Yapı Sektörünün Haber Portalı

Alın Size Depremle Yaşamaya Alışma Gerçeği

Yine deprem üzerine felaket tellallığı başladı. Yine hocalar, profesörler tabii, bir de deprem uzmanları –artık ne demekse- gazetelerde üç satır haberleri çıksın, bir-iki küçük resimleri görünsün diye fikirlerini ortalarda uçuşturuyorlar. Ama hepsi ayrı telden çalıyor. Gündem olsunlar da, nasıl olurlarsa olsunlar; halk paniğe kapılıyormuş,

Alın Size Depremle Yaşamaya Alışma Gerçeği
Yine deprem üzerine felaket tellallığı başladı. Yine hocalar, profesörler tabii, bir de deprem uzmanları –artık ne demekse- gazetelerde üç satır haberleri çıksın, bir-iki küçük resimleri görünsün diye fikirlerini ortalarda uçuşturuyorlar. Ama hepsi ayrı telden çalıyor. Gündem olsunlar da, nasıl olurlarsa olsunlar; halk paniğe kapılıyormuş, korkuyormuş kimin umurunda.

"Ayrı telden çalıyorlar" dedim ya, hepsinin ortaklaşa ağızlarına sakız ettikleri tek bir laf var, o da "deprem gerçeği ile yaşamaya alışmak". İşte ben de bu lafa taktım. 99 depreminden sonra pek sevgili hocamız Ahmet Mete Işıkkara gündemimize sokmuştu bu kavramı. O zaman da anlam verememiştim, deprem gerçeği ile yaşamaya, şimdi de…

Düşünsenize, 30-35 sene çalışıp, didiniyorsunuz, dişinizden, tırnağınızdan artırıp sonunda bir ev sahibi oluyorsunuz; sonra birileri çıkıp, "evinizin bulunduğu apartman depreme dayanıklı değil, deprem gerçeği ile yaşamaya alışmalısın arkadaş" diyor. Ne olacak şimdi? Adamcağızın, "Peki, bu gerçekle yaşamaya alışıyorum ve evimi terk ediyorum" demesini herhalde beklemiyorsunuz. Önünde de bir 30-40 yıl daha çalışacağı zaman yok ki, yeni bir ev alsın. Cebine para koymadığınıza, destek olmadığınıza, devlet de bir şey yapmadığına göre… Nasıl alıştıracaksınız bu adamı deprem gerçeği ile yaşamaya. İşte bu laf bu kadar anlamsız, bu kadar içi boş.

Zorunlu deprem sigortası
Ben size deprem gerçeği ile yaşamanın en mesnetli, bugün için de en olabilir, en mantıklı yolunun ne olduğunu söyleyeyim mi? Sigorta… Maalesef bu gerçeği hocalarından profesörlerine, devlet büyüklerine kadar herkes bilmesine rağmen bir Allah’ın kulu söylemiyor.

Bakın, 1999’daki depremin hemen ardından bu ülkede "zorunlu deprem sigortası" uygulamaya girdi. Hoş, aradan altı yıl geçmesine rağmen uygulamanın "zorunlu" tarafı bir türlü işlemedi ama, "deprem sigortası" tıkır tıkır yürüyor. Peki, niye böyle bir uygulama başlatıldı?

O büyük depremde görüldü ki, yüzbinlere varan konut yıkıldı, insanlar açıkta kaldı. Yine görüldü ki, bu insanlar "başımıza bir gün böyle bir felaket gelir de, sokakta kalırsak biz ne yaparız?" diye düşünüp, kendilerine güvence almayı akıl edememişler. Ülke olarak da hazırlıksız yakalandığımızdan –ki, hazırlıklı olsaydık ne değişecekti o da ayrı hikaye- sağa-sola el açıp, yardım dilendik ama aldığımız, dişimizin kovuğuna bile yetmedi.

Ya büyük bir felaket daha yaşarsak…
O zaman, gelişmiş ülkelerin bu işi nasıl çözdüğüne baktık, daha doğrusu avuç açtığımız ülkeler bize baktırttı; "evet, ölüme yapacak bir şey yok ama, hiç olmazsa tüm dünyada olduğu gibi sigorta sistemi sayesinde gidenin yerine yenisini koyabiliriz" diyerek, zorunlu deprem sigortasını başlattık. Tabii bir de, bu depremde geçici konut, kalıcı konut dedik az da olsa bir şekilde sorunu çözdük ama bir daha böyle bir felaket yaşarsak, hayatta altından kalkamayacağımız gerçeğini gözönünde tuttuğumuzu da unutmamak lazım.

Zorunlu deprem sigortası uygulamasının üzerinden altı yıl geçti, arada sağolsun politikacılarımız siyasi rant elde etmek adına uygulamada delikler açsa, "zorunlu" tarafı sadece tabir olarak kalsa da bugün Türkiye genelinde 2.5 milyonun üzerinde konut sigortalandı. Fakat, daha sigortalanacak 10 milyon konut var.

Türkiye’nin asıl deprem gerçeği

Depremle yaşama gerçeğinden mi bahsediyorsunuz? On milyon konutun ve bu konut sahiplerinin depreme karşı hiçbir güvencesi yok. Allah göstermesin büyük bir deprem sonrası bu insanlar açıkta kalacak. Kanun gereği deprem sigortaları olmadığından Afet Yardımı’ndan da yararlanamayacaklar, çünkü malumunuz Afet Kanunu’nu değiştirdik Alın size, Türkiye’nin deprem gerçeği işte.

O yüzden, "depremle yaşamaya alışın" demeyi ağızlarına sakız etmiş ama ne anlama geldiğini kendileri bile bilmeyen profesörlerimizin, hocalarımızın, politikacılarımızın, sivil toplum örgütlerimizin asıl bu gerçeği ortaya koyup; eğer kendileri için değil halk için ortalardaysalar, halka "geleceğiniz için sigortanızı bir an önce yaptırın" mesajını vermeliler. Hem böylece komik duruma düşmez, daha inandırıcı olurlar hem de topluma bir faydaları dokunur. Toplum da depremle yaşama gerçeğinin ne olduğunu, ne yapmaları gerektiğini anlar.

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.