- yapi.com.tr
- 02.06.2010
- GÜNDEM
- 592 okunma
Belediye İhalelerine Keşke Hiç Girmeseydik
Başkent’in en merak edilen isimlerinden, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e yakın olduğu iddiasıyla muhalefet tarafından eleştirilen NATA Şirketler Grubu Yönetim kurulu Başkanı Namık Tanık ilk kez Ankara Hürriyet’e konuştu, hakkında merak edilen her şeyi anlattı. Tanık, “Gökçek’le dünür olacaklar” iddialarını yalanlayarak, “İki çocuğum da
Başkent’in en merak edilen isimlerinden, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih
Gökçek’e yakın olduğu iddiasıyla muhalefet tarafından eleştirilen NATA
Şirketler Grubu Yönetim kurulu Başkanı Namık Tanık ilk kez Ankara
Hürriyet’e konuştu, hakkında merak edilen her şeyi anlattı. Tanık, “Gökçek’le
dünür olacaklar” iddialarını yalanlayarak, “İki çocuğum da bekar” dedi.
Başkent’in en merak edilen simalarından, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih
Gökçek’le yakınlığı muhalefet tarafından sık sık eleştiri konusu olan NATA
Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Namık Tanık, hakkında merak edilenleri
Ankara Hürriyet’e anlattı. Tanık, hakkında çıkan “Gökçek’le dünür oldu”,
“Belediyeye yaptığı işlerle zengin oldu” iddialarına yanıt verdi.
* Ankara’nın en çok merak ettiği isimlerden birisiniz. Sizden
dinleyelim kimdir Namık Tanık?
1964 yılında Ankara’da doğdum. Yükseliş Koleji mezunuyum. Yüksek okul
tahsilimi, Açık Öğretim Fakültesi İşletme Bölümü’nü bitirerek yaptım. 1971
yılında İncirli’de rahmetli babamın o yıllardaki adıyla fabrika, şimdiki adıyla
atölyesinde ilkokul birinci sınıftan itibaren ticarete başladım. Ben kireç
satardım. Elmadağ’daki fabrikalardan kireç gelirdi. Ticarete öyle başladım.
Ondan sonra babamın yanında uzun yıllar devam ettim. 1983 yılında kendi başıma
Keçiören İncirli’de halamın arsası üzerinde yap sata başladım. 1987 yılında İş
Bankası’na 105 konut yaptım. Bu arada çeşitli yap sat inşaatlarıyla birlikte
500-600 konut yaptım. 1987- 1989 yılları içinde 24-25 yaşlarında Seyhan Ceyhan
ovasında 180 km drenaj işini yaptım. 1989 yılında Ankara’ya döndüğümde baba
mesleği olan boru satışına geri döndüm. Ankara’da Karayalçın belediye başkanıydı
ve boru konusunda büyük eksiklik vardı Ankara’da. Bu yönde yatırımlara başladık.
Ankara dışında Türkiye’deki her yere, İller Bankası’na, İzmir’e, Adıyaman’a,
Gaziantep’e, Antalya’ya, İstanbul’a borular gönderdik ve Türkiye’nin en büyük
borucusu olduk.
* Karayalçın döneminde hangi hatlara sizin imalatınız borular
döşendi?
Hemen hemen hepsini ben yaptım. Ankara’ya verilen hizmetin döşenen, borunun
yüzde 90’ı benim imalatım. Biz yapmasaydık yurt dışından çok yüksek meblağlara
boru alınacaktı. O dönem İngiltere’den gemilerle getirilsin teklifinde
bulunulmuştu. Ben üretim yaptım, İngiltere, Amerika standardının iki kat daha
üstünde kaliteli borular ürettim. Tüm Ankara’nın ana kanalları içinden araç
geçen boruları bizim üretimimiz. Daha sonra Melih Bey döneminde de üretime devam
ettik. Doğru yatırımla ve makine sayısındaki artışımızla maliyetleri
düşürdüğümüz için yurtdışı firmalarının da rekabet şansı olmadı. Şu anda
Türkiye’nin hatta Avrupa’nın en büyük borucusu oldum bu süreçte. Baba mesleğiydi
zaten, kolayımıza geldi. Yaptık başardık hala devam ediyoruz. Şu anda Ankara’da
E5 üzerinde Sincan’da iki tane tesisimiz var. Üç tane Türkmenistan’da tesis var.
