- yapi.com.tr
- 23.12.2009
- GÜNDEM
- 2 okunma
Asıl Patron (Yerküre) Kopenhag’a Davetli Olmazsa...
Kopenhag İklim Değişikliği Konferansı sona erdi. 12 gün süren görüşmeler sonunda tam anlamıyla “Dağ fare doğurdu”. Ortaya çıkan sonuç aslında beklenildiği gibi. Son derece zayıf hedefler, bağlayıcılığı olmayan cılız bir mutabakat.
Kopenhag İklim Değişikliği Konferansı sona erdi. 12 gün süren görüşmeler
sonunda tam anlamıyla “Dağ fare doğurdu”. Ortaya çıkan sonuç aslında
beklenildiği gibi. Son derece zayıf hedefler, bağlayıcılığı olmayan cılız bir
mutabakat.
Görüşmeler başladığında İstanbul’daydım. Bitişine bir iki gün kala Paris’e
geldim. Hâlâ oradayım. Ne Türkiye’de ne de Fransa’da sokaktaki insana Kopenhag
zirvesi dokunmamış bile. Herkes tam gaz tüketim peşinde. Noel ve Yılbaşı
alışverişlerinde... Zirvenin sonuçları kimsenin henüz derdi değil anlaşılan.
Başarısızlığın temel nedeni 192 kişiyi bir masa etrafında toplamak. Bu kadar
kalabalıktan karmaşa dışından ne bekleyebilirdik ki? Üstelik hepsi de kendi
hükümetlerinin ve ülkelerinin çıkarlarını ön planda tutan siyaset liderleri.
Oysa Kopenhag’da masaya yatırılan konular, yerkürenin ısınması, kutuplardaki
erimeler, su seviyelerinin yükselmesi, canlı türlerinin yok oluşu...
Anlayacağınız siyasetin klasik çizgisini aşan bir konu....
Le Monde gazetesi Stanford Üniversitesi’nden felsefeci Michel Serres’in
Kopenhag zirvesinin sonuçları hakkındaki görüşlerini yayımladı. Saptamalar hayli
ilginç.
Son dönemin en popüler felsefecilerinden olan Serres birkaç ay önce
yayımlanan son kitabında (Temps Des Cerises) siyaset arenasında artık yerkürenin
en temel aktörlerden biri olarak sahne almak zorunda olduğunu yazmıştı. Şimdi de
“150 yılı aşkın bir süre dünyada siyasi yelpazenin hem solunda hem de sağında en
yaygın ve keskin söylem toplumların temel altyapısını ekonominin oluşturduğu
şeklindeydi. Aslında ekonominin öteki parametrelerle eşit ağırlığa sahip olduğu
daima yadsındı. Yaşanan son küresel finansal krizi ise zaten daha önce başlayan
derin kırılma noktalarının dışavurumu...” diyor. Serres’e göre bu kırılmaların
en derini köylü ve çiftçi nüfusunun azalması ile başladı. 20. yüzyılın başında
bırakın Doğu’yu, Batı’da bile nüfusun yüzde 60-65’i köylü idi. 2000 yılına
gelindiğinde ise Batı nüfusunun sadece yüzde 1.8’i köylü. Bu değişimin
insanların yaşam tarzlarına, tüketim alışkanlıklarına etkisine teknoloji
sayesinde insan ömrünün uzaması da eklenince ortaya çıkan sonuç karşımızda.
Çözüm ise iklim ve çevre sorunlarının yalnızca liderlere bırakılmayacak kadar
önemli olduğu. Serres, “192 liderin bir masa etrafında toplanmasının gerisinde
hükümetlerarası bilim insanlarının iklim değişikliği üzerinde çalışmaları,
raporları bulunuyor. Dolayısıyla oyunun içinde 2 farklı grup var: Bilgiye sahip
olan ancak ‘seçilmemiş’ uzmanlar bir yanda, ‘seçilmişler’ ancak bilgiye sahip
olmayanlar diğer yanda. İlerleyebilmek için bu iki profilin yani, bilim
insanları ile siyasetçilerin bir karması gerekiyor” diyor.
Bu sözler, zirvenin bir noktasında Venezüella lideri Hugo Chavez’in “eğer
iklim bir banka olsaydı. Şimdiye kadar çoktan kurtarmışlardı” saptamasının ne
kadar yerinde olduğunu göstermiyor mu?
Liderler iklimi yönetemedi. Ancak umutsuz olma lüksümüz yok. Ayrıca korkunç
bir karamsarlığa da gerek yok. Zira “düşük karbon ekonomisi” ya da “yeşil
ekonomi” artık toplumların ve özel sektörün lügatına girdi. Teknolojinin ve
üretimin çevre odaklı olması yönünde baskılar her yönden giderek artıyor.
Bu arada şunu da söylemeden geçmeyelim. Zirveden çıkan belki de tek iyi
karar, gelişmiş ülke devletlerinin, gelişmekte olan ülkelerin iklim
değişikliğiyle mücadeleleri için fon sağlamaları oldu. 2010-2012 arasında yıllık
30 milyar dolar, ardından 2020’ye dek yıllık 100 milyar dolarlık fon sağlanacak.
Ve bu konuda çalışacak ve denetimi sağlayacak bir İklim Fonu kurulacak. Ülkeler
bu yardımla, sera gazı salımlarını azaltacak teknolojileri benimseyecek,
ormansızlaştırmayı azaltacak ve ülkelerini iklim değişikliğinin etkilerine
hazırlamaya çalışacak.
Haberi sosyal medyada paylaşın.
0 Yorum
Yorum Yap