Yapı Sektörünün Haber Portalı

Belediye İhalelerine Keşke Hiç Girmeseydik

Başkent’in en merak edilen isimlerinden, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e yakın olduğu iddiasıyla muhalefet tarafından eleştirilen NATA Şirketler Grubu Yönetim kurulu Başkanı Namık Tanık ilk kez Ankara Hürriyet’e konuştu, hakkında merak edilen her şeyi anlattı. Tanık, “Gökçek’le dünür olacaklar” iddialarını yalanlayarak, “İki çocuğum da

Belediye İhalelerine Keşke Hiç Girmeseydik
Başkent’in en merak edilen isimlerinden, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e yakın olduğu iddiasıyla muhalefet tarafından eleştirilen NATA Şirketler Grubu Yönetim kurulu Başkanı Namık Tanık ilk kez Ankara Hürriyet’e konuştu, hakkında merak edilen her şeyi anlattı. Tanık, “Gökçek’le dünür olacaklar” iddialarını yalanlayarak, “İki çocuğum da bekar” dedi.

Başkent’in en merak edilen simalarından, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’le yakınlığı muhalefet tarafından sık sık eleştiri konusu olan NATA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Namık Tanık, hakkında merak edilenleri Ankara Hürriyet’e anlattı. Tanık, hakkında çıkan “Gökçek’le dünür oldu”, “Belediyeye yaptığı işlerle zengin oldu” iddialarına yanıt verdi.

* Ankara’nın en çok merak ettiği isimlerden birisiniz. Sizden dinleyelim kimdir Namık Tanık?

1964 yılında Ankara’da doğdum. Yükseliş Koleji mezunuyum. Yüksek okul tahsilimi, Açık Öğretim Fakültesi İşletme Bölümü’nü bitirerek yaptım. 1971 yılında İncirli’de rahmetli babamın o yıllardaki adıyla fabrika, şimdiki adıyla atölyesinde ilkokul birinci sınıftan itibaren ticarete başladım. Ben kireç satardım. Elmadağ’daki fabrikalardan kireç gelirdi. Ticarete öyle başladım. Ondan sonra babamın yanında uzun yıllar devam ettim. 1983 yılında kendi başıma Keçiören İncirli’de halamın arsası üzerinde yap sata başladım. 1987 yılında İş Bankası’na 105 konut yaptım. Bu arada çeşitli yap sat inşaatlarıyla birlikte 500-600 konut yaptım. 1987- 1989 yılları içinde 24-25 yaşlarında Seyhan Ceyhan ovasında 180 km drenaj işini yaptım. 1989 yılında Ankara’ya döndüğümde baba mesleği olan boru satışına geri döndüm. Ankara’da Karayalçın belediye başkanıydı ve boru konusunda büyük eksiklik vardı Ankara’da. Bu yönde yatırımlara başladık. Ankara dışında Türkiye’deki her yere, İller Bankası’na, İzmir’e, Adıyaman’a, Gaziantep’e, Antalya’ya, İstanbul’a borular gönderdik ve Türkiye’nin en büyük borucusu olduk.

* Karayalçın döneminde hangi hatlara sizin imalatınız borular döşendi?

Hemen hemen hepsini ben yaptım. Ankara’ya verilen hizmetin döşenen, borunun yüzde 90’ı benim imalatım. Biz yapmasaydık yurt dışından çok yüksek meblağlara boru alınacaktı. O dönem İngiltere’den gemilerle getirilsin teklifinde bulunulmuştu. Ben üretim yaptım, İngiltere, Amerika standardının iki kat daha üstünde kaliteli borular ürettim. Tüm Ankara’nın ana kanalları içinden araç geçen boruları bizim üretimimiz. Daha sonra Melih Bey döneminde de üretime devam ettik. Doğru yatırımla ve makine sayısındaki artışımızla maliyetleri düşürdüğümüz için yurtdışı firmalarının da rekabet şansı olmadı. Şu anda Türkiye’nin hatta Avrupa’nın en büyük borucusu oldum bu süreçte. Baba mesleğiydi zaten, kolayımıza geldi. Yaptık başardık hala devam ediyoruz. Şu anda Ankara’da E5 üzerinde Sincan’da iki tane tesisimiz var. Üç tane Türkmenistan’da tesis var. Boru işinden resmi devlet işlerine 1998 yılında girdim. Eş zamanlı olarak hem İstanbul Belediyesi’ne hem Ankara Belediyesi’nde ihalelere girmeye başladık.