Boru işinden resmi devlet işlerine 1998 yılında girdim. Eş zamanlı olarak hem
İstanbul Belediyesi’ne hem Ankara Belediyesi’nde ihalelere girmeye başladık.
Şu anda 200 köprü yapıyoruz
* Karayalçın döneminde boru satıyordunuz sadece değil
mi?
Ben sadece boru sattım. Müteahhitle boru sattım. İller Bankası’nın
müteahhitlerine boru sattım. Devlete hiç fatura kesmedim. Melih Bey döneminde de
98 yılına kadar devlete hiç fatura kesmedim. Önceki dönemlerde de. Onun sebebi
de rahmetli dedemizin babamıza devlet çeşmesinden su içmeyin vasiyetidir. Daha
sonra çeşitli nedenlerle ihalelere girmek durumunda kaldık.
1998’de devlet işlerine girdik. 2007 yılına kadar ihalelere de girdik.
Çeşitli işler de yaptık. Başarılı olduğumuzu Ankara’ya, İstanbul’a hizmet
ettiğimizi düşünüyorum. Hatta 2000 yılında yaptığımız bir boru hattı bir kere
arıza vermemiştir. Ankara’nın eskisi gibi su kesintisi yoktur. Çamlıdere-İvedik
arası çelik boru yaptık, 10 yılda bir kere dahi arıza vermedi. Gururla
söylüyoruz. İnşallah onlarca yıl arıza vermeyecek. Bu arada mesleğimizle ilgili
boruyla ilgili işler yaptık. Tünel makineleri getirttik. Almanya’dan İsviçre’den
tünel makinesi aldım. Epey bir süre İstanbul’da iş yaptık. 2009 yılına kadar
İstanbul’da çalıştı. Bir tanesi Ankara’da, büyük olanı İstanbul’da. Anadolu
yakasında tüm Avrupa yakasının genelinin tünel işlerini yaptık.
* Yurtdışında yatırımlarınız var mı?
2009 yılında Türkmenistan’da yurtdışı işlerine başladık. Şu anda 200 tane
köprü yapıyoruz. İlk etapta 340 milyon dolarlık bir proje. Arkasında herhalde
2010 yılında milyar doları yakalayacağız.
Türkmenistan’da gurur duyduğumuz Türk firmaları var. Protokolde üçüncü büyük
firma olduk. NATANET Yapı olarak Türkmenistan’da yerel bir firmamız var. Bin 800
kilometre içinde bir güzergahta 200 tane köprü yapıyoruz. İdarenin de 200 köprü
inşaatı var, onlar hala birinci köprüde biz Temmuz’da 200 köprüyü teslim etmiş
olacağız. Türkiye adına faydalı olmaya çalıştık. Ülkemizi temsil etmek için
uğraşıyoruz. Kötü imajı vardı Türk firmalarının, tabi hepsinin kastetmiyoruz.
Çok ciddi firmalar var çok güzel işler yapan firmalar var ama bunların sayısı
20-25 tanedir. Toplamda 700’e yakın Türkmenistan’da Türk firması vardır. Bu
arkadaşlarımızın çoğu sektörün dışında insanlar. Dolayısıyla bir iş aldıkları
zaman hemen başlayamıyorlar. Zamanında bitiremiyorlar. Sıkıntılar yaşıyorlar.
Sanki Türkmenistan kötü bir pazarmış gibi geliyor. Kimse de kusura bakmasın ama
bizim Türk firmalarının hatası olarak görüyorum. İşini zamanında yapana destek
oluyorlar ve yeni işler vermek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bizim
gittiğimizde üst düzeyde devlet erkanında bir söylem vardı. Türkleri gönderelim,
bıraktıkları işleri Fransızlara, Almanlara verelim diyorlardı. Buradan 350 tır
iş makinesi gönderdim. İkinci ayın sonunda bizim Türk firmalarının da başarılı
olabileceğine inanmaya başladılar. Şimdi bize teşekkür ediyorlar.
