- yapi.com.tr
- 11.12.2006
- GÜNDEM
- 2 okunma
Atıklar Ortada Kaldı
OZAN YAYMAN
İzmir'in tehlikeli atıkları sürüncemede kaldı. İl genelinde hangi miktarda tehlikeli atık olduğuna dair ciddi bir envanter çalışmas
İzmir'in tehlikeli atıkları sürüncemede kaldı. İl genelinde hangi miktarda tehlikeli atık olduğuna dair ciddi bir envanter çalışması yok. Soruna çözüm bulması beklenen kurumların her biri, yetkinin diğerinde olduğunu savunuyor. Mevcut tablo uzun yıllardan bu yana tehlikeli atık olgusuyla yaşayan kentlilerin daha ne kadar bu zehirli kimyasallarla baş başa kalacağı konusunda ip ucu dahi vermiyor. Soruna çözüm bulması beklenen Çevre ve Orman İl Müdürlüğü ile İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri "Biz söyleyeceğimizi söyledik" diyerek bir diğerinin harekete geçmesini bekliyor.
Türkiye'de yılda 2 milyon ton tehlikeli atık üretildiği resmi raporlara yansımış durumda olsa da, uzmanlar bu oranın çok daha yukarılarda olduğunu vurguluyor. Ülkenin tek bertaraf tesisi İzmit'te kurulu "İZAYDAŞ" tesisi. Burasının da yıllık bertaraf kapasitesi 35 bin ton. Tehlikeli atıkların İzmir'de kamuoyunun yeniden gündemine gelmesine etken de, İZAYDAŞ'ın daha önceden yaptığı anlaşmalar dışında herhangi bir tesisten bertaraf amaçlı atık almayacağını duyurması oldu. Bu açıklamanın ardından kentin dinamikleri tehlikeli atıkların farkına vardı ve çözüm yolları aranmaya başlandı.
Gözler ilk olarak Çevre ve Orman Müdürlüğü'ne çevrildi. Tehlikeli atıkların bertarafı konusunda öncelikli sorumluluğu olduğu savunulan müdürlüğün, "Yetki tamamen yerel yönetimde" yönündeki açıklaması soru işaretleri yarattı. İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri de bunun üzerine konuyla ilgili yasa maddelerinden örnekler vererek, sorumluluğun Çevre ve Orman İl Müdürlüğü'nde olduğunu savundular. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Yıldız Sezgin, büyükşehir belediyelerinin sanayi atıklarını ve tehlikeli atıkları denetlemesine yönelik bir görev, yetki ve sorumluluğu olmadığını anımsatarak, "Denetim ve ceza verme yetkisi Çevre ve Orman Bakanlığı'na, dolayısıyla Çevre ve Orman İl Müdürlüğü'ne aittir" açıklamasını yaptı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da, konunun ilk gündeme geldiği dönemde yaptığı "Kimse sorumluluğu bizim üzerimize atmaya kalkmasın" açıklamasını anımsatarak, "Biz konuyla ilgili her türlü açıklamayı yaptık. Sözümüzü söyledik. Bunun dışında başka bir açıklamamız olamaz" dedi.
Gelişmeler üzerine Çevre ve Orman İl Müdürü Osman Tatar suskunluğunu bozmazken tarafı olduğu kurum adına açıklama bakanlıktan geldi. Buna göre her türlü tehlikeli atığı bertaraf etmesi gereken kurumun büyükşehir belediyesi olduğu savunul du.
Kurumlar sorumluluğun kendilerinde olmadığına dair açıklama yaparken sadece Aliağa'daki demir çelik tesislerinin bacalarından saatte 150 ton tehlikeli atık çevreye karışmaya devam ediyor. Çevre ve Orman İl Müdürlüğü tarafından kısa bir süre önce yapılan "Aliağa'da 10 milyon ton cüruf var" açıklaması da güncelliğinden bir şey kaybetmedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Enver Küçükgül , atıkların önemli miktarının belediyelerinin çöplük alanlarına döküldüğü vurgulayarak, "Ortada milyon rakamlarıyla ifade edilen atık var, ama bunu bertaraf edecek uygulama yok" diyerek durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Küçükgül, yasalardaki "muğlak" ifadeler nedeniyle bakanlık ve yerel yönetim arasında yetki karmaşası yaşandığını söyleyerek, "Bakanlık, evsel atıkları toplayan belediyeye tehlikeli atıkları da yıkmak istiyor. Yönetmeliklerde boşluk var ve sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Dikkat edilmesi gereken bir konu da, atıkları üretenin de bertaraf aşamasında sorumluluğu olduğudur. Üretene de bir takım sorumluluklar yükleniyor ve buna değinilmiyor. Sanayicinin de elini taşın altına sokması gerekmektedir" diyor. Yrd. Doç. Dr. Küçükgül, uzun vadede ise sorunun daha az atık çıkaracak yeni teknolojilere girişmekle çözüm bulacağını belirtiyor.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap