bölgede Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde veya işletme aşamasında olan halihazırda 54 maden projesi bulunuyor. Uzmanların ve çevre örgütlerinin hazırladığı raporlar, bu projelerin kentin hayati su havzaları ve koruma alanları ile tehlikeli boyutlarda çakıştığını ortaya koyuyor.
Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre; maden ruhsatlarının Çanakkale genelindeki toplam yüz ölçümüne oranı yüzde 79 gibi sarsıcı bir seviyeye ulaşmış durumda. Biga Yarımadası'ndaki su havzalarının tam yüzde 80'i doğrudan maden ruhsatları kapsamında yer alırken, bu alanların yüzde 41'i halihazırda işletme veya arama safhasındaki aktif ruhsatlardan oluşuyor. Neredeyse her su havzası en az bir maden sahasıyla mekânsal olarak çakışıyor.
Reklam Goruntulenme Bolumu
Bayramiç ve Ezine ovalarını kapsayan Üst Kuzey Ege Havzası’nın yüzde 37’si, Çanakkale kent merkezi, Lapseki ve Biga ovalarını içine alan Biga Alt Havzası'nın ise yüzde 32’si aktif ruhsat alanı içinde kalıyor.
Yasalar korumuyor
Bölgedeki bu devasa yapılaşmanın önünü açan temel etkenlerden biri hukuki zemin olarak gösteriliyor. 2004 yılında yürürlüğe giren 5177 sayılı kanun değişikliği ile daha önce koruma altında olan su havzaları ve doğal zenginlikler madenciliğe açılarak yasal koruma kalkanları zayıflatıldı. Mevcut mevzuatta, su varlıklarını madencilik uygulamalarına karşı mutlak surette koruyan tek bir statü bulunmuyor.
Haberin tamamına linkten ulaşılabilir.
0 Yorum
Yorum Yap