Yapı Sektörünün Haber Portalı

Ahşap Skene'den Taş Skene'ye

Efes, Aspendos ve Side'deki antik tiyatrolar, tarihi iliklerinize dek hissetmenizi, tarihin içinde dolaşıyormuş duygusunu yaşamanızı sağlayan kesişm

Ahşap Skene'den Taş Skene'ye
Efes, Aspendos ve Side'deki antik tiyatrolar, tarihi iliklerinize dek hissetmenizi, tarihin içinde dolaşıyormuş duygusunu yaşamanızı sağlayan kesişme noktaları aslında. Bu anlamda antik tiyatroları yeniden asal işlevine, yani tiyatro sanatına açan girişimler, etkinlikler, festivaller, sanatçıları ve seyircileri tarihle tiyatronun buluştuğu bir kavşakta bir araya getirerek, kültür hayatımıza da önemli bir katkı sağlıyorlar.

'Antigone'nin Efes, Aspendos ve Side antik tiyatrolarında sahnelenerek üç oyunda toplam yirmi bin seyirciyle buluştuğu yaz turnesinin ardından, sıcak kavramına ilişkin imgelemimin zenginleştiğini, kapalı yarım dairesi içinde kavurucu bir girdap yaratan Aspendos'un ve onunla birlikte taş imgesinin zihnimde sıcakla bütünleştiğini söyleyebilirim.

Efes ve Aspendos: İki farklı dünya

Aspendos'ta bu çağrışımı asıl pekiştiren, sanırım arkada yükselen ve taşı dantel gibi işlemenin bir örneğini sunsa da, heybetiyle yine de ezici bir etki yaratan skene duvarı. Efes'teki antik tiyatroda sahnenin arkasındaki sütun dizisiyle bütünleşip, kendisini çevreleyen doğa içinde eriyen bakış açısı, arkadaki görkemli 'skene' duvarlarıyla Aspendos'ta tamamen, Side'de ise kısmen kesintiye uğruyor.

'Sahne' nin Batı dillerindeki karşılığı olan scene sözcüğünün kökeninde Yunanca skene terimi bulunuyor. Aslında skene ilk başlarda, önündeki daire biçimli oyun alanına dahil edilmemiş, aktörlerin masklarının, çeşitli araç gereçlerinin içine konduğu, içeride hazırlık yapabildikleri ahşap bir yapı, bir tür kulis. Antik Yunan tiyatrosundaki ahşap skene'nin boyutları -ahşap oldukları için bu yapılardan geriye bir iz kalmamış- tam olarak bilinemiyor, ama kesin olan iki şey var: a) Sahnenin de yükseltilmesine neden olabilecek kadar yüksek yapılar söz konusu değil; b) Skene ile seyirci bölümü arasında kalan boşluklardan oyuncular sahneye girip çıkabiliyor ve sahne uzamının dışarıya açıklığı nedeniyle uzun süre seyircinin görüş alanı içinde kalan bu giriş çıkışlar dramatik gerilimi yükseltici etkenler olarak kullanılıyor. Antik Roma'da ise sahnenin dışarıya, içinde yer aldığı coğrafyaya açılımı kapatılıyor, skene duvarı ahşaptan taşa dönüşüyor -ve dolayısıyla Aspendos'un görkemli skene'si gibi kalıcılaşıyor- ve bu devasa duvarın önünde oyuncuların, deyim yerindeyse cüceleşmesini engellemek için sahne yükseltiliyor.

Değişen tiyatro anlayışı

Ama tiyatro yapısından kaynaklanan bu değişimde, tiyatro yapıtının kendisindeki bir değişim de mutlaka rol oynuyor: Antik Yunan tiyatrosunun dramatik aksiyonu ve diyaloğu öne çıkaran, sahne ile seyirci arasında bağlantı olarak koroyu kullanan oyunlarında, aktör-koro-seyirci yerleşiminin eşdüzeyliliği dramatik açıdan da bir anlam ifade ediyor. Antik Roma'da ise -en azından Yunan etkisi öne çıkıncaya kadar- diyaloğu değil monoloğu, aksiyonun manzum biçiminde, sık sık şarkıyla ve tek tek aktörler tarafından anlatılışını yeğleyen, koroya yer vermeyen ve dramatik gerilimi önemsemeyen -siyasal bakımdan da yaşayan yurttaşların, dolayısıyla kent yaşamının eleştirisini hoşgörmeyen- bir anlatım biçimi ağırlık kazanıyor.

Günümüzde de Aspendos ve Side'deki antik tiyatroların içine -modern- sahne yükseltileri kurulmuş durumda. Efes'te ise böyle bir şey yok. Aspendos'un skene duvarı -en azından dikey olarak- tüm heybetiyle ayakta durduğu için bu yükselti bir anlamda kabul edilebilir. Ama çok güzel bir yapı olan Side Antik Tiyatrosu'nda arkadaki duvarın yarı yıkılmışlığı, antik yerleşimden modern kente kadar uzanan panoramayı da gözler önüne sererek sahneyi bir anlamda rahatlattığı için, tüm sahne alanını kaplayan modern podestten vazgeçilebilir belki de. Aslında Aspendos'ta bile gösterilerin antik çağda oldukları gibi gündüz değil de çağımızın aydınlatma olanaklarından yararlanılarak gece yapıldıkları düşünülürse, ışığın arkadaki skene duvarını görelileştirebilecek etkisinden yararlanılarak sahne yükseltisinin biraz daha aşağı çekilmesi, seyirciyle farklı bir ilişki aranması düşünülebilir.

Tarih ve tiyatro

Efes, Aspendos ve Side'deki antik tiyatrolar, tarihi iliklerinize dek hissetmenizi, tarihin içinde dolaşıyormuş duygusunu yaşamanızı sağlayan kesişme noktaları aslında. Tarihle tiyatronun, tarihle sahnenin buluştuğu yerler. Bu anlamda antik tiyatroları yeniden asal işlevine, yani tiyatro sanatına açan girişimler, etkinlikler, festivaller, sanatçıları ve seyircileri tarihle tiyatronun buluştuğu bir kavşakta bir araya getirerek, kültür hayatımıza da önemli bir katkı sağlıyorlar.

Ayşe Emel MEŞCİ

0 Yorum

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.