Şu anda 200 köprü yapıyoruz

* Karayalçın döneminde boru satıyordunuz sadece değil mi?

Ben sadece boru sattım. Müteahhitle boru sattım. İller Bankası’nın müteahhitlerine boru sattım. Devlete hiç fatura kesmedim. Melih Bey döneminde de 98 yılına kadar devlete hiç fatura kesmedim. Önceki dönemlerde de. Onun sebebi de rahmetli dedemizin babamıza devlet çeşmesinden su içmeyin vasiyetidir. Daha sonra çeşitli nedenlerle ihalelere girmek durumunda kaldık.

1998’de devlet işlerine girdik. 2007 yılına kadar ihalelere de girdik. Çeşitli işler de yaptık. Başarılı olduğumuzu Ankara’ya, İstanbul’a hizmet ettiğimizi düşünüyorum. Hatta 2000 yılında yaptığımız bir boru hattı bir kere arıza vermemiştir. Ankara’nın eskisi gibi su kesintisi yoktur. Çamlıdere-İvedik arası çelik boru yaptık, 10 yılda bir kere dahi arıza vermedi. Gururla söylüyoruz. İnşallah onlarca yıl arıza vermeyecek. Bu arada mesleğimizle ilgili boruyla ilgili işler yaptık. Tünel makineleri getirttik. Almanya’dan İsviçre’den tünel makinesi aldım. Epey bir süre İstanbul’da iş yaptık. 2009 yılına kadar İstanbul’da çalıştı. Bir tanesi Ankara’da, büyük olanı İstanbul’da. Anadolu yakasında tüm Avrupa yakasının genelinin tünel işlerini yaptık.

* Yurtdışında yatırımlarınız var mı?

2009 yılında Türkmenistan’da yurtdışı işlerine başladık. Şu anda 200 tane köprü yapıyoruz. İlk etapta 340 milyon dolarlık bir proje. Arkasında herhalde 2010 yılında milyar doları yakalayacağız.

Türkmenistan’da gurur duyduğumuz Türk firmaları var. Protokolde üçüncü büyük firma olduk. NATANET Yapı olarak Türkmenistan’da yerel bir firmamız var. Bin 800 kilometre içinde bir güzergahta 200 tane köprü yapıyoruz. İdarenin de 200 köprü inşaatı var, onlar hala birinci köprüde biz Temmuz’da 200 köprüyü teslim etmiş olacağız. Türkiye adına faydalı olmaya çalıştık. Ülkemizi temsil etmek için uğraşıyoruz. Kötü imajı vardı Türk firmalarının, tabi hepsinin kastetmiyoruz. Çok ciddi firmalar var çok güzel işler yapan firmalar var ama bunların sayısı 20-25 tanedir. Toplamda 700’e yakın Türkmenistan’da Türk firması vardır. Bu arkadaşlarımızın çoğu sektörün dışında insanlar. Dolayısıyla bir iş aldıkları zaman hemen başlayamıyorlar. Zamanında bitiremiyorlar. Sıkıntılar yaşıyorlar. Sanki Türkmenistan kötü bir pazarmış gibi geliyor. Kimse de kusura bakmasın ama bizim Türk firmalarının hatası olarak görüyorum. İşini zamanında yapana destek oluyorlar ve yeni işler vermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bizim gittiğimizde üst düzeyde devlet erkanında bir söylem vardı. Türkleri gönderelim, bıraktıkları işleri Fransızlara, Almanlara verelim diyorlardı. Buradan 350 tır iş makinesi gönderdim. İkinci ayın sonunda bizim Türk firmalarının da başarılı olabileceğine inanmaya başladılar. Şimdi bize teşekkür ediyorlar.

Belediyeyle hiçbir ticari bağ yok

* Kamuoyunda Melih Gökçek’e yakın bir imajınız var. Seçim döneminde muhalefet tarafından isim verilerek eleştirdiğiniz dönemler oldu. Gökçek sayesinde zengin oldu diyenler de var. Ne diyeceksiniz?

Büyükşehir Belediyesi’nde ilk ihaleye 1998 yılında girdik, 2007 yılında belediyeyle iş yapmayı bıraktık. Bir yılda Türkmenistan’da yaptığımız iş dokuz yılda Ankara’da yaptığımız ihaleli işten çok daha fazla. Burada algılama hatası oldu, bizim mesleğimiz baba mesleğimiz boru işi. Ankara’daki tüm boruları benim döşediğimi sandılar. Oysa biz müteahhitlere sattık. Kanalın başında görünen her borunun yüzde 90’ı benimdi ama işi ben yapmıyordum. Kalite ve ucuzluk olduğu için benden alıyorlar. Çok fazla alternatif olan bir sektör değil. Üç dört firma var. Türkiye’nin hatta Avrupa’nın en büyük boru üreticisi de biziz. Rekabet edebilecek bir firma da şimdilik görünmüyor. Altınsoy, Karayalçın, Gökçek döneminde Ankara’nın boru ihtiyacının yüzde 90’ını biz karşılamışızdır. Hatta belediyeler kendi yapmaya kalktı, başarılı olamadılar. Hassasiyet isteyen zor bir sektör.

Melih Bey’e gelince. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ihalelerine girme konusunda, ‘Keşke girmeseymişim’ dediğim oluyor. Çünkü yaptığımız işin toplam hacminde belediyeye çok fazla bir iş yapmamamıza rağmen yaptığımızın 100 katı konuşuluyor. O rahatsız ediyor. Dolayısıyla zaman zaman keşke dost kalsaydık da hiç iş yapmasaydık dediğim oluyor.

* Özellikle yakınlığınız seçim dönemlerinde daha çok dillendiriliyor. Önümüzdeki yıl seçim yılı, endişe ediyor musunuz?

Bu dedikodular insanı yoruyor. 2007 yılından beri belediyeyle iş yapmıyoruz. Bakalım şimdi ne diyecekler? İş yapmıyorum, güç yapmıyorum. Belediyeyle hiçbir ticari bağ yok. Bundan sonra ne konuşacaklar ben de bunu merak ediyorum. Aslında şimdi de konuşacakları hiçbir şey yok da işte insanlar konuşacak şeyler üretiyorlar, çoğaltıyorlar. Gocunmuyorum da çünkü yaptığım iş ortada. 10 yılda bir boruda patlak olmamış, gururla söylüyorum. Ve dünyanın hiçbir yerinde böyle bir imalat yapılmamıştır. Firmama inanıyorum, yaptığım işin arkasındayım. Ankara’ya da hizmet ettiğimi düşünüyorum ayrıca.

* Peki Melih Bey’le dünür olacağınız söylendi bir dönem. Bu doğru mu?

Benim bir oğlum vardı, iki de kızım var. Oğlumu trafik kazasında kaybettim. İki çocuğumdan biri lise birisi üniversite öğrencisi ve bekarlar.

Dev bir eğlence parkı yapacağız

* Ankara’da eksikliğini görüp, yatırım yapmak istediğiniz başka bir alan var mı?

Ankara’nın en büyük eksikliklerinden bir tanesi bir eğlence merkezi. Bunu alışveriş merkezlerinde çözmeye çalışıyoruz. Metro ulaşımının olduğu bir noktada İstanbul yolu üzerinde bir arazimiz var. Orda 35 bin metrekarelik bir eğlence merkezi yapacağım. 7’den 70’e herkese hitap edebilecek bir eğlence merkezi planlıyorum.

