Mezopotamya, üretici toplum modelinin ilk ortaya çıkmaya
başladığı ve daha sonra dünyaya yayıldığı varsayılan yerdir. Dicle ve Fırat
nehirleri arasındaki Mezopotamya topraklarının verimli olması her kesimin yönünü
buraya çevirmesine ve buranın cazibe merkezi haline gelmesine neden oldu. Bu
cazibe, birçok sorunu doğurdu. İnsanlar siyasal, sosyal, kültürel, dinsel,
felsefik, ekonomik ve tarımsal ilk modelleri bu verimli bölgede
gerçekleştirdi.
Mezopotamya bölgesinde birçok halk birlikte yaşadı. Sümerler, Akadlar, Babiller, Asurlar, Kürtler, Ermeniler, Türkler, Süryaniler, Keldaniler, Araplar, Ezidiler, Partlar vb... Kozmopolit bir yapıya sahip olmasından dolayı sürekli sorunlar ile boğuştu. Geçiş güzergâhında olduğu için istilalara maruz kaldı. Nitekim bu istilalar Mezopotamya’nın ekolojik dengesini bozdu ve sömürge toprakları haline gelmesine neden oldu. Her türlü tarım ürününün yetişmesi, yeraltı ile yerüstü kaynaklarının bol olması ve tarihsel bir geçmişe sahip olması nedeniyle, kapitalist güçler bu topraklar üzerindeki tahakkümünü her dönem artırmaya çalıştı.
Mezopotamya coğrafyasında varolan sorunlar dünyanın genelini etkiledi. Özellikle ticaret kolonilerinin oluşmaya başlamasıyla (MÖ 2500-2000) beraber çatışmalar arttı ve kaotik bir dönem kendini gösterdi. Bu kaotik durum hâlâ devam ediyor. Özelde Ortadoğu, genelde dünya halkları, kapitalist üretim ve tüketim ilişkilerinden olumsuz etkileniyor. Ortadoğu ve Mezopotamya bu durumdan en çok etkilenenlerden. Son dönemdeki politikalarla birlikte küresel kapitalizm iyiden iyiye azmaya başladı, ezilen halklar daha çok ezildi ve yoksul olan kesim daha da yoksullaştırıldı. Kapitalist tüketim kültürü karşısında halklar, bireyler, inisiyatifler, toplumsal örgütlenmeler, sendikalar ve yerel ağlar da direniş göstermeye başladılar.
Dokuz başlık
Farklı halk gerçekliklerini reddeden merkeziyetçi, teokratik yapılar Ortadoğu’yu halklar mezarlığına dönüştürdü. Teokratik yapıların çözümü için Batı’dan dayatılan kapitalist modernite ile ulus-devlet modelleri, Ortadoğu’yu ve Mezopotamya’yı demokratikleştiremediği gibi bir istikrara da kavuşturamadı. Bu tespitten yola çıkarak Mezopotamya ve Ortadoğu halklarının ekonomik, sosyal, kültürel, demokratik ilişki zemininin önündeki engellerin kaldırılması için 20 Aralık 2008’de antikapitalist kurumlaşmalar biraraya gelip kendilerini Mezopotamya Sosyal Forumu olarak deklare ettiler.
25-30 Eylül 2009 tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleştirilecek olan forum, öncelikle Ortadoğu’da yer alan ve bu sürece katkıda bulunmak isteyen inisiyatifleri, taban örgütlenmelerini, girişimleri, bireyleri, sivil toplum örgütlerini, sanatçıları, kolektifleri, kooperatifleri, antikapitalist oluşumları dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, sürece dahil olmak isteyen herkesi davet eder.
Mezopotamya Sosyal Forumu’nun hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Dünyanın bütün bölgelerinden katılımcılar davet ediliyor. Forum için yapılan tartışmalar sonucu, dokuz başlık belirlendi. Bu başlıklar bireylere, kurulumlara, sivil toplum örgütlerine, inisiyatiflere ve sendikalara gönderildi. Başlıklar şöyle: 1- Kalkınma miti, alternatif üretim modelleri ve ekoloji, 2- Öz yönetim temelinde yerinden yönetim ve komünalizm, 3- Emperyalist küreselleşme çıkmazı ve seçenekler, 4- Ortadoğu’da halklar, bölünmüşlük ve dayanışma, 5- Militarizm, sivilleşme ve sivil itaatsizlik deneyimleri, 6- Ortadoğu’da kültürel dönüşümler ve yaratıcıları, 7- Tarihin cinsiyeti ve uygarlık sorunsalında kadın, 8- Toplumun değişim ve dönüşüm dinamiği: Gençlik, 9- Geleceğin doğru inşası için geçmişle yüzleşme/Süregelen hak ihlalleri.
Mezopotamya Sosyal Forumu’na Latin Amerika, Ortadoğu, Avrupa ve Türkiye’nin birçok bölgesinden aydın, yazar ve akademisyenler katılacak. Mezopotamya Sosyal Forumu, Ortadoğu’daki ilk sivil buluşma olmasından dolayı ayrı bir önem teşkil ediyor. Ayrıca Kürt sorununun çözüm tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştirilmesi Mezopotamya Sosyal Forumu’nun önemini daha da artırıyor. Son olarak Mezopotamya Sosyal Forumu hakkında bilgi almak, iletişime geçmek ve seminer önerisi sunmak isteyen kişi ve kuruluşlar bu adresler üzerinden bizimle iletişime geçebilirler. msfamed@gmail.com, www.msf.web.tr
CUMA KARAKUŞ:Mezopotamya Sosyal Forumu aktivisti
Mezopotamya bölgesinde birçok halk birlikte yaşadı. Sümerler, Akadlar, Babiller, Asurlar, Kürtler, Ermeniler, Türkler, Süryaniler, Keldaniler, Araplar, Ezidiler, Partlar vb... Kozmopolit bir yapıya sahip olmasından dolayı sürekli sorunlar ile boğuştu. Geçiş güzergâhında olduğu için istilalara maruz kaldı. Nitekim bu istilalar Mezopotamya’nın ekolojik dengesini bozdu ve sömürge toprakları haline gelmesine neden oldu. Her türlü tarım ürününün yetişmesi, yeraltı ile yerüstü kaynaklarının bol olması ve tarihsel bir geçmişe sahip olması nedeniyle, kapitalist güçler bu topraklar üzerindeki tahakkümünü her dönem artırmaya çalıştı.
Mezopotamya coğrafyasında varolan sorunlar dünyanın genelini etkiledi. Özellikle ticaret kolonilerinin oluşmaya başlamasıyla (MÖ 2500-2000) beraber çatışmalar arttı ve kaotik bir dönem kendini gösterdi. Bu kaotik durum hâlâ devam ediyor. Özelde Ortadoğu, genelde dünya halkları, kapitalist üretim ve tüketim ilişkilerinden olumsuz etkileniyor. Ortadoğu ve Mezopotamya bu durumdan en çok etkilenenlerden. Son dönemdeki politikalarla birlikte küresel kapitalizm iyiden iyiye azmaya başladı, ezilen halklar daha çok ezildi ve yoksul olan kesim daha da yoksullaştırıldı. Kapitalist tüketim kültürü karşısında halklar, bireyler, inisiyatifler, toplumsal örgütlenmeler, sendikalar ve yerel ağlar da direniş göstermeye başladılar.
Dokuz başlık
Farklı halk gerçekliklerini reddeden merkeziyetçi, teokratik yapılar Ortadoğu’yu halklar mezarlığına dönüştürdü. Teokratik yapıların çözümü için Batı’dan dayatılan kapitalist modernite ile ulus-devlet modelleri, Ortadoğu’yu ve Mezopotamya’yı demokratikleştiremediği gibi bir istikrara da kavuşturamadı. Bu tespitten yola çıkarak Mezopotamya ve Ortadoğu halklarının ekonomik, sosyal, kültürel, demokratik ilişki zemininin önündeki engellerin kaldırılması için 20 Aralık 2008’de antikapitalist kurumlaşmalar biraraya gelip kendilerini Mezopotamya Sosyal Forumu olarak deklare ettiler.
25-30 Eylül 2009 tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleştirilecek olan forum, öncelikle Ortadoğu’da yer alan ve bu sürece katkıda bulunmak isteyen inisiyatifleri, taban örgütlenmelerini, girişimleri, bireyleri, sivil toplum örgütlerini, sanatçıları, kolektifleri, kooperatifleri, antikapitalist oluşumları dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, sürece dahil olmak isteyen herkesi davet eder.
Mezopotamya Sosyal Forumu’nun hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Dünyanın bütün bölgelerinden katılımcılar davet ediliyor. Forum için yapılan tartışmalar sonucu, dokuz başlık belirlendi. Bu başlıklar bireylere, kurulumlara, sivil toplum örgütlerine, inisiyatiflere ve sendikalara gönderildi. Başlıklar şöyle: 1- Kalkınma miti, alternatif üretim modelleri ve ekoloji, 2- Öz yönetim temelinde yerinden yönetim ve komünalizm, 3- Emperyalist küreselleşme çıkmazı ve seçenekler, 4- Ortadoğu’da halklar, bölünmüşlük ve dayanışma, 5- Militarizm, sivilleşme ve sivil itaatsizlik deneyimleri, 6- Ortadoğu’da kültürel dönüşümler ve yaratıcıları, 7- Tarihin cinsiyeti ve uygarlık sorunsalında kadın, 8- Toplumun değişim ve dönüşüm dinamiği: Gençlik, 9- Geleceğin doğru inşası için geçmişle yüzleşme/Süregelen hak ihlalleri.
Mezopotamya Sosyal Forumu’na Latin Amerika, Ortadoğu, Avrupa ve Türkiye’nin birçok bölgesinden aydın, yazar ve akademisyenler katılacak. Mezopotamya Sosyal Forumu, Ortadoğu’daki ilk sivil buluşma olmasından dolayı ayrı bir önem teşkil ediyor. Ayrıca Kürt sorununun çözüm tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştirilmesi Mezopotamya Sosyal Forumu’nun önemini daha da artırıyor. Son olarak Mezopotamya Sosyal Forumu hakkında bilgi almak, iletişime geçmek ve seminer önerisi sunmak isteyen kişi ve kuruluşlar bu adresler üzerinden bizimle iletişime geçebilirler. msfamed@gmail.com, www.msf.web.tr
CUMA KARAKUŞ:Mezopotamya Sosyal Forumu aktivisti

0 Yorum
Yorum Yap