Yapı Sektörünün Haber Portalı

<b>Umursadıkları yok</b>

<b>Umursadıkları yok</b>
Korhan Gümüş, İstanbul'daki kültürel ve kentsel karmaşanın ortasında yer alan bir isim. 2010 Kültür Başkenti'nin danışmanlarından, ancak projenin başlangıçtaki amacından saptırılıp, farklı bir noktaya getirilmesinden de rahatsız. UNESCO Ön İnceleme Komitesi ve Sulukule Platformu üyesi, İnsan Yerleşimleri Derneği Başkanı da olan Korhan Gümüş anlatıyor... - İstanbul 2010 projesi nasıl başladı? 1900'lerin başında dünyadaki yerel yönetimler, kentleri nesne olarak görüyordu. Bu çerçevede hazırlanan kent planları, 80'li hatta 70'li yıllardan itibaren işlemez hale geldi. İstanbul'da da bu sorun vardı. Kültür başkenti programı ise bu sorunlar kapsamında gerekli düzenlemeleri içeriyordu. 2000'de gönüllü bir ekiple, başvuru için hazırlıklara başladık. Başvurunun kabul edilmesinde ana neden girişimin sivil inisiyatif tarafından yapılmasıydı. - O halde belediyenin bu görevi, girişimi başlatanlar ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir konseye vermesi gerekmez miydi? Tabii gerekirdi. Belediye bu işi ihaleye de açabilir, ama bu noktaya gelene kadar konuyla alakalı herkesin görüşüne başvurarak katılımcı bir yol izlemeliydi. İstanbul 2010 için yapılan ihaleye yalnız Kültür AŞ davet edildi. Böyle bir model himayeci ve kapalı ilişkileri gündeme getirecektir. - İşi Kültür AŞ ele aldıktan sonra sizin hedeflerinizden ne kadar uzaklaşıldı? Dört sene önce uluslararası bir ekip İstanbul'un ihtiyaçlarını belirledi ve buna göre bir plan oluşturdu. Ancak şimdiki projelerde kent kültürü günlük hayatın içinde değil. Kültürle bağlantılı projeler, özel alanlara sıkıştı. Kentsel dönüşüm projeleri, insanları yerlerinden etmeden gerçekleştirilmeli. Biz de bu kapsamda Sulukule projesini Avrupa Kültür Başkenti programı içine katmaya çalışıyoruz, çünkü belediye Kültür Başkenti normlarına uymayı taahhüt etti. - Sizce yetkililer, İstanbul'un Dünya Mirası Listesi'nden Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi'ne düşürülmesini ne kadar umursuyor? Pek umursadıkları yok. Ancak İstanbul'da yaşayanlar baskı oluşturursa himayeci ilişkiler yerine gerçekten kentin yararına projeler hayata geçebilir. Her yetkili kurum konuya kendi penceresinden bakıyor ve Tarihi Yarımada derme çatma imar planları ile yönetiliyor. Tescilli binaların kentsel dönüşüm projeleri ile yıkılması, Süleymaniye, Sulukule gibi semtlerde gerçekleştirilecek Osmanlı Konakları, Eminönü'ndeki hanların turistikleştirilmesinin amaçlanması sorunun boyutlarını ortaya koyuyor. Tarihi Yarımada'ya toplu konut şirketlerinin mantığı ile müdahale ediliyor. Kimi yerlerde, örneğin Sulukule'de, yeni yapılacak konutların altında otoparklar öngörülüyor, oysa Bizans ve Osmanlı dönemlerinde önemli yerleşim alanı olan bu semtteki evlerin altında kalıntılar var. Proje sorumlularına sorunca, "Şimdi acelesi yok, inşaat sırasında bakarız" diyorlar. Kazılarda kalıntılar çıkarsa ya yatırımcıların hülyaları sona erecek, ya da tersi olacak. Daha önce yapıldığı gibi inşaat alanları perdelerle çevrelenip, kalıntılar yok edilecek.
Konu Başlıkları Burada Görünecek

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.