Yapı Sektörünün Haber Portalı

Can Dündar'a 'Serzeniş'

''Ortaçağ karanlık mıydı?'' Bu soru, Can Dündar 'ın 19 Eylül tarihli Milliyet'teki yazısının başlığıydı... Yanıtının ise ''Avrupa'da evet; A

Can Dündar'a 'Serzeniş'
''Ortaçağ karanlık mıydı?'' Bu soru, Can Dündar 'ın 19 Eylül tarihli Milliyet'teki yazısının başlığıydı...

Yanıtının ise ''Avrupa'da evet; Anadolu'da hayır'' olduğunu, Mimarlar Odası'nın yıllar önceki bir Anadolu etkinliğinde şöyle vurgulamıştık: ''Batı'da din terörünün yaşandığı ortaçağda, bizde farklı inançların ortak hemşeriliği vardı...'' (Mardin-1989)

İlerleyen yıllarda, aynı saptamanın ''sol partilerimizdeki kimliksizlik'' için de ''çare'' olduğunu şöyle yazmışız:

''Hümanizmanın ufukta bile görünmediği o 'karanlık' Avrupa çağlarında, Anadolu'da 'Benim kâbem insandır' denildiğini; aydın siyasetçilerimiz parti programlarını yazarken bile unutuyorlar...'' (Cumhuriyet-16 Mayıs 2002)

Yine Anadolu'daki ''ortaçağ aydınlığı'' nın, düşüncenin yanı sıra ''yaşama kültürü'' ndeki yansımasını da şu örneklerle açıklamışız:

''Batı 'ortaçağ karanlığı' nda inlerken Selçuklular, Anadolu aydınlanmasının sanatçıları ve bekçileriydiler... Saraylarındaki 'şarap ayinleri' nden bezemelerindeki 'insan figürleri' ne; hatta kentlerin yönetimde 'kadınlara' (hatunlar) tanıdıkları resmi yetkilere kadar...'' (Eylül-2003 / Doğubeyazıt Sempozyumu)

İşte böylesi bir birikimin, İslam coğrafyasında ''sadece'' Anadolu'da gerçekleşen ''laik devrim'' in de kültürel altyapısını yarattığını ise Cumhuriyetin 80. yılında bir kez daha anımsatmışız:

''...örneğin 'türban' ın insan hakkı sayılabilmesi, 'aklın ve toplumun birlikte özgürleşmesi' ni hedefleyen bir devrimin 'Anadolu' da 'gerçekleştiği' nin unutulması yüzünden değil midir?.. Çünkü 'Anadolu' demek, tüm tanrıların ana tanrıçası Kibele'yle, İsa'dan yüzyıllar önce 'tek tanrı' yı tanıyan; 'inançların kardeşliği' ni onca din savaşlarına 'inat' kent yaşamlarına taşıyan, 'tarihin her döneminde çağdaş' toplumların ülkesi demek...'' (29 Ekim 2003-Cumhuriyet)

Aynı süreçte, yine Mimarlar Odası'nda bir gurup aydınla düzenlediğimiz ''Anadolu'dan 3. Bin Yıla Mesajlar'' konulu toplantıların ''çağrı'' sında şu örneği vermişiz: ''...hukuksal düzenlemeleri de hep Batı'dan devşirmek yerine; Batı'ya da esin kaynağı olan binlerce yılın Anadolu yaşanmışlıklarından da beslenemez miyiz?''

Peki, böylesi bir sorumluluğu, acaba yeniden nasıl ''ulusal bilinç'' le buluşturabiliriz?

Bunun ancak ''Anadolu'ya yabancılaşan eğitimi sorgulayarak'' mümkün olabileceğini de şöyle vurgulamışız:

''Toplumsal tarihimizin düşünsel derinliklerini öğrenmek yerine sadece siyasal tarihi ezberleyerek yetişen kuşaklar, 'Anadolu'daki ortaçağ' ın ne denli 'aydınlık' olduğundan bile habersizler... O kadar ki Yargıtay Başkanımız da adli yılı açış konuşmasında 'gerici eğilimler' e dikkat çekerken 'ortaçağ karanlığına dönebileceğimizi' söyledi. Oysa, günümüzün politikacıları, keşke o 'ortaçağ Anadolusu' nun aydınlarından, yani Yunus Emre' lerden, Pir Sultan' lardan, Mevlana' lardan esinlenebilselerdi...'' (Cumhuriyet-15 Eylül 05)

Ve yıllar süren bu ısrarlı anımsatmalarımız üzerine söyleştiğimiz ''İstanbul Life'' dergisinde de demişiz ki: ''Ortaçağ karanlığı bizde yaşanmadı... Bunu felsefenin yanı sıra kent kültürü, mimarlık ve kültürel miras alanında da görmekteyiz.'' (Ekim 2005)

****

İşte bütün bu yazılara, sayısız konuşmaya ve etkinliklere rağmen bugüne kadar hemen hiçbir ''laik aydın'' ımızdan tek satır destek görmezken, Can Dündar'ın yazısı yüreğimize su serpti...

Üstelik, ''sanki ilk kez değiniliyor'' muş izlenimi verecek şekilde yazılmış olsa bile...

Ne var ki Papa 'nın İslamiyetle ilgili ''gaf'' ını yorumlarken ortaçağ aydınlanmasının ''tarihsel beşiği'' olarak Anadolu'yu değil de ''İslam Dünyası'' nı öne çıkartmayı keşke yeğlemeseydi...

Çünkü, ''Anadolu Müslümanlığı'' nın temelindeki insan sevgisiyle Arabistan'dakinden farklı olduğunu; hatta laik devrimle bile bu nedenle kucaklaştığını; ''ortaçağ parlaklığı'' nın da İslam coğrafyasında ''sadece Anadolu'ya has binlerce yıllık uygarlık kazanımları'' yla yaratıldığını, Can Dündar'ımız bilmeyecek de kim bilecek?..

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.