- yapi.com.tr
- 23.09.2009
- GÜNDEM
- 2 okunma
BM'deki İklim Zirvesi'nden Çevreci Mesajlar Çıktı
BM Genel Kurulu'nda 192 ülkeden temsilcilerin katılması beklenen "İklim Değişikliği Zirvesi" düzenleniyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zirvenin yuvarlak masa toplantısına görüntülü mesajı ile katıldı. Çin, rakam açıklamadı ama karbon salımını azaltma sözü verdi. ABD Başkanı Barack Obama da, küresel ısınma ile mücadelede başarısız olunursa
BM Genel Kurulu'nda 192 ülkeden
temsilcilerin katılması beklenen "İklim Değişikliği Zirvesi"
düzenleniyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, zirvenin yuvarlak
masa toplantısına görüntülü mesajı ile katıldı. Çin, rakam açıklamadı ama karbon
salımını azaltma sözü verdi. ABD Başkanı Barack Obama da,
küresel ısınma ile mücadelede başarısız olunursa 'tarihin hesap
soracağını' söyledi. ABD Başkanı Obama, soruna karşı eyleme geçilmezse
gelecek kuşakların geri çevrilmesi imkansız bir felaketle karşı karşıya
kalabilecekleri uyarısında bulundu.
Çin lideri Hu Jintao da konuşmasında, gelişmiş ülkelerin,
temiz enerji teknolojisine erişebilmeleri için gelişmekte olan ülkelere uygun
mali desteği vermesi gerektiğini vurguladı. Hu Jintao, Çin'in karbon salımını
azaltması konusunda söz verdi, ancak ne kadar azaltacağına değinmedi. Çin, sera
etkisi yaratan gazların atmosfere salımında ABD'nin de önüne geçmiş ve ilk
sıraya yerleşmişti. Bu iki ülkenin atmosfere karbondioksit salımı, bütün
dünyanın salımının yüzde 40'ını oluşturuyor.
Japonya Başbakanı Yukio Hatoyama da ülkesinin sera etkisi
yaratan fazların atmosfere salımında azaltma yapacağı taahhütünü yineledi. New
York'taki BM İklim Değişikliği toplantısında konuşan Başbakan Hatoyama, orta
vadede Japonya'nın 2020 yılına kadar kadar gaz salımını 1990'daki seviyeye göre
yüzde 25 oranında azaltacağını söyledi ve bu hedef ulaşmak için bütün yollara
başvuracağı sözünü verdi. Hatoyama'nın bu taahhütünün, kendisinden önceki
hükümetinkinden net biçimde daha büyük bir taahhüt olduğu belirtiliyor. Önceki
hükümet yüzde 8'lik bir azalma öngörüyordu.
Zirvenin açılış konuşmasını yapan BM Genel Sekreteri Ban
Ki-Mun ise ağır eleştiriler yöneltti. Ban, "İklim değişikliği konsunda
bir anlaşmaya varılamaması ahlaken mazur görülemez" dedi.
Başbakan Erdoğan da iklim zirvesine görünütlü bir mesaj
gönderdi. Erdoğan mesajında, iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu ve
etkisinin tüm dünyayı kapsadığını söyledi.
Zirvenin önemi
Zirve, Kopenhag'da Aralık ayındaki toplantıda Kyoto anlaşmasının yerini
alacak yeni iklim değişikliğiyle mücadele anlaşması üzerinde uzlaşı sağlanması
yolunda önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Bu arada, Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı
Ali Babacan ve Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, toplantı salonuna
girişte BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun tarafından karşılandı. ABD Başkanı Barack
Obama da Erdoğan'ın ardından BM'ye geldi, Genel Sekreter Ban Obama'ya
"Hoşgeldiniz, sizi burada ilk kez görmekten çok mutluyuz" dedi.
Obama da aynı şekilde BM'ye gelmekten son derece memnun olduğunu belirtti.
Toplantıya ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da katılıyor. BM'de bugün
başlayan toplantılar nedeniyle BM binasının çevresindeki sokaklar yaya ve araç
trafiğine kapatıldı.
Sarkozy'den zirve çağrısı
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, dünyayı en çok
kirleten ülkelere kasım ayı ortasında bir zirvede buluşma çağrısı yaptı. BM
İklim Değişikliği zirvesinde konuşan Sarkozy, Kopenhag'da yapılacak küresel
ısınma zirvesine 87 gün kaldığını, zamanın daraldığını belirtti ve "Bu
müzakerenin karmaşıklığı nedeniyle Kopenhag'dan önce bir zirve daha gerekli"
ifadesini kullandı. ABD Başkanı Barack Obama tarafından açılan zirvedeki
konuşmasında Sarkozy, sera etkisi yaratan gazların atmosfere salınmasının yüzde
80'inden sorumlu olan ülkelerin liderlerinin bir araya gelmesini, Kopenhag'da
yapılacak zirvenin başarısını sağlama almak için önerdiğini vurguladı.
ABD'den 1 milyar dolar
ABD Hazine Bakanlığı, şubat ayından bu yana yeşil
enerji projelerine 1 milyar dolar harcadığını açıkladı. BM İklim
Değişikliği zirvesi yapıldığı sırada Bakanlıktan yapılan açıklamada, rüzgar
enerjisi, güneş enerjisi ve hidroelektrik projeleri için kredi alan ya da fon
kullanan 25 şirketin listesi yer aldı. Yeşil enerjiye canlılık verilmesine
yönelik plan, ABD'nin enerji bağımsızlığını arttırmak için ulusal tüketimde
yenilenebilir enerjinin payının yükseltilmesini öngörüyor. Enerji Bakanlığı
verilerine göre, sırasıyla petrol (yüzde 39,8), doğal gaz (yüzde 23,6), kömür
(yüzde 22,8) ABD'de tüketilen enerjinin yüzde 86'dan fazlasını karşılıyor.
