1984 yılında konut ve kentleşme sorunlarının çözülmesi
amacıyla kurulan TOKİ, önceliğini dar ve orta gelirli vatandaşların nitelikli
konut ihtiyacını karşılamak olarak açıklasa da, Türkiye tekelci kapitalizminin
gelişimine bağlı bir gelişim seyri izleyen ve onun karakteristiklerini yansıtan
kentsel yapılanma modelindeki değişime bağlı bir dönüşüm geçirerek, yeni bir
biçim kazandı. Kentlerdeki dönüşüm, kapitalizmin mekansal dönüşümünün bir
parçası olarak gerçekleşmektedir. Bu açıdan kentlerle sınırlı değildir.
Mekanlar, sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlenmektedir. Kent
içlerinde olabildiğince işçi ve emekçilerin merkezin dışına çıkartılması,
bireylerin yaşam ve ilişkileri, bir bütün olarak toplumsal ilişkiler hızla
çözülüp yeniden biçimlendirilmek istenmekte, belirli bir mekanda -şehirde,
semtte- yaşayanlar, önceki biçimiyle yaşamlarını sürdürememektedirler. Yapılmak
istenen; değer yargılarını, düşünce biçimlerini, ilişkileri, sınıf durumlarını
sarsıp değiştirmektir.
Yerel yönetimler, halkın isteyip istememesinden bağımsız olarak halkın yaşam
koşullarını iyileştirmek, kolaylaştırmakla görevlidir. Yerel Yönetimlerin
(Belediyelerin), varlık nedeni ve asıl görevleri, sorumlu oldukları bölgelere
hizmet vermek, nitelikli bir yaşamın (ücretsiz sağlık, eğitim ve kültür-sanat
vb.) olanaklarını artırmaktır. 5215 sayılı, 9 Temmuz 2004 tarihli, Belediye
Kanunu’nun 3. maddesine göre belediyeler, beldenin ve belde sakinlerinin mahalli
müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan, idari ve mali
özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini; mahalle, belediye sınırları içerisinde yer
alan, ortak ihtiyaç ve öncelikleri benzer özellikler gösteren ve sakinleri
arasında komşuluk ilişkisi bulunan insanların yaşadığı idari birimi ifade
eder.
“Kentsel Yenileme Alanı” olarak nitelendirilen ve dönüşümüne karar verilen
bölgelerde; orada yaşayanlar olan biteni kavramaya bile zaman bırakılmadan bir
bakıyoruz kanunlar değişmiş, yetkiler verilmiş, uygulama başlamış, mahalle
satışa sunulmuş, kamulaştırılmış, denip; mahalleli yerinden ediliyor. Tarihi ve
kültürel özellikleri olan capcanlı bir mahalle yok oluyor ve neredeyse “artık
çok geç” denilmek isteniyor. Belediye, ilçede ve semtte yaşayanların temsilcisi
değil de, bir şirket gibi ve ya şirketlerin sözcüsü gibi davranıyor. Bunu kabul
etmek mümkün değil. Neden? Çünkü şirket gibi görünen yerel yönetim, iktidarda
olmanın kendilerine sunduğu, yasama ve yargılama gibi bütün olanaklardan da
doğrudan yararlanıyor. Nedense, sorumluluk alanına semtte yaşayanlar girmiyor.
Yani belediye mahallede yaşayan işçi ve emekçilere karşı olan yükümlülüklerini
bir çırpıda unutuveriyor. Bu tavırlarını, yönetime geldikleri yerlerde
görebiliyoruz. Bu belediyecilik anlayışı hizmet üreten belediyecilik anlayışı
değil rantçı belediyecilik anlayışıdır.
Güngören Tozkoparan Mahallesinde, Belediye ve TOKİ arasında yapılan
protokolde de kısaca anlaşılan; belediye, sorumlu ve “temsilcisi” olduğu
mahallede yaşayanlara hiç sormadan, mahalleyi boşaltıp, yıkıp, inşaat yapması
için TOKİ’ye teslim etmiştir. Bu çaba boşuna! Çünkü, mahalle halkının örgütlenme
çabası bunu kanıtlar durumda.
Tozkoparanlılar, kentsel dönüşümün; yıkım,
temizlik, proje ve inşaatlarla değil, sosyal ve ekonomik kalkınmaya öncelik
veren, mahallelilerin ortak ihtiyaç ve özelliklerine uygun, onları
bütünleştirecek, geliştirecek kurumların oluşmasıyla başlaması gerektiğini
söylüyorlar.
Mehmet Turp / Emek Partisi Güngören İlçe
Başkanı
0 Yorum
Yorum Yap