Belediyeyle hiçbir ticari bağ yok
* Kamuoyunda Melih Gökçek’e yakın bir imajınız var. Seçim döneminde
muhalefet tarafından isim verilerek eleştirdiğiniz dönemler oldu. Gökçek
sayesinde zengin oldu diyenler de var. Ne diyeceksiniz?
Büyükşehir Belediyesi’nde ilk ihaleye 1998 yılında girdik, 2007 yılında
belediyeyle iş yapmayı bıraktık. Bir yılda Türkmenistan’da yaptığımız iş dokuz
yılda Ankara’da yaptığımız ihaleli işten çok daha fazla. Burada algılama hatası
oldu, bizim mesleğimiz baba mesleğimiz boru işi. Ankara’daki tüm boruları benim
döşediğimi sandılar. Oysa biz müteahhitlere sattık. Kanalın başında görünen her
borunun yüzde 90’ı benimdi ama işi ben yapmıyordum. Kalite ve ucuzluk olduğu
için benden alıyorlar. Çok fazla alternatif olan bir sektör değil. Üç dört firma
var. Türkiye’nin hatta Avrupa’nın en büyük boru üreticisi de biziz. Rekabet
edebilecek bir firma da şimdilik görünmüyor. Altınsoy, Karayalçın, Gökçek
döneminde Ankara’nın boru ihtiyacının yüzde 90’ını biz karşılamışızdır. Hatta
belediyeler kendi yapmaya kalktı, başarılı olamadılar. Hassasiyet isteyen zor
bir sektör.
Melih Bey’e gelince. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ihalelerine girme
konusunda, ‘Keşke girmeseymişim’ dediğim oluyor. Çünkü yaptığımız işin toplam
hacminde belediyeye çok fazla bir iş yapmamamıza rağmen yaptığımızın 100 katı
konuşuluyor. O rahatsız ediyor. Dolayısıyla zaman zaman keşke dost kalsaydık da
hiç iş yapmasaydık dediğim oluyor.
* Özellikle yakınlığınız seçim dönemlerinde daha çok
dillendiriliyor. Önümüzdeki yıl seçim yılı, endişe ediyor musunuz?
Bu dedikodular insanı yoruyor. 2007 yılından beri belediyeyle iş yapmıyoruz.
Bakalım şimdi ne diyecekler? İş yapmıyorum, güç yapmıyorum. Belediyeyle hiçbir
ticari bağ yok. Bundan sonra ne konuşacaklar ben de bunu merak ediyorum. Aslında
şimdi de konuşacakları hiçbir şey yok da işte insanlar konuşacak şeyler
üretiyorlar, çoğaltıyorlar. Gocunmuyorum da çünkü yaptığım iş ortada. 10 yılda
bir boruda patlak olmamış, gururla söylüyorum. Ve dünyanın hiçbir yerinde böyle
bir imalat yapılmamıştır. Firmama inanıyorum, yaptığım işin arkasındayım.
Ankara’ya da hizmet ettiğimi düşünüyorum ayrıca.
* Peki Melih Bey’le dünür olacağınız söylendi bir dönem. Bu doğru
mu?
Benim bir oğlum vardı, iki de kızım var. Oğlumu trafik kazasında kaybettim.
İki çocuğumdan biri lise birisi üniversite öğrencisi ve bekarlar.
Dev bir eğlence parkı yapacağız
* Ankara’da eksikliğini görüp, yatırım yapmak istediğiniz başka bir
alan var mı?
Ankara’nın en büyük eksikliklerinden bir tanesi bir eğlence merkezi. Bunu
alışveriş merkezlerinde çözmeye çalışıyoruz. Metro ulaşımının olduğu bir noktada
İstanbul yolu üzerinde bir arazimiz var. Orda 35 bin metrekarelik bir eğlence
merkezi yapacağım. 7’den 70’e herkese hitap edebilecek bir eğlence merkezi
planlıyorum.
* Küçük bir Disneyland mı yapmayı düşünüyorsunuz?
İnşallah. Kapalı olacak ve yaz kış kullanılacak. Şu anda Hollanda’da
projelerini yaptırıyorum. Bu projelerde de mümkün olduğunca yerli malzemeler,
yerli firmalar kullanacağız. Ama bazı konseptlerde tecrübelerimden dolayı
yabancılarla çalışıyoruz. Kapalı alan 35 bin metrekarelik dev bir eğlence
merkezi olacak. İnsanlar içine girdiğinde, kendini kaybedecek. Bu sene kasım ayı
gibi kaba inşaatına başlamış oluruz. Mamak’taki inşaat ve bu eğlence merkezi
inşaatıyla 5 bin 500 kişiye istihdam sağlamış oluyoruz. Bu benim en büyük
kazancım. Hedefim istihdam sayısını 10 bine çıkarmak.
Çocuklarımın her ikisi de bekar
Bu dedikodular insanı yoruyor. 2007 yılından beri belediyeyle iş yapmıyoruz.
Bakalım şimdi ne diyecekler? Aslında şimdi de konuşacakları hiçbir şey yok da
işte insanlar konuşacak şeyler üretiyorlar, çoğaltıyorlar. Gocunmuyorum da çünkü
yaptığım iş ortada. 10 yılda bir boruda patlak olmamış, gururla söylüyorum.
Ankara çocuğuyum yatırıma devam
* “Ankara’ya hizmet ediyorum ve eleştiriliyorum” diyorsunuz. Ama
Ankara’da yatırımlara devam ediyorsunuz. Ankara’ya küsüp yatırım yapmayacağım
dediğiniz oluyor mu?
Tabi eleştirilerden etkileniyorum ama dönüp baktığım zaman Ankaralıyım,
Ankara’nın ekmeğini yedim. Ankara çocuğuyum. Ben yapmasam kim yapacak? Onun için
hem Etlik’e Antares Alışveriş Merkezi’ni yaparken hem de Mamak Çöplüğü’nün
karşısına kurulacak dev tesisin temelini atarken bundan gurur duydum. Bundan
sonra da Ankara’da projelerim devam edecek. Yani ben bir Ankaralı olarak
İzmir’e, Antalya’ya İstanbul’a yatırım yapmayı çok düşünmüyorum. Herkes kendi
yöresini kalkındırsın. Eskiden dedikodulardan çok daha fazla etkileniyordum.
Laf, söz rahatsızlık veriyordu. Ama alıştım şimdi. Kervan yürüyor Allah’a şükür.
Onun için yola devam diyorum.
Oğlu için vakıf kuruyor
* Son zamanlarda Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün karşısında yaptırdığınız
camiyle gündeme geldiniz. Bu caminin sizin için önemini anlatır
mısınız?
18 yaşında üniversite 1. sınıfta okuyan oğlumu trafik kazasında kaybettim.
Cami de oğlum Hasan Tanık’ın ismini taşıyor. Onun adını yaşatmak istiyordum,
fiziki olarak ülkemize yakışmayan Çankaya’ya yakışmayan bir cami vardı. Kısmet
oldu, bugünkü şekliyle yaptık. Devlet erkanı ve yabancı konuklar da çokça
geliyor. Ülkemizin imajı açısından da mimari olarak gurur duyulacak bir cami
oldu.
Şimdi oğlumun adını taşıyan bir de vakıf çalışmasına gireceğiz. Okullar,
yurtlar, öğrenci yetiştirme, gibi konularda. Duyurmadan reklam, etmeden... Allah
kimseye göstermesin o acıyı. Oğlumun adını yaşatmaya çalışıyorum.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
Çalışmalarından ve başarılarından gurur ve onur duymaktayız. Allah yolunu açık etsin