“Barış Piramidi” ya da Sınırları Zorlamak
Hugh Pearman, Kazakistan’ın başkenti Astana’da Foster & Partners ve Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan “Barış Piramidi” (Pyramid of Peace) ziyaretiyle ilgili izlenimlerini aktarıyor:
Hugh Pearman, Kazakistan’ın başkenti Astana’da Foster & Partners ve Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan “Barış Piramidi” (Pyramid of Peace) ziyaretiyle ilgili izlenimlerini aktarıyor:
Hugh Pearman, Kazakistan’ın başkenti Astana’da Foster & Partners ve Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan “Barış Piramidi” (Pyramid of Peace) ziyaretiyle ilgili izlenimlerini aktarıyor:
Birçok Foster binası görmeme rağmen, 62 metre yüksekliğindeki bu platonik nesne bunlardan en çok merak uyandıranı. Daha önceleri adı pek de bilinmeyen bir eski Sovyet Cumhuriyeti’nin tam ortasında bulunan bu piramit pekçok yönden merak uyandırıyor. Piramidi tamamlanması planlanan tarihe bir hafta kala görme fırsatım oldu. Yüzlerce Kazak ve Türk işçinin yanısıra, pekçoğu kadın olan tasarımcılar, işleri hızlandırabilmek için asker gibi çalışıyorlardı. Hummalı bir çalışmanın sürdüğü yapı siz bu satırları okuduğunuzda tamamlanmış ve bir cennete dönüşmüş olacak. Zaten binanın temelleri tamamen barış, sevgi ve anlayış üzerine kurulu. Unutmadan, içinde bir de opera salonu bulunuyor.
Bu güçlü ve kült bir figür olan Foster mesafeli biridir. Benzer birşeyi Başkan Nursultan Nazarbayev için de söylemek olası. Başkanın küçük portrelerine tüm iç mekânlarda rastlanabiliyor, ancak, bunlar açık alanlarda ve devasa boyutlarda değil. Muhalefet partileri bu bölgede çok ilerleyemiyor, çünkü istikrarın ödüllendirildiği hassas bir ortam sözkonusu. Bir Türk gözlemcinin de yorumladığı gibi, “burada başkan için altın heykeller dikilmiyor”. Ancak Başkanın altın parmak izi kentin gözlem kulesinin en üst seviyesine yerleştirilmiş ve burası, yeni evli çiftlerin kendilerine şans getirmesi için uğradıkları bir yer haline gelmiş. Bazıları ise Başkanın, piramidi gelecekteki mozolesi olarak yaptırdığını düşünüyor.
Astana’daki Sovyet sonrası dönemin binalarının büyük bir bölümü, şaşırtıcı şekilde Stalin dönemi benzeri klasik yapılar. Geri kalanların büyük bölümü ise, 1980’lerin batılı postmodernizmine öykünmelerden oluşuyor. Bütün bunlar, Japon mimar Kisho Kurokawa tarafından 1998’de tasarlanan master planda yerlerini buluyor. Sovyet ordusundan kalma dev Kamaz kamyonları, lüks Mercedesler ve BMW’lerle aynı geniş yolları paylaşıyor. Henüz bütün bunları biraraya getiren bir bağ olduğunu söylemek mümkün değil. Ancak önümüzdeki 15 yılın planlarına baktığımda, burasının Nazarbayev versiyonu bir Brasilia ya da Canberra olması olası.
Piramidi takiben, yakında, Foster’ın kentin diğer ucunda en az onun kadar büyük bir başka projesi daha hayata geçirilecek. Bu, membran bir çatı altında bütün yıl hizmet verebilecek bir eğlence merkezi olacak. Foster, bölgeye hizmet verebilmek üzere İstanbul’da bir de ofis açtı.
Bu merkezi alanda, opera salonunun dairesel cam tavanının üçgen parçalarının üzerinde yürüyebiliyorsunuz. Ayağınızın altında klasik at nalı şeklinde, iki katlı balkonları olan, iç ve dışında sıcak ahşap malzemenin kullanıldığı geleneksel bir salon görüyorsunuz. Projenin ileri aşamalarında at nalına çevrilen plan nedeniyle sahne boşluğu piramide sığacak şekilde insana sıkışıklık hissi veren bir biçimde küçültülmüş. Binaya tırmandıkça, herşeyin giderek daha az geleneksel olduğunu görmeye başlıyorsunuz. Öncelikle ofislere ve müzeye ayrılmış daha okunaklı katlardan geçiyorsunuz, daha sonra özel etkinlikler için ayrılmış üçgen prizma biçiminde iki kat yüksekliğindeki odalara rastlıyorsunuz. Daha sonra mekân yukarıya doğru yükselirken, asma çiçeklerle süslenmiş duvarları izleyerek rampaları tırmanıyorsunuz. Zirvedeki mistik odaya ulaştığınızda, Clarke’ın kanat çırpan güvercin figürleri işlenmiş vitraylarından süzülen ve Kazak milli renklerini taşıyan mavi- sarı ışıkla karşılaşıyorsunuz. Soyutlamalarıyla tanınan bir sanatçı olan Clarke için, bu, oldukça değişik bir çalışma. 
Bu mekânda, dünya dinlerinin 18’inin temsilcisi, aşağıdaki avluya ışık süzülmesini sağlayan bir göz şeklindeki dairenin etrafında buluşacaklar. Foster’a ne denilirse densin, mimari bir sahne kurmak konusundaki ustalığını kimse inkâr edemez.
yapmacık duruyor olabilir ama benim ödevimde bana çok yardım etti teşekkürler
ne kadar yapmacık duruyor.gerçek piramitlerin yerini tutamaz