* Küçük bir Disneyland mı yapmayı düşünüyorsunuz?

İnşallah. Kapalı olacak ve yaz kış kullanılacak. Şu anda Hollanda’da projelerini yaptırıyorum. Bu projelerde de mümkün olduğunca yerli malzemeler, yerli firmalar kullanacağız. Ama bazı konseptlerde tecrübelerimden dolayı yabancılarla çalışıyoruz. Kapalı alan 35 bin metrekarelik dev bir eğlence merkezi olacak. İnsanlar içine girdiğinde, kendini kaybedecek. Bu sene kasım ayı gibi kaba inşaatına başlamış oluruz. Mamak’taki inşaat ve bu eğlence merkezi inşaatıyla 5 bin 500 kişiye istihdam sağlamış oluyoruz. Bu benim en büyük kazancım. Hedefim istihdam sayısını 10 bine çıkarmak.

Çocuklarımın her ikisi de bekar

Bu dedikodular insanı yoruyor. 2007 yılından beri belediyeyle iş yapmıyoruz. Bakalım şimdi ne diyecekler? Aslında şimdi de konuşacakları hiçbir şey yok da işte insanlar konuşacak şeyler üretiyorlar, çoğaltıyorlar. Gocunmuyorum da çünkü yaptığım iş ortada. 10 yılda bir boruda patlak olmamış, gururla söylüyorum.

Ankara çocuğuyum yatırıma devam

* “Ankara’ya hizmet ediyorum ve eleştiriliyorum” diyorsunuz. Ama Ankara’da yatırımlara devam ediyorsunuz. Ankara’ya küsüp yatırım yapmayacağım dediğiniz oluyor mu?

Tabi eleştirilerden etkileniyorum ama dönüp baktığım zaman Ankaralıyım, Ankara’nın ekmeğini yedim. Ankara çocuğuyum. Ben yapmasam kim yapacak? Onun için hem Etlik’e Antares Alışveriş Merkezi’ni yaparken hem de Mamak Çöplüğü’nün karşısına kurulacak dev tesisin temelini atarken bundan gurur duydum. Bundan sonra da Ankara’da projelerim devam edecek. Yani ben bir Ankaralı olarak İzmir’e, Antalya’ya İstanbul’a yatırım yapmayı çok düşünmüyorum. Herkes kendi yöresini kalkındırsın. Eskiden dedikodulardan çok daha fazla etkileniyordum. Laf, söz rahatsızlık veriyordu. Ama alıştım şimdi. Kervan yürüyor Allah’a şükür. Onun için yola devam diyorum.

Oğlu için vakıf kuruyor

* Son zamanlarda Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün karşısında yaptırdığınız camiyle gündeme geldiniz. Bu caminin sizin için önemini anlatır mısınız?

18 yaşında üniversite 1. sınıfta okuyan oğlumu trafik kazasında kaybettim. Cami de oğlum Hasan Tanık’ın ismini taşıyor. Onun adını yaşatmak istiyordum, fiziki olarak ülkemize yakışmayan Çankaya’ya yakışmayan bir cami vardı. Kısmet oldu, bugünkü şekliyle yaptık. Devlet erkanı ve yabancı konuklar da çokça geliyor. Ülkemizin imajı açısından da mimari olarak gurur duyulacak bir cami oldu.

Şimdi oğlumun adını taşıyan bir de vakıf çalışmasına gireceğiz. Okullar, yurtlar, öğrenci yetiştirme, gibi konularda. Duyurmadan reklam, etmeden... Allah kimseye göstermesin o acıyı. Oğlumun adını yaşatmaya çalışıyorum.

 

1 Yorum

  1. murat tosun dedi ki:

    Çalışmalarından ve başarılarından gurur ve onur duymaktayız. Allah yolunu açık etsin

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.