Erdoğan'dan görüntülü mesaj
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümetlerinin; iklim
değişikliklerinin olumsuz etkilerini hafifletebilmek amacıyla tümüyle ulusal
kaynaklarla desteklenen çok önemli çalışmalara farklı sektörlerden ivme
kazandırdığını ve bu yönde önemli gelişmeler kaydedildiğini bildirdi. Başbakan
Erdoğan'ın, Birleşmiş Milletler'de (BM) düzenlenen İklim Değişikliği Zirvesi'nin
yuvarlak masa toplantısında, görüntülü mesajı yayınlandı.
Konuşmasında, öncelikle günümüzde insanlığın maruz kaldığı başlıca küresel
sorunlardan biri olan iklim değişikliği gibi önemli bir konuya ilişkin bu
toplantıyı düzenleyenlere teşekkür eden Erdoğan, "İklim değişikliği, bugün
insanoğlunun karşılaştığı en önemli sınamalarından biridir. Bu sorunun yol
açtığı büyük bir tehditle karşı karşıya olduğumuz açıktır" dedi. İklim
değişikliğinin sınır tanımadığının bir gerçek olduğuna da işaret eden Erdoğan,
bu sorunun olumsuz etkilerinin tüm dünyada şimdiden hissedilmeye başlandığını
dile getirdi.
Sorunla uygun yöntemlerle başa çıkılmadığı takdirde etkilerinin gittikçe
kötüleşeceğine vurgu yapan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla birlikte
bilimsel gerçekler, bu konuda insanlığa, neler yapması gerektiği hususunda yol
göstermektedir. Türkiye, küresel sorunların, küresel çözümler getirdiğine
inanmaktadır. İklim değişikliği sorunu da bölgesel ve küresel işbirliğini
zorunlu kılmaktadır. Türkiye, iklim değişikliği sorununun yol açtığı olumsuz
etkilere en açık coğrafyalardan biri olan Doğu Akdeniz havzasında
bulunmaktadır.
Bu konumu Türkiye'yi düzensiz yağışlar, azalan buharlaşma eğilimi, su kıtlığı
ve çölleşmeyle mücadele etmek için politikalar izlemeye mecbur kılmaktadır.
Nitekim hükümetim, iklim değişikliklerinin bahse konu olumsuz etkilerini
hafifletebilmek ve uyum sağlayabilmek amacıyla tamamen ulusal kaynaklarla
desteklenen çok önemli çalışmalara farklı sektörlerden ivme kazandırmış, bu
yönde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. İklim değişikliğiyle mücadelede
uluslararası işbirliğinin öneminin farkında olan Türkiye, BM İklim Değişikliği
Çerçeve Sözleşmesi'ne 2004 yılında taraf olmuştur. Hükümetimin bu konudaki
kararlılığı ve parlamentomuzun da desteği sonucunda ülkem, Kyoto Protokolü'ne
katılım belgesini 28 Mayıs 2009'da sunmuş ve 26 Ağustostan itibaren resmen taraf
olmuştur."
Türkiye'nin, 2012 yılı sonrasındaki yeni iklim değişikliği rejiminde, "ortak
fakat farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesi ışığında ulusal koşulları ekonomik
ve sosyal kalkınma hedefleri, görece kapasitesi dikkate alınmış adil bir hukuki
statüyle yer almayı istediğine işaret eden Erdoğan, "Böylelikle Türkiye, küresel
salımlarla uluslararası mücadele ve işbirliği çalışmalarında sürdürülebilir
kalkınma hamlelerine zarar vermeyecek nitelikte 'ulusal olarak uygun eylemleri'
yerine getirme konusunda üzerine düşeni yapabilecektir" diye konuştu.
Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Bununla birlikte iklim değişikliğiyle
mücadelenin teknolojik ve mali yönleri dikkate alındığında hızlı kalkınma
sürecindeki ülkelerin 'yeşil ekonomilerin' oluşturulması için yapacakları
yatırımların çok büyük meblağlara ulaşacağı bilinmektedir. Türkiye gibi henüz
sanayileşme sürecini tamamlamamış ülkelerin teknoloji transferi ve finansman
gereksinimlerinin Kyoto Protokolü'nün yerini alacak olan yeni anlaşmada dikkate
alınacağını umuyorum. Yeni anlaşma ile her ülkenin kendi koşullarına uygun salım
azaltım ve uyum eylemlerine olanak sağlayacak esnekliğe sahip yeni ve adil bir
mekanizmanın oluşturulmasını temenni ediyorum.
2012 sonrasına bağlı yeni anlaşmanın halen devam eden müzakerelerinde bugüne
kadar hakim olmuş bir nevi siyasi bölünme atmosferinin yerini yapıcı işbirliği
ve eş güdüme dayalı bir anlayışa bırakması ve her ülkenin kaygılarını göz önünde
bulunduran bilimsel gerçeklerle uyuşan tek taraflı ve katı önlemler içermeyen
gerçekçi ve adil olan bir anlaşmanın ortaya konmasının metnin aralık ayında
Kopenhag'da yapılacak taraflar konferansında benimsenmesi şansını artıracağına
inanıyorum."
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap